BÖLÜM 2 - DAVRANIŞLARI YÖNETMEK

MODÜL 5
ÖĞRETİM ORTAMI OLUŞTURMA

Geçişlerin Planlanması

Modül Kazanımları

Otizm spektrum bozukluğu olan çocukların en temel özelliklerinden birisi çevrelerinde hiçbir değişikliğin olmamasını istemek ve değişikliklere direnç göstermektir. Oyuncak arabalarını sürekli olarak aynı şekilde dizmek, araba dizilerinden herhangi biri bozulur ya da bir araba diziden çıkarılırsa şiddetli tepki göstermek gibi davranışlar sıklıkla gözlenmektedir. Bunun yanı sıra günlük rutinlerinde herhangi bir değişiklik olması çocukları çok rahatsız etmekte, her gün her şeyi aynı sırayla yapma konusunda ısrarcı olabilmektedirler. Örneğin, her gün önce pijamalar çıkarılmalı, sonra yüz yıkanmalı ve çocuk musluğu kendi açıp kapamalıdır. Okula her gün aynı yoldan gidilmeli, okuldan gelince hemen televizyon seyredilmelidir. Bu ve benzeri rutinlerin bozulması çocukta ağlama, bağırma ya da kendini yere atma gibi davranışlarla gözlenen öfke nöbetlerine yol açabilmektedir. Bu özellikler nedeniyle öğretim sürecinde bazı sorunlarla karşılaşabilirsiniz.

Çocuk günlük rutini değiştiği için öğretim oturumlarına tepki verebilir ve sizinle çalışmak istemeyebilir. Benzer şekilde öğretim sırasında bir etkinlikten diğer etkinliğe geçerken itiraz edebilir ya da tüm öğretim oturumunda hoşuna giden tek bir etkinliği yapmak isteyebilir. Bu durum, yetişkinin bir etkinliğin bittiğine ilişkin verdiği sözel yönergeleri anlamadığı için ortaya çıktığı gibi, daha sonra yapılacak etkinliğin ne olduğunu bilmemesinden dolayı ortaya çıktığı da gözlenebilir. Otizm spektrum bozukluğu olan çocukların dikkatlerini bir etkinlikten diğerine yönlendirme ve rutinlerdeki değişiklikleri kabul etmedeki bu güçlükleri nedeniyle günlük yaşamlarının daha yordanabilir olmasına gereksinim duymaktadırlar. Bu nedenle, öğretim oturumlarına başlayabilmek, çocuğun etkinlikten etkinliğe geçişlerdeki direncini azaltmak için geçiş stratejileri, bir başka deyişle sözel, işitsel ve görsel uyaranlar kullanılır.

 

Sözel Uyaranlar: Sözel uyaranlar çocuğa verdiğiniz yönergelerdir. Çocuğunuza çalışma zamanının geldiğini açık ve net yönergelerle ifade etmelisiniz. Örneğin “hadi bakalım gel, şimdi çalışacağız sonra da birlikte televizyon seyrederiz.” gibi uzun ve anlaşılması zor olan bir yönerge yerine “Ali! Çalışma zamanı!”, “Defterini kaldır!”, “Mutfağa gel, yemek yiyeceğiz!” gibi kısa ve açık yönergeler vermeniz çocuğunuzun bu yönergeyi daha kolay anlamasını sağlayacaktır.

Her gün öğretime başlarken tutarlı olarak kullanabileceğiz bir yönerge belirlemeniz, çocuğun bu yönergeye uymasını ve çalışma yerinize doğru yönelmesini kolaylaştıracaktır. Yönerge verirken sıralanan noktalara dikkat ederek vermeye çalışınız:

  • Çocuğun gelişimsel düzeyine uygun ve anlayabileceği yönergeler veriniz (örn., “ayakkabı dolabının üst katında sağdaki terliği al” gibi bir yönerge çoğu çocuk için kolay anlaşılabilir olmayacaktır.)
  • Uygun ses tonu kullanınız
  • Çocuğunuzun size dikkatini yönelttiğinden emin olunuz.

Görsel Uyaranlar: Görsel uyaranlar çocuğa öğretim zamanını ya da etkinlikten etkinliğe geçiş zamanını bildiren görsel işaretlerdir. Çocuğun öğrenme oturumlarına başlamaya direnç göstermesini azaltmanın en iyi yolu, görsel plan olarak adlandırdığımız, çocuğa günün hangi saatinde hangi etkinliği yapacağını gösteren plan hazırlamaktır. Görsel planlara ilişkin açıklamaları Modül 13’te bulabilirsiniz.

Görsel plan çocuğun yaşı ve gelişimsel düzeyine göre resimli ya da yazılı olabilir. Çocuk görsel planlar ile o gün yapacağı tüm etkinlikleri önceden yordayabilir, böylece günlük rutinin bozulmasına vereceği tepki de azalmış olur. Anne-baba ya da öğretmen öğretim oturumları için hazırladıkları etkinlik çizelgeleri ile de çocuğun öğretim sırasında etkinlikten etkinliğe geçerken ortaya çıkabilecek direnci önlemiş olur. Aşağıda farklı çocuklar için hazırlanmış ve saatlerini de gösteren yazılı ve resimli iki görsel plan örnek olarak verilmiştir.

Etkinlik çizelgeleri yanı sıra mutfak saatini kullanmak ve öğretimin başlama zamanını anımsatacak şekilde saati kurmak çocuğa çalışma saatini hatırlatacaktır. Daha önce de belirtildiği gibi, her gün tutarlı olarak aynı saatte çalışmayı planlamak ve mutfak saatini bu saate ayarlamak birçok anne-babanın kullandığı yöntemdir. Çocuk saatin sesini duyduğu zaman çalışma zamanının geldiğini anlar ve çalışma ortamı olarak belirlediğiniz ve her gün çalıştığınız yere gider. Mutfak saatinin yanı sıra farklı materyalleri de geçişleri kolaylaştırmak amacıyla kullanabilirsiniz. Örneğin Zeynep Hanım, Oğuz’la çalışma saatinin bulaşık makinesini çalıştırması ile başladığını, makinenin “çalıştır” düğmesine Oğuz’la birlikte bastıklarını ve Oğuz’un hemen yatak odasına yöneldiğini söylemektedir. Zeynep hanıma göre Oğuz bu rutine kolayca alışmıştır, her akşam birlikte bulaşık makinesini çalıştırdıktan sonra hiç direnmeden çalışma yerlerine doğru gitmeyi öğrenmiştir.