BÖLÜM 2 - DAVRANIŞLARI YÖNETMEK

MODÜL 4
UYGULAMALI DAVRANIŞ ANALİZİ

Uygulamalı Davranış Analizinde Otizmle İlgili Araştırmalar Neler Söylüyor?

Modül Kazanımları

Uygulamalı davranış analizi teknik ve stratejilerinin hemen her yaştaki oztim spektrum bozukluğu olan bireylere  iletişim, ilişki kurma, oyun becerileri, toplumsal beceriler, öğrenme, okulda başarı sağlama ve toplumsal yaşama katılım gibi pek çok becerilerin öğretiminde etkili olduğunu ortaya koyan yüzlerce çalışma vardır.

Uygulamalı davranış analizine dayalı eğitsel temelli uygulamalar otizmli çocuklarda kalıcı gelişmelere ilişkin en güçlü bilimsel temellere sahiptir. Bu bilimsel bulgulardan yola çıkarak konuyla ilgili pekçok bağımsız kuruluş (örn., Amerikan Pediyatri Kurumu, AutismSpeaks, Amerikan Otizm Merkezi) uygulamalı davranış analizi uygulamalarını otizmli çocukların eğitiminde en etkili uygulama olarak ileri sürmektedir. Uygulamalı davranış analizi ilke ve uygulamalarının sınandığı ve hakemli dergilerde yayımlanan çok sayıda araştırma vardır. Bu araştırmaların önemli bir kısmı erken yoğun davranışsal müdahalenin etkileri üzerinde yoğunlaşmaktadır. Kapsamlı uygulamaların yanısıra, alanyazında çocuklara belirli becerilerin öğretimi hedefleyen ve bu öğretimin kalıcılık ve genelleme etkilerini sınayan çok sayıda etkililik araştırması da vardır. Örneğin, tepki ipuçları ya da görsel destek sistemleri gibi çok farklı uygulamaların etkilerini ortaya koyan çok sayıda deneysel çalışma vardır. Otizmin biyolojik temelleri olduğu düşünülmekle birlikte çevresel düzenlemelerle ve sistematik öğretimle otizm spektrum bozukluğu olan çocuklarda önemli gelişmeler gerçekleşebilmektedir. Araştırmalar, uygulanan programın yoğunluğu, kapsamı gibi ölçütlerle birlikte çocuğun yaşının da başarıyı etkileyen önemli etmenler olduğunu ortaya koymaktadır. Bu süreçte herşeyden daha önemlisi bu çocukların yetersizliklerine odaklanmaktan daha çok yapabildiklerininden hareketle programlarının şekillendirilmesidir. Ülkemizde özellikle öğretim çalışmaları kapsamında önemli denilebilecek sayı ve nitelikte araştırma yürütülmekte ve uluslararası dergilerde yayınlanmaktadır.

Erken ve yoğun davranışsal müdahalenin etkililiğini inceleyen ve yayımlandığı tarihten beri hem uygulama ortamında hem de araştırma ortamında uzmanlara önemli bir ilham kaynağı olan çalışma Lovaas (1987) tarafından yürütülmüş olan küçük yaştaki otizmli çocuklarla yürütülen otizm projesidir. Çalışmaya katılan çocukların en büyüğü 46 aylıktır ve çalışma 38 çocukla yürütülmüştür. Bu çocuklardan 19 tanesi deney grubunu oluşturmuş ve erken ve yoğun davranışsal müdahale uygulamasına devam etmiş, 19 tanesi ise kontrol grubunu oluşturmuş ve genel özel eğitim hizmetlerinden yararlanmışlardır. Çocukların günlük yaşama uyum becerileri bilişsel ve uyumsal işlevlerle belirlenmiştir. Deney grubu haftalık 40 saatlik uygulamadan geçerken kontrol grubu haftada 10 saat eğitim almışlardır. Çalışmada 21 çocuğun katıldığı ikinci bir kontol grubu da vardır ve bu grupta karışık bir program kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları erken ve yoğun davranışsal müdahale açısından oldukça umut vericidir. Deney grubunda yer alan çocukların yaklaşık %47’si bilişsel ve uyumsal becerileri açısından normal gelişim gösteren akranlarıyla benzer performans sergilemişlerdir. Kontrol gruplarında ise çocukların yaklaşık %2,5’u bilişsel ve uyumsal beceriler açısından normal gelişim gösteren akranlarıyla aralarındaki açığı kapatmıştır. Deney grubuna katılan çocukların %42’si önemli gelişme göstermekle birlikte otizmden kurtulamamışlardır. Geriye kalan %11 ise sınırlı bir gelişme göstermiştir.

Lovaas’ın (1987) çalışmasına katılan çocuklarla sonradan yürütülen bir çalışmada erken ve yoğun davranışsal müdehalenin uzun dönemli etkileri incelenmiştir. McEachin, Smith ve Lovaas (1993) tarafından yürütülen bu çalışmada, daha önceki çalışmada %42’sinde (n=9) otizmd

en kurtulduğu belirlenen bu çocukların neredeyse tamamı (n=8) bilişsel ve uyumsal beceriler açısından normal gelişim gösteren akranlarından ayırdedilemeyecek düzeyde performans sergilemişlerdir.

1994 yılında Anderson, Campbell ve Canon tarafından yürütülen bir diğer çalışmada da benzer bulgular elde edilmiştir. Andersan ve meslektaşlarının çalışmasında kuruma dayalı ve eve dayalı erken ve yoğun davranışsal eğitimin okulöncesi dönem çocukları üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Toplam 26 çocukla bir yıl veya daha uzun süre yürütülen bu çalışmada 14 çocuk otizmden kurtularak herhangi bir destek almadan normal eğitime devam etmeye başlamış, iki çocuk özel sınıfa, 10 çocuk ise özel eğitim okuluna yönlendirilmiştir.

Lovaas’ın yayınlamış olduğu çalışmadan 30 yıl sonra ve günümüzdeki en güncel çalışmalardan birisi olan Water, Dickens, Thurston, Lu ve Smith tarafından 2018 yılında yayımlanan çalışmada 18-75 aylık dönemde otizm spektrum bozukluğu olan 94 çocukla üç yıl süren bir uygulama gerçekleştirilmiştir. Çalışmada 48 öğrenciye üç yıl boyunca haftada 35 saat süren ve tamamen kamu tarafından karşılanan erken yoğun ve davranışsal eğitim sunulurken, 46 çocuk ise bulundukları bölgede sunulan özel eğitim hizmetlerinden yararlanmaya devam etmişlerdir. Araştırma bulguları, erken yoğun ve davranışsal eğitim sunulan çocukların geleneksel özel eğitim hizmetleri sunulan akranlarına kıyasla standart zeka puanı değerlendirmelerinde zeka puanları, sözel olmayan zeka puanları, uyumsal davranışlar ve akademik beceriler açısından önemli ölçüde gelişme gösterdiklerini göstermiştir. Bu çalışma aynı zamanda farklı yaşlarda erken eğitime başlayan otizm spektrum bozukluğu olan öğrenciler için çocukların bulunduğu bölgede geniş çaplı olarak erken yoğun ve davranışsal eğitim hizmetlerinin sürdürülebilir olarak sunulabilmesini göstermesi açısından önemlidir.

Bu konudaki en güncel çalışmalardan biri 2019 yılında Smith, Hayward, Gale, Eikeseth ve Klintwall tarafından yayımlanmıştır. Çalışmada yaş ortalaması 2 yaş 11 ay olan 19 çocuğa (16 erkeki 3 kız) sunulan erken yoğun davranışsal müdahale uygulamasının bu çocukların ergenklik dönemindeki etkileri analiz edilmiştir. Bulgular, iki yıl boyunca sunulan erken yoğun davranışsal müdahalenin bu çocukların bilişsel ve uyumsal becerilerinde iyileşmeler sağladığını ve bu iyileşmelerin takip eden 10 yıllık dönemde de korunduğunu göstermiştir. Aynı zamanda bulgular katılmcıların otizm spektrum bozukluğuyla ilgili semptomplarında anlamlı ölçüde azalma olduğunu göstermiştir. Ayrıca 10 yıllık takip döneminde katılımcı çocukların hiç birisinin herhangi bir psikiyatrik tedavi alması gerekmediği de bildirilmiştir. Sonuç olarak erken yoğun davranışsal müdahaleyle katılımcıların edindikleri iyileşmeyi ergenlik döneminde de korudukları ifade edilmiştir.

Yukarıda özetlenen bu çalışmalar alanda pek çok çalışmaya kaynaklık ederek tarihsel gelişim içinde günümüze değin farklı parametrelerle değerlendirilen çalışmaların yürütülmesine yol açmıştır. Takip eden yıllarda yürütülen çalışmalarda uygulamalı davranış analizi teknik ve stratejilerin uygulanmaya başlanma yaşının farklılıp yaratıp yaratmadığı, sunulan uygulamanın yoğunluğunun etkileri, aile eğitiminin çocuk performansı üzerindeki etkileri gibi araştırmalar yürütülmüştür. Bu araştırmaların doğurguları ise şöyle özetlenebilir: