BÖLÜM 2 - DAVRANIŞLARI YÖNETMEK

MODÜL 4
UYGULAMALI DAVRANIŞ ANALİZİ

Uygulamalı Davranış Analizi Özellikleri ve Kavramları

Modül Kazanımları

Uygulamalı davranış analizinin kaynağı olan davranışçılık yukarıda da belitildiği gibi, davranışların nedenlerini anlamaya yönelik olarak bilimsel yöntemleri kullanmasıyla dolayısıyla nesnel değerlendirmeler yapmasıyla diğer psikoloji kuramlarından (örn., pskikoanaliz, insancı yaklaşım) farklılıklar göstemiştir.

Daha önce de ifade edildiği gibi, uygulamalı davranış analizi otizm spektrum bozukluğu olan çocuklara öğretim sunmada oldukça etkilidir. Uygulamalı davranış analizi sürecinde öğretilmesi hedeflenen hedef davranış belirlenir ve bu davranış öğretilebilir küçük parçalara bölünerek sistematik olarak öğretilirken doğru davranışlar için pekiştireç sunulur. Uygulamalı davranış analizinde yaygın olarak kullanılan kavramların belli başlıları motivasyon, pekiştirme, pekiştirme tarifesi, ayırt etmeyi öğrenme, ipucu, silikleştirme, beceri analizi, ayrımlı pekiştirme ve söndürme olarak sıralanabilir. İzleyen bölümde bu kavramlar açıklanmıştır.

Motivasyon: Üzerinde önemle durulan bir kavramdır. Uygulamalı davranış analistleri herkes için motivasyon kaynaklarının farklılık gösterdiğini ifade ederek çocuğun motivasyon kaynaklarının neler olduğunu, nelerin çocuğun dikkatini çektiğini diğer bir deyişle neleri yapmaktan ya da edinmekten hoşlandığını, seçenekler sunulduğunda tercih ettiklerininin ve tercih etmediklerinin neler olduğunu anlamak isterler.

Bir yetişkin olarak kimimiz boş zamanlarımızda kitap okumayı tercih ederken kimimiz arkadaslarimizla bir arada olmayı tercih ederiz. Dolayısıyla, sahip olduğumuz boş bir zaman dilimini farklı biçimlerde ama hoşnut olarak geçirmeyi hedefleriz. Bu durum otizm spektrum bozukluğu olan çocuklar için de aynen geçerlidir. Motivasyon kaynakları kişiye özeldir ve bu kaynakların neler olduğunu anlamanın en iyi yolu ise gözlem yapmak ve seçenekler sunulduğunda yaptığı tercihleri gözden geçirmektir.  Hemen bu noktada motivasyon kaynaklarımızın anlık olarak değiştiğini söylemek de yerinde olacaktır. Örneğin, boş zamanlarınızda kitap okumaktan çok hoşlansanız bile her boş zaman diliminizde kitap okumak istemeyebilirsiniz.

Şimdiye kadar ki açıklamalardan motivasyonun durağan bir durum olmadığı ve motivasyon kaynaklarını anlayabilmek için anlık değerlendirmeler yapmak gerektiği anlaşılmaktadır. Aynı zamanda motivasyon çocukların neden belirli bir takım davranışlar sergilediklerini, özellikle de uygun olmayan davranışlara giriştiklerini, anlamamıza yardımcı olur. Çocuğunuzun ne elde etmek istediğini anladığınız zaman çevreyi düzenlemeniz mümkün olacaktır. Çocuğunuz sorun/problem davranış sergilemediği zamanlarda kendisi için motive edici durumları sunar ve çocuğa elde etmek istediği durumu uygun olarak ifade etmeyi öğretebilirseniz bu kapsamda gerçekleşen uygun olmayan davranışlar gerçekleşmez ya da daha seyrek gerçekleşir. Motivasyonun iki temel işlevi vardır:

  • Bireyde pekiştirici etki sağlamak
  • Bireyde belirli bir davranışın sergilenmesine yol açmak (davranışı sergilemesini anımsatmak)

Bu iki temel işlevi izleyen örnekle açıklamaya çalışalım.

Örnekte ele alınan süreç nesne elde etmek için hem uygun davranışların hem de uygun olmayan davranışların sergilenmesi için söz konusudur. Güdüleyici işlemler sürecini anlamak öğretimin başarısını çok yakından etkilediği için UDA uzmanları üzerinde önemle dururlar.

Otizm spektrum bozukluğu olan çocukla çalışmaya başlayacak olan anne-babalar ya da öğretmenler herşeyden önce çocuğun ne elde etmek istediğini anlamaya çalışmalıdır. Bu amaçla, çocuğunuzla çalışmaya başlarken aşağıda sıralanan noktaları uygulamanızı öneririz:

  • Çocuğunuzun önüne renkli, farklı biçimlerde, ses çıkaran, ilginç nesneler ve farklı yiyecekler yerleştirerek çocuğu gözlemeye başlayın.
  • Bunlardan bazılarından bir parça alıp yiyin, bazılarıyla oynayın ya da uygun şekilde ilginizi yöneltin.
  • Sunduğunuz nesnelere çocuğunuzun ilgisini yöneltmesini bekleyin.
  • Çocuğunuz önüne yerleştirilen nesnelerden herhangi birine ulaştığı zaman nesneyi almasına izin verin.
  • Çocuğunuzun öncelikle tercih ettiği nesneleri, yiyecekleri ve etkinlikleri ileride kullanabilmek için not edin.
  • Aynı zamanda çocuğunuz elde ettiği oyuncakla oynarken ya da yiyeceği yerken siz de çocuğunuza ilginizi yöneltin, sarılın ya da başını okşayın.

Bu şekilde davranarak pekiştirici etkiyi kurmakla birlikte kendinizi pekiştireçle eşleştirirken aynı zamanda, sunduklarınız arasından çocuğun hoşlandığı nesnelerin neler olduğunu da belirlemiş olursunuz.

Pekiştirme: İzlediği davranışın ileride oluşum sıklığı ya da süresini artıran hoşa giden uyaran sunma sürecine pekiştirme denir. Ödül pekiştirmeyle eşanlamlı olarak kullanılmaktadır. Portalın ilerleyen bölümlerinde ödül kavramının kullanımına da rastlayacaksınız. Pekiştirme sürecinde sunulan olay, durum ya da nesneye ise pekiştireç denir ve mutlaka bir davranıştan sonra sunuluyor olması ve bu davranışın ileride tekrar sergileniyor olmasını sağlaması gerekir. Şöyleki, örneğin bir parça çikolatanın pekiştireç olabilmesi için mutlaka artırılmak istenen davranıştan sonra sunuluyor olması gerekir ve sunulmasıyla o davranışın ileride gerçekleşme olasılığının olması gerekir. Akademik ve sosyal davranışların tümü için kullanılır. Ancak, kullanılan pekiştireçler mutlaka çocuğunuzda pekiştirici özelliklere sahip olmalıdır. Olumlu ve olumsuz olmak üzere iki tür pekiştirme vardır. Pekiştirme konusu Modül 7’de ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

Pekiştireç Türleri: Birincil ve ikincil pekiştireçler olmak üzere iki tür pekiştireç vardır. Birincil pekiştireçler genellikle yiyecek içecek türü pekiştireçlerdir ve çocuğun iyilik halini korumaya yöneliktir. Küçük yaşta ve işlevde bulunma düzeyi düşük olan çocuklarda birincil pekiştireçler daha etkili olabilmektedir. İkincil pekiştireçler ise sembolik pekiştireçlerdir; sosyal övgü, fiziksel yakınlık, ya da değiş tokuş yapabileceği semboller örnek olarak verilebilir.

Uygun Pekiştireçlerin Belirlenmesi: Öğretim yapabilmek için çocuğun motivasyonunu artıracak hoşa giden uyaranların bulunması uygulaması davranış analizi sürecinde çok yaşamsal bir noktadır. Uygun pekiştireçleri belirlemede çocuğun yaş ve işlevde bulunma düzeyinin özel bir önemi vardır. Örneğin, uygulamacılar 9-10 yaşlarından itibaren yüksek işlevli otizmli çocuklara bir pekiştireç listesi sunularak hoşa giden uyaranları sıralamaları/seçmelerini isteyebilirken daha küçük yaştaki çocuklarla ise gözlem yaparak çocuğun hoşuna giden uyaranları belirleyebilirler. Pekiştireç belirleme ile ilgili ayrıntılı bilgilere Modül 7 ve Modül 9’dan ulaşabilirsiniz.

Pekiştirme Tarifesi: Pekiştirecin hangi sıklıkla sunulduğudur. Pekştirme tarifesi sürekli pekiştirmeden hiç pekiştirememeye kadar farklı uygulamaları içerir. Sürekli pekiştirme hedef davranış her sergilendiğinde pekiştireç sunulmasıdır. Yeni bir beceri öğretilirken, bir diğer deyişle öğretimin ilk başlarında çocuğun verdiği her doğru tepki pekiştirilmelidir. Çocuk bu beceriye edinim aşamasında sergilemeye başladığında pekiştireç sunma sıklığı (her üç/beş doğru davranışta bir pekiştirme) azaltılmaya başlanmalıdır. Edinim, ilk öğrenme olarak da adlandırılmaktadır. Bir diğer deyişle, çocuğun daha önce sergileyemediği davranışı sergileyebilir düzeye geldiği aşamadır. Pekiştirecin öğrenme gerçekleştikçe silikleştirilmesi (portalda “pekiştireçlerin seyrekleştirilmesi” bu kavramla eşanlamlı olarak kullanışmıştır) şu nedenlerle gerekli ve önemlidir:

  • Çocuk haz alma duygusunu ertelemeyi öğrenir.
  • Pekiştireç alma açısından akranlarına daha fazla benzer.
  • Öğrenilenlerin kalıcılığını korumaya destek olur.

Diğer taraftan pekiştireçleri seyrekleştirerek/silikleştirerek çocuğun pekiştireç kazanmak amacıyla uygun davranışı sergilemesini sağlamak hedeflenir. Örneğin, çalışılan hedef davranış motor taklit becerisiyse öğretmen çocuğa taklit etmesi için sunduğu her denemede çocuk doğru tepkide bulundukça pekiştireç sunar. Sürekli pekiştirme daha çok yeni davranışlar öğretilirken kullanılır ve çocuk davranışı öğrendikçe ya da ölçütü karşılar düzeyde performans sergiledikçe pekiştireçlerde silikleştirme yapılarak farklı pekiştirme tarifeleri, örneğin her doğru davranıştan sonra bir kez pekiştirmek değil her dört doğru davranışta bir kez pekiştirme, kullanmaya geçilir. Pekiştireç tarifelerinin kullanımına ilişkin ayrıntılı bilgileri Modül 7’te bulabilirsiniz.

Ayırt Etme: Belirli bir uyaranın varlığında çocuğun tahmin edilebilir bir tepkide bulunmasıdır. Tahmin edilebilir tepkiye yol açan uyarana ayırt edici uyaran denir. Bir uyaran çocuk için ayırt edicilik özelliği taşımıyorsa çocuğa ipucu sunularak bu özellik kazandırılmaya çalışılır. Örneğin, çocuk karşısında duran oyuncak arabanın düğmesine basarak ses çıkacağını bilemediği için uygun biçimde oynayamıyorsa, düğmeye basması gerektiği ipucu sunularak öğretilebilir. Öğretimden sonra arabanın üzerindeki düğme oyuncağın sesini duymak isteyen çocuk için ayırt edicilik özelliği kazanmış olur. Ayırt edici uyaran çocuğa davranışı yapması/sergilemesi gerektiğini anımsatan uyarandır. Örneğin, öğretmenin elini ağzına götürerek öğrenciye sessiz olması gerektiğini jestle anlatması durumunda çocuk sessizce durup öğretmenini beklerse bu davranışı çocukta sessiz durma davranışı için ayırt edici özellik taşıyor demektir. Uyaran kontrolü de denilen bu durum ayrımlı pekiştirme ile kurulur.

Ayrımlı pekiştirme uygulamalı davranış analizinde çok kullanılan bir uygulamadır. Ayrımlı pekiştirme, belirli bir uyaranın varlığında istendik davranış gerçekleştiğinde pekiştirecin sunulması diğer durumlarda ise davranışın görmezden gelinerek pekiştirecin sunulmamasıdır. Ayrımlı pekiştirme ile ilgili ayrtılı bilgilere Modül 8’te bulabilirsiniz. Ayırdedici uyaran örneğine geri dönülürse, öğretmen jestleriyle ayıredici uyaranı sunduğunda çocuk sessizce yerinde oturuyorsa pekiştirilir diğer durumlarda sessiz dursa bile bu davranışı nedeniyle pekiştirilmez.

İpucu: İpucu çocuğun doğru tepkide bulunmasını sağlamak amacıyla sunulan öğretmen yardımıdır. Öğretilmek istenen davranış çocuğun dağarcığında yoksa ya da kısmen varsa bu davranışı kazandırabilmek amacıyla özellikle edinim aşamasında sunulur. İpuçları en kısıtlayıcıdan en az kısıtlayıcıya doğru olmak üzere farklı düzeylerde sunulabilir. İpucu sunulurken en temel ilke, sunulacak olan ipucunun çocukta doğru tepkiyi doğuracak nitelikte olmasıdır. Diğer bir deyişle, ipucunun o çocukta etkili olmasıdır. İpucu tıpkı pekiştireçler gibi bireysellik özelliği taşır. Bir çocuk için ipucu olma özelliği gösteren bir durum bir başka çocuk için ipucu olma özelliği göstermeyebilir.

Örneğin, taklit becerilerinin çalışılması sırasında bir çocuk için “burnuna dokun” yönergesinden sonra, öğretmenin burnuna dokunması çocuk için model ipucu olarak etkili olabilir ve çocuğun burnuna dokunmasını sağlayabilir. Bir başka çocuk için ise, öğretmenin model olması çocuğun burnuna dokunabilmesi için etkili olmayabilir ve öğretmen doğrudan çocuğun elinin üzerinden tutarak çocuğun elini burnuna götürmesini sağlayabilir. İkinci örnekte yer alan ipucu fiziksel ipucudur. 

İpucu çocuğa ne yapması gerektiğini değil davranışı nasıl yapması gerektiğini açıklar nitelikte olmaldıır. Dolayısıyla, anne-babalar ve öğretmenler olarak hangi ipucunun çocuğunuzda doğru tepkiye yol açtığı çalışmaya başlamadan önce sınamalısınız. Yukarıda da açıklandığı gibi farklı ipucu türleri vardır:

  • Jestsel ipuçları: Jest, mimik ve vücut hareketleriyle bir davranışın nasıl sergileneceğinin açıklanmasıdır. Çocuğa verilen meyve suyunu içmesi için gözleriyle bardağı işaret etmek jestsel ipucuna örnek gösterilebilir.
  • Sözel ipucu: Çocuğun davranışı sergilemesi için sunulan sözel açıklamadır. Çocuğa meyve suyunu içmesini söyleme “Şimdi de meyve suyunu iç” örnek olarak verilebilir.
  • Resimli ya da iki boyutlu ipucu: Çocuktan sergilemesi beklenen davranışın yapılışı resmedilerek ya da yazılarak çocuğa sunulmasıdır. Diş fırçalama davranışında yer alan tüm basamakların çizim ya da fotograflarının çocuğa sunulması örnek olarak verilebilir.
  • Sözel ipucu: Çocuğun davranışı sergilemesi için sunulan sözel açıklamadır. Çocuğa meyve suyunu içmesini söyleme “Şimdi de meyve suyunu iç” örnek olarak verilebilir.
  • Resimli ya da iki boyutlu ipucu: Çocuktan sergilemesi beklenen davranışın yapılışı resmedilerek ya da yazılarak çocuğa sunulmasıdır. Diş fırçalama davranışında yer alan tüm basamakların çizim ya da fotograflarının çocuğa sunulması örnek olarak verilebilir.
  • Model ipucu: Öğretmen ya da bir başkasının çocuğa davranışı ya da davranışın basamağını sergileyerek model olmasıdır. Model ipucunun etkili olabilmesi için çocuğun taklit etme becerisine sahip olması gerektiğini unutmayalım.
  • Fiziksel ipucu: Öğretmenin çocuğun sergilemesi bekelenen davranış için çocuğu fiziksel olarak yönelendirmesidir. Çocuğun yapboz yaparken yapboz parçasını takarken parçayı tablaya götürmesi için öğretmenin çocuğun elinin üstünden tutarak çocuğu yönlendirmesi örnek olarak verilebilir. Fiziksel ipucu tam fiziksel ve kısmi fiziksel ipucu olarak iki grupta toplanır. Kısmi fiziksel ipucu çocuğu fiziksel olarak hafifçe yönlendirmekten hafifçe dokunmaya kadar değişik biçimlerde sunulabilir. Aşağıda yer alan fotoğraflarda tam fiziksel ve kısmi fiziksel ipucu kullanımına ilişkin örnekleri görebilirsiniz.

İpuçlarının doğru kullanılabilmesi aşağıda sıralanan noktalara dikkat edilmesi önerilmektedir:

  • Çocuğun hedef davranışı doğru sergilemesine yol açacak olan en az kısıtlayıcı ipucu kullanılmaldır.
  • Gerektiğinde birden fazla ipucu birlikte kullanılmalıdır.
  • İpucu çocuk dikkatini yönelttiği anda sunulmalıdır.
  • İpucu kullanılmasına karar verildiğinde ipucunu silikleştirme planı mutlaka belirlenmelidir.

Şekil Verme: Öğretilmek istenen hedef davranış öğrenilinceye değin bu davanışın yaklaşıklarının pekiştirilmesidir. Yeni bir davranış öğretirken, öğretimin ilk başlarında hedef davranışın yaklaşığı olan davranışlar belirlenir ve ipucu sunularak bu yaklaşık davranışların gerçekleşmesi sağlanır. Çocuğun ipucu sunulmasıyla birlikte verdiği doğru tepkiler pekiştirilir. Şekil verme sürecinde ana hedef ve ara hedefler vardır. Ana hedef, hedef davranışın kendisidir. Ara hedef ise, ana hedefe davranışı taşıyacak olan yaklaşıkların her birisidir. Öğretimde ilk ara hedef çocuk için sergilemesi çok basit bir yaklaşık olmalıdır. Örneğin, 5 dakika boyunca yerinde uygun biçimde oturma davranışı ana hedef olarak benimsenmişse ilk ara hedef 15-20 sn boyunca yerinde oturmak olabilir (ilk ara hedef çocuğun davranış dağarcığında olan bir diğer deyişle çocuğun yapabildiği ve dolayısıyla pekiştireç kazanabileceği bir davranış olmalıdır). Böylece çocuk için bir başarı sergileme süreci yaratılmış olur ve çocuğun şekil verme sürecini (daha uzun süre yerimde oturursam daha çabuk pekiştireç kazanırım) fark etmesi sağlanmış olur. Şekil vermenin kullanımına ilişkin ayrıntılı bilgiler için Modül 7’yi incelemenizi öneririz.

Zincirleme: Davranışlar, tek-basamaklı davranışlar ve zincirleme davranışlar olarak iki grupta toplanırlar. Tek-basamaklı davranışlar başlangıcı ve sona erişi kolayca ayrıt edilebilen davranışlardır. Sözcük okuma, göz kontağı kurma, sorulan basit sorulara kısa yanıtlar verme tek-basamaklı davranışlara örnek olararak  verilebilir. Tek-basamaklı davranışlar çoğunlukla ayrık denemelerle öğretim uygulamasıyla öğretilir. Zincirleme davranışlar ise, birden fazla tek basamaklı davranışın ard arda gelerek daha karmaşık bir davranış oluşturmasına denir. Zincirleme davranışların öğretilmesi sürecine zincirleme denir. Zincirleme bir becerinin tamamlanması için o beceriyi oluşturan basamakların belirli bir sırayla yerine getirilmesinin öğretilmesidir. Bu basamakların neler olduğunun belirlenmesine ise beceri analizi denir. Beceri analizinde yer alan basamaklar sözlü olarak sunulabildiği gibi görsel olarak da sunulabilir. Beceri analizini, anne-baba ya da uygulamacılar bizzat davranışı sergileyerek hangi basamakları ne sırayla yaptıklarını not alarak oluşturabilirler. Sıralanan bu basamaklar (a) ileriye zincirleme, (b) geriye zincirleme ve (c) tüm basamakların bir arada öğretimi olmak üzere üç ayrı biçimde öğretilebilir. Beceri analizinin kullanımına ilişkin ayrıntılı bilgiler için Modül 7’yi incelemenizi öneririz.

Ayrımlı Pekiştirme: Daha önce yapılan açıklamalarda pekiştirmenin bir davranışı artırmak ya da güçlendirmek üzere kullanıldığını ifade etmiştik. Pekiştirme aynı zamanda uygun olmayan davranışların azaltılması ya da ortadan kaldırılması sürecinde de kullanılır. Ayrımlı pekiştirme davranış azaltmak üzere geliştirilmiş diğer tekniklerle karşılaştırıldığında öncelikli olarak kullanılması önerilen tekniktir. Çünkü, ayrımlı pekiştirme tekniğinde bir davranışın azaltılması planlanırken çocuğa sergilediği olumlu davranışlar nedeniyle pekiştireç sunulması planlanmaktadır. Ayrımlı pekiştirme uygulamasının farklı türleri vardır. Aşağıda sırlananlar bunlardan bazılarıdır:

  • Seyrek yapılan davranışların ayırmlı pekiştirilmesi,
  • Başka davranışların ayrımlı pekiştirilmesi,
  • Uyuşmayan davranışların ayrımlı pekiştirmesi.

Seyrek yapılan davranışların ayrımlı pekiştirmesi dışındaki tüm uygulamalarda uygun olmayan davranış gerçekleştiğinde bu davranış görmezden gelinir ve bu davranışın alternatifi ya da davranışla uyuşmayan bir uygun davranış pekiştirilir. Gereksiz yere gezinme davranışını ele alalım. Çocuk öğretim sırasında gezinme davranışını sergilemeyerek yerinde oturuyorsa gezinme davranışının uyuşmayanı olan yerinde oturma davranışı pekiştirilir.

Seyrek yapılan davranışların pekiştirilmesinde ise, davranış çoğu zaman uygun bir davranıştır ancak çok sık sergilenmesi nedeniyle uygun olmayan bir davranış olarak ele alınmaktadır. Çok sık el yıkama davranışı örnek olarak verilebilir. Bu örnekte el yıkama davranışı belirlenen sürede istenen sayıda gerçekleştiğinde çocuğa pekiştireç sunulurken çocuk bu sayıdan daha çok sayıda elini yıkarsa pekiştireç sunulmaz. Ayrımlı pekiştirme tekniğiyle ilgili ayrıntılı açıklamaları Modül 8’de bulabilirsiniz.

Söndürme: Pek çok uygun olmayan davranışın ilgi, nesne elde etmek üzere gerçekleştirildiğini daha önce açıklamıştık. Çocuk uygun olmayan davranış sergileyerek ilgi ya da nesne elde ederse çocuğun uygun olmayan davranışı pekiştirilmiş olmakta ve davranışın ileride tekrar bu biçimde gerçekleşme olasılığı artmaktadır. Örneğin, oyuncağı almak üzere ağlayan çocuğa annesinin oyuncağı vermesi, çocuğun ağlayarak isteme davranışını güçlendirecektir. Söndürme tekniğinde, uygun olmayan davranışın sergilenmesine ya da sürdürülmesine neden olan pekiştireçlerin tümü ortadan kaldırılır. Pek çok araştırma sınıfta ya da evde uygun olmayan davranışların öğretmen ya da anne-baba ilgisini elde etmek üzere gerçekleştirildiğini göstermektedir. Öğretmen ya da anne-babalar uygun olmayan davranış gerçekleştiğinde çocuğa ilgi gösterirler ve çoğunlukla çocuk bu ilgiyi pekiştirici bulur. Söndürme tekniğinde uygun olmayan davranışa neden olan pekiştireçlerin neler olduğu belirlenir ve bu pekiştireçler ortadan kaldırılır.

Söndürme uygulaması sırasında çocuğun davranışlarında artma ve çeşitlenme olur. Söndürme patlaması denilen bu durum normal bir durumdur. Çoğu zaman anne-baba ve öğretmenler söndürme patlaması gerçekleştiğinde davranışın giderek kötüleştiğini düşünerek telaşlanırlar hatta yanlış bir şey yaptıklarını bile düşünebilirler, uygulamayı yapmaktan vazgeçmek isteyebilirler; ancak, söndürme tekniğini tutarlı ve sistematik bir biçimde uygulamaya devam ettiklerinde davranışta azalma ya da tamamen ortadan kalkması söz konusu olur. Söndürme tekniği uygulanırken aynı zamanda çocuğun uygun davranışlarının pekiştirilmesi söndürme uygulamasını daha başarılı kılar. Söndürme tekniğiyle ilgili ayrıntılı açıklamaları Modül 8’de bulabilirsiniz.