BÖLÜM 2 - DAVRANIŞLARI YÖNETMEK

MODÜL 5
ÖĞRETİM ORTAMI OLUŞTURMA

Eğitimde Anne-Babaların Rolü

Modül Kazanımları

Anne-babaların yaşam döngüsü içinde çocuklarıyla ilgili olarak çok çeşitli rol ve sorumlulukları vardır. Bunlardan birisi öğreticilik rolüdür ve anne-babalar çocuklarının ilk öğretmenleridir. Anne-babaların öğreticilik rolünü üstelenerek çocuklarına çok çeşitli becerileri (örn., ortak dikkat becerisini , alış-veriş becerileri, oyun becerileri) öğretebildiklerini gösteren çok sayıda bilimsel çalışma vardır. Bu nedenle anne-babanın çocuklarının eğitim sürecinde çocuğunun öğretmeniyle birlikte çalışarak çocuklarına çeşitli becerilerin öğretimini gerçekleştirmeleri planlanabilmektedir. Anne-babaların öğretici rolünü üstlenmeleri aşağıda sıralanan yararları sağlar:

  • Çocuğun yeni beceriler öğrenmesine zemin hazırlama
  • Eğitimin çocuk üzerindeki olumlu etkilerinin artmasına yol açma
  • Çocuğun eğitimine ilişkin ortak amaçlar oluşturulmasını ve ortak beklentiler geliştirmelerini sağlama
  • Çocuğun edindiği becerileri genelleyebilmesine destek olma

Anne-babaların öğreticilik becerilerini inceleyen araştırma bulgularından hareketle uzmanlar otizmli çocuğu olan anne-babaların uygulamalı davranış analizi konusunda eğitilmeleri ve onların çocukla çalışan kişilerin oluşturduğu ekibin bir parçası olmaları gerektiğini kabul etmektedirler. Anne-babaların uygulamalı davranış analizi konusunda eğitim almaları ve öğretim sürecine aktif katılmaları, diğer bir deyişle ev ortamında çocukları ile çalışmaları, hem otizmli çocuklara sağlanan hizmetlerin sürekliliğini sağlamakta hem de müdahale ile elde edilen kazanımların genellenmesini sağlamaktadır. Birçok çalışmada anne-babanın çocuğunun öğretmeni ile bireyselleştirilmiş eğitim planının hazırlanması aşamasından itibaren birlikte çalışması ve çocuğun eğitimini öğretmenle birlikte biçimlendirmesi ile çocukların gelişimsel kazançlarının arttığı kanıtlanmıştır.

Anne-babalar otizmli çocukların hem değerlendirilmesi hem de eğitimin planlanması sürecinde uzmanların en önemli paydaşlarıdır. Çünkü çocukları hakkında, başka yerden öğrenilmesi mümkün olmayan bilgileri anne-babalar uzmanlara sağlar, çocuğu nelerin motive ettiği, ilgileri, istekleri ve farklı ortamlardaki davranışları hakkında çok değerli bilgileri uzmanlarla paylaşırlar. Bu bilgiler çocuğun eğitiminin planlanması, öğretim hedeflerinin seçilmesi ve öğretim sürecinin temelini oluşturur. Ayrıca, anne-babalar çocuğa uygulanan müdahale programlarını ev ortamında uygulayarak okul ortamında öğretilen becerilerin ev ortamına ve diğer ortamlara genellenmesini kolaylaştırabilirler.

Anne-babaların ev ortamında çocukla çalışabilmeleri, yeni beceriler öğretebilmeleri ve öğrenilen becerilerin genellenmesini sağlamaları için öncelikle eğitim ortamının hazırlanması konusunda bilgi sahibi olmaları gerekmektedir. Bu nedenle, bu modülde öğretim ortamı nasıl hazırlanmalı, çocukla günde kaç saat çalışma yapılabilir, en etkili çalışma zamanı ne zamandır, evde çalışma yeri neresi olabilir ve benzeri konularda temel bilgiler verilmesi planlanmıştır.

Öğretim Ortamı Oluşturma

Çocukla çalışırken ilk yapılması gereken şey öğretim ortamının hazırlanmasıdır. Okul ya da bir kurumda çocukla çalışılacak ise öğretim ortamının asgari koşulları sağlanmış olabilir (yine de ek düzenlemeler yapılması söz konusu olabilir). Ancak ev ortamında çalışılacağı zaman düzenleme yapılması gerekecek daha çok durum söz konusu olacaktır. Diğer taraftan, daha önce de ifade edildiği gibi öğretim ortamının hazırlanması genellikle göz ardı edilmektedir. Ortamda çocuğun dikkatini dağıtabilecek çeşitli etmenler (örn., televizyonun açık olması, masada çalışılıyorsa masanın düzenlenmemiş olması, çalışılacak ortamda çocuğun dikkatini dağıtabilecek kimselerin ya da olayların gerçekleşiyor olması), odanın ısı, ışık gibi fiziksel koşulları gözden geçirilerek düzenlemeler yapılmalıdır. Öğretim ortamını fiziksel olarak hazırlarken ortamı iki açıdan ele alabilirsiniz.

  • Çocuğun dikkatini dağıtabilecek öğrenmesini engelleyebilecek koşulları düzenleme
  • Çocuğun öğretim sırasında mola aldığında rahat ve keyifli zaman geçirmesini sağlayacak koşulları düzenleme

Öğreteceğiniz becerileri ne kadar doğru belirlerseniz belirleyin, öğretim yöntemlerini ne kadar iyi bilirseniz bilin ve hatta öğretim materyaliniz amacına ne kadar uygun olursa olsun, öğrenme ortamını hazırlamadığınız zaman öğretim süreci başarılı olmayabilir. Bazen çok iyi hazırlanmış bir öğretim planı bile ortamın uygun olmaması nedeniyle amacına ulaşamaz. Ortamda olan oyuncaklar ya da gazeteler çocuğun dikkatini çekebilir, açık olan televizyonun sesi sizinle çalışmasını, gösterdiklerinize dikkat etmesini engelleyebilir, çocuğunuzla birlikte çalışırken cep telefonunuzu yanınızda bulundurmanız çocuğunuzun göstermesini hedeflediğiniz ilgisinin dağılmasına yol açabilir. Çocuğunuzun etrafında onun dikkatini çekecek gürültü, nesneler ve kişiler varsa, size bakmasını ya da istediğiniz nesneyi size vermesini söylediğiniz zaman, istediğinizi yapması için zorlamanız gerekebilir. Bu nedenle öğretimin başarılı bir şekilde yapılabilmesi için öncelikle ortamın öğrenme için hazırlanması gereklidir.

Ortamın hazırlanması, başarının artmasını sağlamak amacıyla öğrenme ortamını bozacak etmenleri dikkatli bir şekilde azaltmak demektir. Öğretmen ya da anne-baba ortamı, çocuğa öğretim sırasında istenen davranışların sergilenmesi ve beklentileri karşılamasına izin verilecek şekilde düzenlemelidir. Yani, ortamı hazırlayarak dolayısıyla çocuğun dikkatini çeken uyaranları azaltarak çocuğun yapmasını istedikleri görevi, kullanmasını istedikleri beceriyi daha kolay yerine getirilmesini sağlamalıdır. Anne-babaların çalışma ortamını hazırlamak için kendilerine üç soru sormaları işlerini çok kolaylaştıracaktır. Bu sorular şöyle sıralanabilir: Çocuğuma bir şeyi öğretmek için (çocuğumla çalışmak için);

  • En uygun zaman nedir?
  • En uygun yer neresidir?
  • Hangi materyal en uygun olur?

Bu soruların yanıtlarını sırayla vermeye çalışalım:

Öğretim İçin Uygun Zamanın Belirlenmesi

Bu sorunun yanıtını vermeden önce her çocuğun dikkat süresinin birbirinden farklı olduğunu ifade etmek gerekir. Bazı çocuklar dikkatini herhangi bir şeye 5-10 dakika verebilirken, bazıları dikkatlerini 15-20 dakika süre ile toplayabilirler. Çocukların dikkat sürelerini göz önüne alarak, her gün 15-20 dakika çalışmanızı sağlayacak şekilde öğretimi planlamak genellikle uygun olacaktır. Örneğin, öğretime ilk başlanan günlerde bazı çocuklarla 5-10 dakikalık, bazı çocuklarla ise 15-20 dakikalık öğrenme oturumları planlanabilir; zaman geçtikçe ve çocuğun dikkat süresi arttıkça çalışma süresi uzatılabilir.

Çalışma sürelerinin aralarına çocuğunuzun hoşlandığı etkinlikleri yerleştirme de bir sonraki öğretim zamanında daha istekli çalışmasına yol açabilir. Dolayısıyla, tüm çocuklar için tek bir doğru süreden söz edilemeyeceğini unutmayalım! Anne-babalar çocuklarını gözleyerek çocuklarının yöneltebildikleri dikkat sürelerini belirlemelidir. Aşağıda Zeynep Hanım’ın konuya ilişkin söylediklerine yer verilmiştir:

Çocuğunuzla çalışmak üzere öğretim oturumlarının süresini 15-20 dakika olarak belirlediniz. Şimdi, çocuğunuzla günün hangi saatlerinde ya da gün içinde ne zaman çalışmanızın daha verimli olacağını düşünmeniz gerekir. Aslında öğretim yapmak için kesin bir saat yoktur. Ancak öğretim için en iyi zamanı seçmek üzere yapmanız gereken tek şey çocuğunuzu çok iyi gözlemlemektir. Çocuğun hasta ya da rahatsız, yorgun / aç / uykulu olmadığı, etrafında başka çocukların bulunmadığı, etrafında ilgisini çekebilecek oyuncak / nesne / etkinlik olmadığı ve dikkatini en fazla size verebileceği bir zamanı seçmek önemlidir. Çocuğunuzu iyi gözlemlerseniz uykusunun olmadığı ya da yorgun olmadığı ve dikkatini daha iyi topladığı zamanı belirlemeniz daha kolay olacaktır. Uykusu varken, açken ya da yorgunken ya da hasta veya rahatsızken yeni bir beceri öğrenmeye hazır ve istekli olmayacağı açıktır. Kısaca özetlersek çocuğunuzla çalışmak için;

  • Çocuğunuzun uykulu ve yorgun olmadığı zamanları seçiniz.
  • Çocuğunuzun herhangi bir rahatsızlık / hastalığı olmadığından emin olunuz.
  • Herhangi bir nedenle rahatsız edilmeden çalışabileceğiniz zamanları belirleyiniz.
  • Aile bireyleri, komşular ve akrabaları çalışma zamanınızdan haberdar ederek çalışma zamanınızdaki olası ani ziyaretleri ve telefon görüşmelerini kontrol ediniz.

Çocuğunuz için en uygun öğrenme zamanını belirlerken, çocukla çalışacağınız zamanın sizin için de uygun bir zaman olduğundan emin olmaya çalışınız. Sadece çocuğun değil, sizin de dikkatinizi kesintisiz olarak ona vereceğiniz 15-20 dakikalık bir zaman belirlemeniz öğretim sürecini kolaylaştıracak ve sizin öğretime daha güçlü odaklanmanıza destek olacaktır. Gün içinde boş zamanınızın olmadığını ve evde birçok sorumluluğunuz olduğunuzu söyleyebilirsiniz. Ancak unutmayınız ki çocukla etkili bir çalışma yapabilmek için uzun saatlere ihtiyacınız yoktur. Gün içinde ayıracağınız 15-20 dakikalık süre özellikle çalışmaya ilk başladığınız dönemde yeterli olacaktır. Bu nedenle gün içinde hangi zamanlarda (Kahvaltıdan sonra mı? Akşam yemekten önce mi? Öğleden sonra kardeşlerinin evde olmadığı bir zamanda mı?) çocuğunuzla çalışacağınızı belirleyiniz. Zeynep Hanım bu zamanı nasıl belirlediğini şöyle anlatıyor: 

Öğretim zamanını belirlerken şu noktayı göz önüne alınız: Öğretimin sadece masa başında, sadece öğretim için ayrılmış zamanlarda yapılması gerekmeyecektir. Çocuklar birçok beceriyi gün içinde diğerlerini gözleyerek ya da diğerleriyle etkileşerek, eğlenerek öğrenebilirler. Örneğin, parka gittiğiniz zaman, televizyon seyrederken ya da yemek pişirirken çocuğa bazı şeyleri (örn., doğradığınız domatesleri birlikte saymak, çocuğun dikkatini domatesin rengine çekmek ya da yeni sözcükler öğretmek) birkaç dakika zaman ayırarak öğretmeniz mümkün olabilecektir. Evinizde babaanne, dede ya da varsa kardeşler hatta komşular da gün içinde farklı ortam ve durumlarda çocuğun öğrenmesine katkıda bulunacaklardır. Dolayısıyla, bu durumları fırsat bilerek çocuğunuzun gelişimi açısından nasıl kullanabileceğinizi düşünmelisiniz.

Öğretim İçin Uygun Yerin Seçilmesi

Çocukla birlikte çalıştığınız yer çocuğun öğrenmesi üzerinde çok etkilidir. Çalışma yeri seçerken tek ve önemli ölçüt, günlük yaşamın öğretimi etkilemeyeceği bir yer seçmektir. Çocuğunuzla salonun bir köşesinde, yatak odanızda hatta mutfakta bile çalışabilirsiniz. Ancak çalışma yerinizde çocuğun dikkatini dağıtacak, sizinle etkileşimini olumsuz yönde etkileyecek nesnelerin olmamasına dikkat ediniz. Örneğin, herkesin birlikte oturduğu ve televizyon seyrettiği salon, bir köşesinde çalışsanız bile, sizin için iyi bir çalışma ortamı olmayacaktır. Bazı anneler mutfakta öğretim yapmayı tercih edebilirler, ancak mutfak genellikle tüm çocuklar için eğlenceli birçok şeyin olduğu renkli bir yerdir. Bu nedenle mutfak çocuğun size ve öğretmeye çalıştığınız beceriye, elinizdeki öğretim materyaline dikkatini vermesi için uygun çalışma yeri olmayabilir. Çalışma yeri olarak seçtiğiniz ortamda küçük bir masa – sandalye bulundurmanız çalışmalarınızı sürdürmenizi kolaylaştıracaktır. Çocuk ve siz karşılıklı oturabilecek, birbirinizi rahatlıkla görebileceksiniz ve onu kolayca kontrol edebileceksiniz. Zeynep Hanım çalışma yerini nasıl seçtiğini şöyle anlatıyor:

Çocuğunuz ile çalışmak üzere ona özel bir masa sandalye bulunduramayacak olduğunuzda mutfak masanızın ya da çalışmayı planladığınız masanın bir kısmını çocuğunuz için ayırarak, hatta masada çocuğunuzla çalışabileceğiniz bölümün sınırlarını renkli yapışkanlı şeritlerle belirleyerek o alanın öğretim alanı olduğunu ifade edecek şekilde düzenleyebilirsiniz. Burada iki konunun daha vurgulanması gereklidir:

  • Çocuğunuzla öğretim için en uygun bulduğunuz yerde, bir kaç gün üst üste 10-15 dakika çalışmayı deneyiniz, o ortamda öğrenme oturumu başarılı olmuyorsa, daha etkili olabilecek bir yer bulunuz.
  • Öğretim için belirlediğiniz yerde her şey yolunda gidiyor ve çocuk dikkatini kolayca size ve beceriye / materyale odaklayabiliyorsa, her gün aynı yerde çalışmaya dikkat ediniz. Böylece çocuk o yerin çalışılan yer olduğunu anlayacak ve oraya alışacak, böylece çalışmaya başlamaya, bir başka etkinlikten, örneğin televizyon seyretmekten ya da oyuncak arabalarını dizmekten, öğretime ortamına geçmeye itiraz etmeyecektir.

Öğretim Ortamının Düzenlenmesi

Çocuğunuza öğretim yapmanız için sadece öğretim zamanını ve öğretim yapacağınız yeri belirlemeniz yeterli olmayacaktır. Aynı zamanda çocuğunuzla çalışacağınız ortamdaki dikkat çekecek nesneleri ortadan kaldırmanız, ortamda öğretim sürecinde kullanacağınız materyallerin olmasını sağlamanız uygun olacaktır. Böylece çocuğun size, verdiğiniz yönergelere ve öğretmek istediğiniz beceriye odaklanması daha kolay olacak, öğrenmesi de kolaylaşacaktır. Bunun tam tersine, öğretim yapacağınız yerin karışık olması, bir başka deyişle, öğretim sırasında kullanmayacağınız birçok nesnenin ortamda bulunması ise öğrenmeyi zorlaştıracaktır. Örneğin, eğer renkleri öğretecekseniz, masanın üzerinde sadece renk öğreteceğiniz kartların bulunması, yazı yazma becerisi üzerinde çalışacaksanız masanın üzerinde sadece kağıt ya da defter ile kalem bulunması yeterli olacaktır. Benzer şekilde, öğretmek istediğiniz beceri kazak giyme ise, çocuğun önünde sadece giymesini istediğiniz kazağın olması dikkatini bu beceriye ve giyeceği kazağa vermesi kolaylaşacaktır. Aşağıda ev ortamına ait iki fotoğraf görüyorsunuz. Her iki fotoğraf da Zeynep Hanım’ın banyosunun lavabosu görülmektedir. Zeynep Hanım Oğuz’a el yıkama ve diş fırçalamayı bu lavaboda öğretecektir. Ancak sol taraftaki resimdeki lavabonun etrafında Oğuz’un dikkatini çekecek birçok nesne bulunmaktadır. Bu nedenle Oğuz’un diş fırçalamayı ve el yıkamayı öğrenmesi kolay olmayacaktır, çünkü bu nesnelerin renkleri, kokuları ya da şekilleri Oğuz’un dikkatini çekecektir. Sağ taraftaki resimde ise Zeynep Hanım, Oğuz’un öğrenmesini kolaylaştırmak için ortamı düzenlemiş, lavabonun etrafını boşaltmış, Oğuz’un dikkatini çekecek nesneleri ortadan kaldırarak lavaboda sadece sabun, diş fırçaları ile havluyu bırakmıştır. Böylece Oğuz el yıkama ve diş fırçalama becerilerini öğrenme sürecine daha kolay odaklanabileceğini düşünmektedir.

Öğretim Sırasında Kullanılacak Materyallerin Seçimi

Çocuğunuza birçok beceriyi öğretmek için öğretmek istediğiniz beceriye göre çok çeşitli materyallere gereksiniminiz olacaktır. Bunlardan bazıları size fikir verebilmek amacıyla aşağıda sıralanmıştır.

  • Örneğin renkleri öğretmek için farklı renklerde tahtadan küpler
  • Büyük-küçük kavramını öğretmek için büyüklükleri birbirinden farklı olan nesneler
  • Yemek yemeyi öğretmek için çatal, kaşık
  • Boyama öğretmek için renkli kalemler

 Bu öğretim materyallerinin öğretim amacınıza uygun olduğuna emin olsanız da bir kez de çocuk açısından düşünmeye çalışınız. Materyaller nasıl görünüyor? Renkleri güzel mi? Hareket ediyorlar mı? Çok küçükler mi? Tehlikesizler mi? Kolay kırılabilirler mi? Sağlık açısından riskleri var mı? Bu soruları daha çoğaltabiliriz. Öğretim amacıyla kullanacağınız bu materyallerin çocuk için dikkat çekici olması işinizi kolaylaştıracaktır. Ancak burada önemle vurgulamamız gereken, seçtiğiniz her materyalin öğreteceğiniz beceri için uygun olmasıdır. Bu nedenle hangi materyalle çalışacağınızı öğreteceğiniz hedef beceriye göre seçmelisiniz. Örneğin büyük-küçük kavramını öğretmek istiyorsanız seçtiğiniz iki nesne  büyüklükleri açısından birbirinden farklı ama diğer özellikleri açısından benzer  (örn., büyük ve küçük top, büyük ve küçük araba) özellikte olmalıdır.

Aynı zamanda materyal seçimi her bir çocuğun bireysel özellikleri dikkate alınarak yapılmalıdır. Örneğin, çocuğun bir kova üzerindeki resimler ilgisini çok çekiyorsa o resimlere bakmaktan kendini alamıyorsa o zaman öğretim oturumlarının akışı da bozulacaktır. Bu nedenle, çocuk için o kovanın üzerindeki resimleri ya da ilgisini bu denli çekmeyecek bir başka kova ile çalışmak yararlı olacaktır.

Öğretimde kullanılabilecek materyal örnekleri

Materyal seçimi yaparken şunlara dikkat etmelisiniz: 

  • Araçların çok karmaşık desenli, çok ilgi çekici renklerde ve şekillerde olmaması
  • Nesnelerin üzerinde dikkat çekici bir resim ya da yazı olmaması
  • Nesnelerin çok derin ya da çok geniş olmaması
  • Nesnelerin kaygan yüzeyi ve keskin kenarları olmaması
  • Çocuğun takıntı geliştirdiği nesneler olmaması
  • Nesnelerin çocuğun rahatça tutabileceği büyüklükte olması
  • Hiç bir açıdan çocuk için bir risk içermemesi

Öğretim sürecinde bazen kullandığınız materyallerde değişiklik yapmanız gerekebilecektir. Örneğin çocuğunuz top tutma becerisini öğreniyorsa başlangıçta daha kolay tutabilmesi için büyük ve hafif  bir topla çalışmanız gerekecek, çocuğunuz bu beceriyi kazandıkça daha küçük ve daha farklı topları kullanabileceksiniz.

Benzer şekilde, bir ipe dizme becerisini öğretiyorsanız, başlangıçta büyük boncukları kullanmanız, çocuk bu beceriyi kazandıkça daha küçük boncuklara geçmeniz gerekecektir. Dolayısıyla kullandığınız materyaller hedef beceriler ve çocuğun gelişimine göre değişecektir. Unutmayınız ki çocuğunuzu en iyi tanıyan sizsiniz ve bu nedenle onun yeterli olduğu ve sınırlı olduğu becerilerini de en iyi siz biliyorsunuz. Bu nedenle, onun gelişim düzeyine en uygun materyali seçmeniz zor olmayacaktır. Burada özellikle her öğretim materyalini satın almanız gerekmeyeceğini, hedef becerilere uygun olduğu sürece evinizde bulunan çeşitli malzemeleri öğretim amacıyla kullanabileceğinizi unutmayınız. Aynı zamanda bu konuda yukarıda sıralanan noktaları dikkate alarak yaratıcı düşünmeniz de çevrenizdeki pek çok nesnenin öğretim materyali olarak kullanılabileceğini size gösterecektir. Aşağıda Zeynep Hanım seçtiği bir materyali ve gerekli durumda materyalde nasıl değişiklik yaptığını anlatıyor:

“’Oğuzla birlikte resimli kitaplara bakıyoruz ve onun daha çok sözcük öğrenmesine çalışıyorum. Bu amaçla büyük oğlumun çok sevdiği öykü kitaplarından birisini seçtim ve Oğuz’la birlikte kitaba bakmaya başladık. Kitaptaki resimleri gösterdim, renklerini söyledim, elimle hayvan resimlerini işaret ettim ama ne yaparsam yapayım Oğuz’un dikkatini kitaba çekemedim. Bunun üzerine daha az resimli ve daha renkli, üzerinde çok az yazı olan bir kitap seçmeye karar verdim. Daha az resimli ve az yazılı bir kitapla tekrar çalışmaya başladım. Bu kez Oğuz birkaç dakika kitaba baktı ve adını sorduğum nesne resimlerinden bazılarını daha kolay gösterdi.”