BÖLÜM 2 - DAVRANIŞLARI YÖNETMEK

MODÜL 4
UYGULAMALI DAVRANIŞ ANALİZİ

Uygulamalı Davranış Analizi

Modül Kazanımları

Uygulamalı davranış analizi, davranış analizinin geliştirdiği öğrenme ve davranış ilkelerinin sosyal açıdan önemli insan davranışlarına uygulanarak yeni davranışların öğretilmesi, uygun olmayan davranışların uygun davranışlarla değiştirilmesi ya da ortadan kaldırılması süreci olarak tanımlanır. Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklar için bilimsel dayanakları en güçlü biçimde ortaya konmuş uygulama ve müdahale tekniklerini içerir. Davranış analizi çalışmaları (a) deneysel davranış analizi ve (b) uygulama davranış analizi olmak üzere iki grupta toplanır.  UDA’da yer alan sözcüklerin her birisinin UDA’yı açıklamakta özel anlamı vardır.

Uygulamalı: Uygulamalılık ile sosyal açıdan önemli davranışların ele alındığı ifade edilir.

Davranış: Gözlenebilir ve ölçülebilir davranışlarla çalışılması gerektiği vurgulanır. Bir bireyin sahip olduğunu düşündüğümüz becerileri için sıklıkla “bilir, kavrar, fark eder” gibi ifadeler kullanılmaktadır. Ancak bir davranış ya da beceriye sahip olma durumunu bu biçimde betimlemek davranışsal bir ifade değildir. “Rakamları bilir” gibi bir ifade gözlenebilir ve ölçülebilir bir ifade değildir. Bir diğer deyişle, bir birey gözlenerek rakamlar konusunda bilgisi olup olmadığı anlaşılamaz; dolayısıyla da ölçülemez. Oysa, “sorulduğunda rakamları gösterir” ya da “rakamları sesli olarak söyler/okur” gibi ifadeler bilginin gözlenebilir ve ölçülebilir bir yapıda ele alındığı davranışsal ifadelerdir. İlk örnekte yer verilen ifadelerden her birimiz farklı anlamlar çıkarabilirken ikinci örnekte sıralanan ifadelerden ne anlamamız gerektiği net olarak anlaşılabilmektedir ve kişiyi gözleyerek bu davranışları sergileyip sergileyemediğini ya da hangi doğruluk düzeyiyle serilediğini objektif olarak görebiliriz.

Analiz: Daha önceki modüllerde ve bu modülde de değinildiği gibi uygulamalı davranış analizi uygulamalarında davranışa neden olan uyaranlar belirlenir. Gerektiğinde de bu uyaranlarda değişiklik yaratılarak, ortama yeni uyaranlar eklenerek davranış değişiklikleri veya öğrenme gerçekleştirilir. Dolayısıyla, analiz ile davranışa neden olan uyaranlar ve davranış arasındaki neden-sonuç ilişkisi ortaya konur. Uygulamalı davranış analizi alanında uygulanan pek çok uygulama vardır ve bu uygulamaların hepsinde neden-sonuç ilişkisi gözlenebilir ve ölçülebilir şekilde ele alınır.

Bu Modülde uygulamalı davranış analizi sürecini anlaşılır biçimde açıklayabilmek için uygulamalı davranış analizi ilkelerinin kullanılarak geliştirildiği uygulamaları (a) davranış yönetimi ve (b) öğretim olmak üzere iki temel başlıkta ele alarak açıklamaya çalışalım.

Davranış Yönetimi Açısından Uygulamalı Davranış Analizi

Uygulamalı davranış analistlerince, çevre çocuğun davranışlarının temel kaynağıdır.

Uygulamalı davranış analizinde gözlenebilir davranışlar ele alınır ve insan davranışlarını etkileyen çevresel özellikler betimlenir. Davranışın öncesinde ve sonrasında neler olduğuna ilişkin detaylı gözlemler yapılarak bilgi toplanır.

Örneğin, ağlayan bir çocuk için ağlamaya neden olan içsel durumların/uyaranların, (örn., açlık, susuzluk, ağrı hissi ya da çocuğu duyusal olarak fazlaca uyaran ses, ısı, ışık gibi uyaranların ortamda bulunması) ya da öğrenilmiş durumların (örn., nesne elde etme için ağlama, çevresindeki yetişkinin ilgisini elde etme için ağlama, zor bir durumdan kaçma için ağlama) neler olduğu anlaşılmaya çalışılır. Birinci grupta yer alan durumların varlığında ortaya çıkan uygun olmayan ya da problem davranışlar çocuklarda bir öğrenme yaşantısına bağlı olmaksızın gelişirken ikinci durumda verilen örneklerin çocukta öğrenme yaşantısına bağlı olarak ortaya çıktığı bilinmektedir. Dolayısıyla, problem davranışın kaynağına bağlı olarak, iki grup davranışa yönelik, müdahaleler de farklılaşmaktadır. Modül 8’ de problem davranışlara müdahale konusu ayrıntılı olarak ele alınmıştır. İzleyen bölümde 3 yaşındaki İnci’de sorun davranışa yol açan ortam özellikleri betimlenmeye çalışılmıştır.

“İnci anneannesinin evinden ayrılıp annesinin arabasına bindiği sırada, araba çalıştırıldığında kapının açık olmasıyla arabadan çıkan sesten (uyarandan) rahatsız olarak ağlamaya ve koltuğunu tekmeleyeme başlamıştır. İnci problem davranışlar sergilerken diğer yandan da arabanın çıkardığı sesten kuırtulmak için “anneanneme gidelim” demektir. İnci’nin annesi önce ne olduğunu anlayamazken İnci’nin mekanik seslere karşı verdiği tepkiyi anımsamış ve arabadan gelen sesin İnci’nin uygun olmayan davranış sergilemesine yol açtığını fark etmiştir. Annesi İnci’ye bu sesin nedenini açıkladığında, İnci’nin davranışı sona ermiştir”.

Günlük yaşantımızda bu olaya benzer pek çok örnekle karşılaşmaktayız. Örneğimizde arabadan gelen uyarı sesinin İnci’nin ağlama davranışına yol açtığı görülmektedir.

Bazen de davranış sonrasında sunulan bir uyaran olumlu davranışa neden olabilmektedir. Örneğin, giydiğimiz bir giysinin bize çok yakıştığının söylenmesi bu giysiyi tekrar tekrar giymemize neden olabilmektedir. Burada da davranışın tekrarlanmasına neden olan durum ya da olay başkalarının beğenisidir.

Dolayısıyla, olumsuz ve olumlu davranışlar içsel nedenlerle (örn., acıkma, susama, haz arama) gerçekleşebildiği gibi bir öğrenme yaşantısına bağlı olarak da gerçekleşebilmektedir. Şimdi sizler de anne-baba ya da öğretmenler olarak çocuklarınızda karşılaştığınız problemli davranışlar ve istendik davranışlar öncesinde, sonrasında ya da davranışın gerçekleştiği ortamda neler olduğunu anımsamaya çalışın.

Öncül-Davranış-Sonuç Kaydı (ÖDS Kaydı)

Uygulamalı davranış analizinde gözlem yapılarak elde edilen bilgi uygun davranışları artırmaya uygun olmayan davranışları ise azaltmaya yönelik uygulamaların planlanmasında kullanılır. Bu bilginin toplanmasında da genellikle Öncül-Davranış-Sonuç Kaydı (ÖDS kaydı) (ABC kaydı olarak da bilinmektedir) tutulur. ÖDS kaydında davranışın hemen öncesinde ve sonrasında neler olduğu davranışsal ifadelerle yorum yapılmaksızın yazılır. ÖDS kaydı tutma ile ilgili arıntılı bilgileri Modül 8’de bulabilirsiniz. İzleyen bölümde bir ÖDS kayıt örneği yer almaktadır. Örnek dikkatlice incelendiğinde, “annesi Ayşe’den bir şey yapmasını istediğinde Ayşe’nin uygun olmayan davranışlar sergilediği” görülmektedir.

ÖDS kaydının en temel yararı davranışın gerçekleştiği doğal ortamda doğrudan gözlenmesini sağlaması; en temel sınırlılığı ise, önemli miktarda zaman ayırmayı gerektirmesidir.

ÖDS kaydından elde edilen bilgilere dayalı olarak (a) davranış öncesi uyaranlarda, (b) ortam düzenlemeleri ve/veya (c) davranış sonrası uyaranlarda yapılabilecek planlamalarla davranış değişikliği hedeflenir. Yeni davranışlar kazandırma konusunun ele alındığı Modül 7’de ve problem davranışları azaltma konusunun ele alındığı Modül 8’de bu konularda ayrıntılı bilgileri bulabileceksiniz.

Sonuç olarak, bu açıklamalardan sonra davranış yönetimi açısından anne-baba ve öğretmenin rolü değerlendirildiğinde, çevre çocuğun davranışlarını açıklamada bu denli güçlü bir etkiye sahip olduğundan ve çevrede düzenleme yapabilecek en uygun kişiler olmanızdan dolayı anne-baba ve öğretmenler olarak çocuğunuzun davranışları üzerindeki etkilerinizin çok güçlü olduğu söylenebilir.

Öğretim Açısından UDA

UDA yalnızca davranış yönetimi kurmak amacıyla değil aynı zamanda çocukların bağımsız yaşama becerilerini kazanabilmelerini sağlamak için etkili öğretim sunmak amacıyla da kullanılır. Bu amaçla, çocuk bir değerlendirmeden geçer ve değerlendirme sonuçları dikkate alınarak çocuğa öğretilmesi hedeflenen becerilerle ilgili amaçlar belirlenir. Değerlendirmelerde taklit becerilerinin kazandırılması, eşleme, sınıflama becerilerinin kazandırılması gibi hedefler belirlenebilir. 

Kazandırılması hedeflenen beceri karmaşık bir beceri ise, kendisini oluşturan ve kendisinden daha küçük öğretilebilir davranışlara/basamaklara bölünür ve her bir basamak planlanarak öğretilir. Bu süreçte ipucu ve pekiştireç kullanımı, şekil verme, zincirleme gibi çeşitli uygulamalar ve stratejiler kullanılır. Örneğin, okula gitmek için hazırlanma davranışını ele alalım. Bunun için çocuk sabah uyanıp yatağından kalkmasıyla birlikte pek çok davranışı sergilemesi gerekir. Çocuğun sergilemesi gereken her bir davranış ise gerektiğinde kendi içinde basamaklara ayrılarak öğretim yapılabilir. Bağımsız olarak giyinme, elini yüzünü yıkama, kahvaltı yapma bu davranışlara örnek olarak verilebilir ve bu davranışların her biri çocuğun düzeyine bağlı olarak tek tek ve basamaklara bölünerek öğretilir. Yeni davranışlar kazandırma konusunun ele alındığı Modül 7’de bu konularda ayrıntılı bilgileri bulabileceksiniz.

Uygulamalı davranış analizi ilkeleriyle geliştirilen bazı uygulamalar oldukça yapılandırılmış biçimde yetişkinler tarafından sunulurken bazıları ise çocuğun ilgi ve gereksinimleri doğrultusunda doğal ortamlarda sunulabilmektedir. Çocuğa öğretilmesi hedeflenen davranış için çeşitli ortamlarda tekrar tekrar öğretim sunulur ve çocuğun davranışa ilişkin pratik yapması planlanır. Uygulamalı davranış analizi dendiğinde akla hemen ayrık denemelerle öğretim uygulamaları gelmektedir. Uygulamalı davranış analizi ve ayrık denemelerle öğretim kavramları eşanlamlı kavramlar değildir; ancak, yanlış bir biçimde eşanlamlı olarak kullanıldığı görülmektedir. Ayrık denemelerle öğretim uygulamalı davranış analizi şemsiyesi altında geliştirilmiş öğretim uygulamalarından yalnızca bir tanesidir.

Sonuç olarak, uygulamalı davranış analizi barındırdığı bilimsel dayanaklı uygulamalarla bir hizmet modeli olarak karşımıza çıkmaktadır ve yalnızca otizmli bireyler için değil, normal gelişim gösteren bireyler için yaşamın herhangi bir döneminde (bebeklik çağından yaşlılık dönemine değin), iş yaşamında ya da daha farklı ortamlarda davranış yönetiminde, çok çeşitli beceri alanlarında beceri kazandırmada (örn., toplumsal beceriler, dil becerileri, günlük yaşam becerileri) etkilidir. Uygulamalı davranış analizi aşağıda yer alan başlıklarda bizlere anlayışımızın gelişmesine yardım eder:

  • Davranış nasıl gelişir
  • Davranış çevreden nasıl etkilenir
  • Öğrenme nasıl gerçekleşir

Uygulamalı Davranış Analizinin Temelleri veTarihçesi

Uygulamalı davranış analizinin temelleri psikolojinin davranışçılık okulundan kaynaklanmaktadır. 20. yüzyılın başlarından itibaren psikolojide önemli gelişmeler olmuştur ve davranışçılık psikoloji alanında gücünü önemli ölçüde ortaya koymuştur. Davranışçılık diğer yaklaşım ve kuramlardan bilimsel yöntemleri, özellikle deneysel yöntemleri, kullanması nedeniyle önemli farklılıklar göstermiştir. Davranışçılık temelde aşağıda sıralanan üç büyük kuramcının etkisi altında şekillenmiştir:

Pavlov klasik koşullama kuramını ileri sürmüştür. Klasik koşullama kuramına göre çevresel uyaranlar organizmada öğrenmeye, bir diğer deyişle, öğrenilmiş tepki sunmaya, yol açmaktadır. Bir fizyolog olan Pavlov, klasik koşullama kuramını ağırlıklı olarak köpeklerin sindirim sistemleri üzerinde çalışırken geliştirmiştir. Klasik koşullama kuramına göre öğrenme davranış öncesinde bulunan uyaranlar aracılığıyla öğrenilir. Şöyle ki, başlangıçta organizmada herhangi bir tepkiye yol açmayan bir durum, organizamada belirli bir tepkiye yol açan daha güçlü bir durum ile eşlenerek bir süreliğine sunulursa ileride bu güçlü durum olmasa bile başlangıçta bireyde herhangi bir tepkiye yol açmayan durum aynı tepkiye yol açar. Zil sesinin önceleri köpekte bir anlam ifade etmediği ancak bir süreliğine et ile birlikte sunulduktan sonra köpeğin et olmaksızın yalnızca zil sesini duymasıyla salya salgıladığını daha önceki bilgilerimizden anımsayalım.

Watson, Pavlov’un kuramını insan davranışları üzerinde kullanarak klasik koşullama kuramının yaygınlaşmasını ve çalışma alanını genişletmiştir. Skinner ise, çalışmalarıyla davranışçılık ekolüne edimsel koşullama kuramını kazandırmıştır. Skinner edimsel koşullama kuramında davranışların öğrenilmesinde ya da söndürülmesinde davranış sonrası uyaranların önemli rol oynadığını ifade ederek klasik koşullamadan farklılaşan yönünü, davranış sonrası uyaranların rolünü, günyüzüne çıkarmıştır. Skinner ve ardından gelen kuramcılar pekiştirme, pekiştirme tarifesi, ipucu, silikleştirme, şekil verme gibi pek çok kavram ve davranış ilkeleri üzerinde çalışmış ve kuramı zenginleştirmişlerdir. Edimsel koşullama kuramında ileri sürülen ilke ve kavramlar günümüzde davranış analizi konusunda önemli rol oynamaktadır.

Otizmle ilgili uygulamalı davranış analizi çalışmaları 1960’lı yıllarda O. Ivar Lovaas tarafından başlatılmıştır. Lovaas yazarı olduğu “The ME Book” isimli kitapta bir müfredat oluşturmuş, bu müfredatın ne sırayla ve nasıl öğretileceğini açıklamıştır. Ardından Lovaas ve ekibinin ve diğer araştırmacıların yürttükleri çalışmalar kapsamında elde edilen bulgular ışığında “Teaching Individuals with Developmental Delays: Basic Intervention Techniques” kitabı alana kazandırılmıştır. Günümüzde halen uygulamalı davranış analizi ilke ve yöntemlerinin etkililik ve verimliliklerini inceleyen çok sayıda çalışma yürütülmekte ve bu çalışmalara bağlı olarak  program önerisinde bulunulmaktadır.

Uygulamalı Davranış Analizi Neden Tercih Edilmelidir?

Uygulamalı davranış analizi temelli uygulamaların otizme müdahale yöntemleri açısından oldukça güçlü bilimsel bulguları vardır. Uygulamalı davranış analizinin etklililiğini inceleyen ve hakemli dergilerde yayımlanmış binlerce deneysel araştırma olduğu gibi bu araştırmalara her geçen gün yenileri de eklenmektedir. Modül 2’de de değinildiği gibi, uygun müdahaleye karar verirken bilimsel dayanaklarının oluşmuş olmasına özen gösterilmesi başarıyı elde etme açısından son derece önemlidir. Amerikan Pediatri Akademisi  ve Amerikan Kamu Sağlığı – Otizm Birimi gibi pek çok bağımsız kuruluşlar uygulamalı davranış analizi uygulamalarını otizm alanında en güçlü seçenek olarak ifade ederler.

Uygulamalı davranış analizinin tercih edilmesinde etkili olmasının yanısıra, dinamik bir yapıya sahip olmasının da rolü vardır. Uygulamalı davranış analizi uygulamaları sırasında etkili kararlar alabilmek için uygulama boyunca sürekli olarak veri toplanmaktadır. Gerektiğinde uygulamalar sırasında uygulamaya yönelik düzeltme, uyarlama ve değişiklikler yapılabilmektedir. Uygulama sırasında çocukta eğitsel ya da davranışsal açıdan bir gelişmenin görülmemesi, bir durağanlık olması durumunda uygulamacı uygulamasına ilişkin çeşitli ögeleri (örn., sunulan yönerge, ipucu, pekiştireçler ya da bizzat kullanılan uygulamayı) değiştirmek ya da uyarlamak üzere kararlar alır. Bu durum uygulamalı davranış analizini otizm konusunda geliştirilen diğer uygulamalardan ayıran önemli bir noktadır.

Kimler Uygulamalı Davranış Analizi Hizmeti Sunabilir?

Uygulamalı davranış analizi hizmetleri psikoloji, özel eğitim veya ilişkili alanlardan mezun kimseler tarafından sunulabilir. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde bu hizmetler uygulamalı davranış analizi konusunda lisansüstü düzeyde ya da sertifika eğitimi almış kimseler tarafından yürütülmektedir. Türkiye’de bu konuda eğitim sunan tek program Anadolu Üniversitesi’nde yürütülmektedir. Program Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde açılan Uygulamalı Davranış Analizi Anabilim Dalı’nda Otizmde Uygulamalı Davranış Analizi Tezli Yüksek Lisans Programı’dır. Programın amacı Türkiye’de otizmli bireylere yönelik terapi/sağaltım sunacak, otizmli bireylerin topluma kazandırılması ve toplumun bu anlamda bilinçlendirilerek kamuoyu yaratılmasında yardımcı olacak olan davranış analizi uzmanların yetişmesini sağlamaktır. Bu tür çabaların artması ve programların yaygınlaşması, kapsamlı sertifika programlarının düzenlenmesi ülkemizde otizmli çocuk ve ailelere nitelikli hizmetlerin sunulabilmesinde ve model teşkil etmesinde önemlidir. Ancak, diğer tarafından, ülkemizde,  bu tür bir eğitime sahip olmayıp uygulamalı davranış analizi uygulamalarını uygularak davranış analisti olarak kendisini tanıtan uzmanlara sıkça rastlanmaktadır. Dolayısıyla, çocuğunuz için bu tür hizmetleri almak istediğinizde bu açıdan da değerlendirme yapmanız önemlidir.

Uygulamalı Davranış Analizinin Yan Etkileri

Uygulamalı davranış analizi uygulamaları etkili uygulamalar olmasına karşın çeşitli yan etkilerin görülme olasılığı vardır. Davranış analisti bu yan etkileri uygulama öncesinde ya da sırasında öngörerek ortaya çıkmasını engelleyebilir ya da ortaya çıktığında bu yan etkileri kontrol altına alabilir.

Anne-baba ve eğitimciler olarak uygulamalı davrnış analizi temelli uygulamalar gerçekleştireceğiniz zaman sizlerin de bu noktalara uygulama öncesinde dikkatinizi yöneltmeniz uygun önlemler alabilmeniz açısından önemlidir.

Aşağıda sıralanan yan etkilere maruz kalmamak için durağan ve katı bir program uygulamaktansa dinamik ve öğretim içinde çeşitlilik sağlayacak nitelikte uygulamalar gerçekleştirilmelidir. Örneğin, önceleri birebir öğretimle başlanıp çocuk ilerleme gösterdikçe küçük grup, uygun olduğunda büyük grup düzenlemelerine yer verilmelidir. Çocuğa akranlarıyla yetişkin ilgisini paylaşma öğretilmelidir. Çocuğa sıra almayı, öğretmen ya da anne-babanın başka öğrenci, kişi ya da durumlara dikkatlerini yönelttiği sırada uygun biçimde beklemeyi öğretmek çocuğun ilgi gereksinimini uygun yollardan karşılamasına yardımcı olacaktır. Genelleme için ise öğretimin en başında planlama yapmak çocuğun aşırı seçici olmasını (davranışı yalnızca öğrendiği durum, ortamda ya da öğrendiği araç gereçlerle sergilemek) önleyebilir.

Bağımlılık: Uygulamalı davranış analizi uygulama ve stratejilerinde ipucu çocuğa hata yapmasını önlemek ve kendisinden beklenen davranışı sergilemesini sağlamak amacıyla ivedilikle sunulmaktadır. Ancak, bu durum çocuğun ipuçlarına ve ipucunu sunan yetişikinlere bağımlılık geliştirmesine yol açabilmektedir. Çocuğun ipucuna olan bağlılığı etkili ipuçlarının belirlenmesi ve ipucunun en uygun zamanda silikleştirilmesiyle kontrol altına alınabilir. İpucunun silikleştirilmesine ilişkin ayrıntılı açıklamaları Modül 7’de bulabilirsiniz.

Yalnızca belirli ipuçlarına tepkide bulunma: Uygulama sırasında katı rutinlerin bulunması ve çocukla iletişim kurulurken gereğinden fazla basit bir dil kullanılıyor olması çocuğun tepkilerinin genellenememesine ve yalnızca belirli durumlarda tepkide bulunmasına yol açabilmektedir. Dolayısıyla, gerektiğinden daha basit bir dil kullanılmamalı ve kullandığınız dili çeşitlendirmelisiniz.

İlgi arayışı: Çocuğun etrafında çocuğa ilgisini yönelten bir yetişkinin sürekli olarak bulunması çocuğun bu anlamda bir ilgi arayışı içine girmesine neden olabilmektedir. Çocuk uygun davranışlar sergileyerek ilgi elde edemediği durumda da çoğunlukla uygun olmayan ya da problem davranışlar sergilemektedir. Bu nedenle, mümkün olan durumlarda kardeşler, akranlar ve çevredeki diğer yetişkinlerin çocukla etkileşimini sağlayabilirsiniz. Ayrıca, çocuğun  ilgi talebi nedeniyle uygun olmayan davranışlar sergilemeye başladığını fark ettiğiniz mutlaka bu davranışı kontrol edebilecek planlama yapmalısınız. Bu konularda daha detaylı bilgilere Modül 8’de yer verilmiştir.

Esnek olmama: Rutinin aşırı vurgulanması ve bir durum/uyaranın farklı örneklerinin yeterince tanıtılamaması nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Dolayısyla, bu durumu kontrol edebilmek için çocukla olan etkileşiminizi değerlendirebilirsiniz. Mutfakta yemek masasını hazırlarken (örn., renk, sayı sayma,  nesne ismi öğretme), çocuğunuzu okula hazırlarken (örn., renk, giysi ismi öğretme) karşınıza çıkan fırsatları değerlendirerek rutin dışındaki etkileşim fırsatlarını kullanabilir ve bir durum ya da uyaranın farklı örneklerini farketmesini sağlayabilirsiniz. Örneğin, giyinme soyunma becerileri yapılandırılmış bir biçimde değil çocuk dışarı çıkacağı zaman ve çocuğunuzu giydirirken giysilerin isimleri, renkleri gibi özellikleri hakkında konuşarak daha esnek bir yapı oluşturabilirsiniz.

Hata yapmama: Doğru tepkide bulunma konusunun aşırı vurgulanması ve önemsenmesi ve hatalı sonuçlanma olasılığı bulunan girişimlerin ya da deneme yanılma yoluyla gerçekleşen girişimlerin pekiştirilmemesi nedeniyle çocukta her zaman için doğru olma gereksinimi yaratabilmektedir. Hatalı tepkilerde abartılı yüz ifadeleri veya abartılı ses tonu  kullanımından kaçınılmalıdır.