BÖLÜM 6 - TOPLUMSAL YAŞAMA KATILIMI SAĞLAMAK

MODÜL 22
NORMAL YAŞAMA DÖNÜŞ

Günlük Yaşamda Sık Karşılaşabildiğiniz Sorunlar ve Çözüm Önerileri

Modül Kazanımları

Ev Ortamının Düzenlemesi

Çocuğunuzun sahip olduğu farklı özellikleri nedeniyle günlük yaşamınızı sürdürmek güç olabilmektedir. Ancak ev ortamında çocuğunuz için uygun düzenlemeler yaptığınızda ve ortamı yapılandırdığınızda aile bireyleri olarak sizler ve çocuğunuz daha huzurlu ve rahat bir yaşam sürdürülebilir. Otizmli çocukların bazı uyaranlara yönelik aşırı duyarlı oldukları, sosyal olarak kiminle nasıl iletişim / etkileşim kuracaklarını bilmedikleri de sıklıkla anlatılan özellikleri arasında yer almaktadır. Bu özellikleri nedeniyle çocuğunuz yapılandırılmış ve destekleyici ortamlara gereksinim duymakta, her zaman ne olacağını açıklayan ipuçlarının varlığı ve her şeyin nasıl olacağını anlayabildiği bir çevrede daha rahat etmektedir. İzleyen bölümde çocuğunuz için çevrenin yapılandırılmasına ilişkin bazı öneriler yer almaktadır.

1. Günlük rutinler oluşturunuz ve rutinlerde ani değişiklerden kaçınınız:

Modül 8’de otizmli çocukların çevrelerini anlamalarını kolaylaştırmak ve endişe ve kaygı duymalarını önlemek için bulundukları çevrede neler olabileceğini ve kimlerin bulunabileceğini bilmelerinin önemli olduğu açıklanmıştır. Otizmli çocuklar günlük yaşamda neler olabileceğini tahmin edebildikleri zaman kaygıları azalmaktadır. Böylece kaygı nedeniyle ortaya çıkan birçok problem davranış önlenebilmektedir. Bu nedenle çocuğunuza günlük yaşamında gün içinde neler olabileceğini anlaması ve tahmin edebilmesi için yardım ediniz. Örneğin çocuğunuzun sabah kalkınca yüzünü yıkama, sizinle ya da aile üyeleri ile birlikte kahvaltı etme, kahvaltıdan sonra okula gitme ya da akşam siz ya da diğer üyeleri eve geldiğinde yemek yeme gibi günlük rutinleri öğrenmesi çok yararları olacaktır. Çocuğunuzun bu etkinliklerin sırasını öğrenebilmesi için resimli ya da yazılı günlük plan ya da haftalık planlar (görsel plan) hazırlayabilirsiniz. Herhangi bir nedenle çocuğunuzun alışkın olduğu günlük rutinin bozulması durumu söz konusuysa ve siz bu durumu öncesinde biliyor ya da tahmin edebiliyorsanız çocuğunuzu bu değişikliğe karşı hazırlamalısınız. Örneğin bir akşam aile üyelerinden birinin eve geç geleceği, yatıya gelecek olan konuğunuz ya da yemekten önce bir arkadaşınızın uğrayacak olduğu hakkında çocuğunuzu önceden hazırlayarak olası davranış problemlerini önleyebilirsiniz.  Dolayısıyla, günlük rutinlerdeki ani değişiklerden kaçınmaya özen göstermelisiniz.

2. Çocuğunuza günlük yaşamda fırsat veriniz:

Çocuğunuzun yapabildiklerini ve neler yapamadıklarını belirleyebilmek üzere sürekli gözlem yapınız. Çocuğunuzun yapabildiklerini dikkate alarak, günlük yaşamda hoşlandığı şeyleri yapması için ev içinde ortam hazırlayınız ve fırsat veriniz. Örneğin çocuğunuzun sizinle ya da ailenin diğer üyeleri ile birlikte yemek masasını hazırlaması, yatağını toplaması, bazı küçük bulaşıkları yıkaması ya da bazı programları sizinle birlikte televizyonda izlemesi için ona fırsat veriniz. Burada unutmamanız gereken şey çocuğunuza ilişkin beklentilerinizin gerçekçi olmasıdır.Çocuğunuza gerçekten bağımsız bir şekilde ya da yardım ettiğinizde yemek masasını hazırlayabiliyorsa her sabah ve her akşam masa hazırlama rutinine katılmasını sağlayınız. Ancak, yardım sunmanıza rağmen masa hazırlama becerisini sergileyemiyorsa, gerçekçi olmaya özen gösteriniz ve bu davranışın öğrenildiğini varsaymayınız. Çocuğunuzun ev ortamında halihazırda yardım ile gerçekleştirebildiği becerilerde bağımsızlaşması ve sergileyebileceği yeni becerilerin öğretimi için özel eğitim öğretmeni ile iş birliği yapınız.

3. Ortamda çocuğu rahatsız edebilecek uyaranları sınırlandırınız:

Otizmli birçok çocuk ısı, ışık, ses gibi bazı uyaranlara karşı aşırı duyarlıdırlar. Bu uyaranların aşırı olmasının çocukların problem davranışlar sergilemesine zemin hazırladığı Modül 8’de vurgulanmıştır. Çocuğunuzun hangi uyaranlara karşı duyarlı olduğunu bilirseniz, ev ortamınızı buna uygun şekilde düzenleyebilir, özellikle birlikte çalıştığınız / birlikte vakit geçirdiğiniz ortamlarda çocuğunuzun rahatsız olduğu uyaranları sınırlandırabilirsiniz . Örneğin;

  • Çocuğunuz gürültüden çok rahatsız oluyor ve televizyonun sesi çok açık olduğu zaman zıplıyor ya da bağırıyorsa televizyonun sesini onu rahatsız etmeyecek şekilde ayarlamalısınız.
  • Çocuğunuz evde yüksek sesle konuşulduğunda, birisi bağırdığında ya da hızlı hareket edildiğinde huzursuz oluyor ise; aile üyelerinin daha alçak ses tonu ile konuşmasını ve hareketlerini yavaşlatmasını sağlayarak  sorunu önleyebilirsiniz.
  • Çocuğunuz güçlü ışık olan ortamlarda ileri geri sallanıyor ya da anlamsız sesler çıkarıyor olabilir. Böyle bir durumda ortamdaki ışıkları değiştirmeniz çocuğunuzun bu tür davranışları sergilemesini önleyecektir.
  • Çocuğunuz için bazı kokular çok rahatsız edici olabilmektedir. Çocuğunuzun hoşuna gidebilecek oda kokuları kullanarak böyle bir durumun ortaya çıkmasını önleyebilirsiniz. Bunun mümkün olamadığı durumlarda ise çocuğunuzun evin kokulardan etkilenmeyeceği bir odasına / köşesine gitmesini sağlayabilirsiniz.
    • Çocuğunuzun odasındaki eşyaları onun istediği şekilde yerleştirip (örn., yatağını pencerenin önüne yerleştirmek), mobilyalarını ve düzenini değiştirmekten kaçınınız.

    Çocuğunuz için ev ortamı her zaman sakin ve uyaranların sınırlandırıldığı bir çevre olmayabilir ancak özellikle birlikte çalışacağınız zamanlar için evinizin bir odasında böyle bir ortam hazırlayabilirsiniz. Böylece endişeli ve kaygılı olduğu zamanlarda hazırlamış olduğunuz bu sakin ortama götürmeniz ortaya çıkabilecek davranışları önleyecektir.

4. Ev içi güvenliği sağlayınız:

Çocuğunuz için ev ortamını yapılandırırken göz önüne almanız gereken en önemli konu çocuğunuzun ve ailenizin güvenliğidir. Otizmli çocuklar genellikle tehlikeli durum ile karşılaştıklarında bunu ayırt edememekte ve nasıl güvenli tepkide bulunmaları gerektiğini bilememektedirler. Çocuğunuz tehlikeli durumları ayırt edemiyor, farkına varmıyor ya da hiçbir şeyden korkmuyorsa evinizde bazı önlemler almanız gerekecektir.

Anne-baba olarak sizler genellikle günlük yaşamda çocuğunuzun tehlikeli durumlar ile karşılaşmaması için çeşitli önlemler almaktasınız. Örneğin, elektrik prizlerini kapatma, balkon ve pencereleri kilitleme, makas ve bıçak gibi kesici aletleri ve ilaç ya da deterjan gibi kimyasal maddeleri çocuğunuzun ulaşamayacağı yerlere yerleştirme, fırın ya da ocak gibi araçların kullanmasını önleyecek düzeneklere yer verme gibi önemler almaktasınız. Aşağıda bu açılardan önlem alabilmeniz için bazı pratik öneriler sıralanmıştır:

  • Çocuğunuz dolapları karıştırıyor ve bazen tehlikeli nesnelere (kırılabilecek nesneler, kesici ve delici aletler ) ulaşabiliyorsa dolaplar kilitli tutulabilir,
  • yiyecek olmayan nesneleri yemek-içmek gibi davranışları varsa ilaçlar ve temizlik malzemeleri ulaşamayacağı bir yere depolanabilir,
  • televizyonla oynuyor, sürekli olarak kanal değiştirerek görüntülerin akmasını seyrediyorsa, televizyon kumandasını erişemeyeceği bir yerde bulundurulabilir,
  • kapı ve pencereleri kilitli tutulabilir,
  • giysilerine adres ve telefon numarasının olduğu etiketler hazırlanabilir,
  • Arabada emniyet kemerini takmak istemiyor ya da taktığınız zaman bundan kurtulmak için daha güçlü olabilecek ve onun çözemeyeceği bir kemer sistemi kullanılabilir.

Ancak bu önemleri almanızın yanı sıra çocuğunuzun tehlikeli durumlarla karşı karşıya kaldığında güvenli tepkide bulunmayı öğrenmesi oldukça önemlidir. Bu nedenle, çocuğunuzun ve içinde bulunduğunuz çevrenin özelliklerini dikkate alarak öncellikli ve acil olan güvenlik becerilerini belirleyerek çocuğunuzun bu becerileri öğrenmesi sağlamanız gerekmektedir. Belirleyeceğiniz güvenlik becerilerinin öğretimini gerçekleştirmek üzere çocuğunuzun özel eğitim öğretmeniyle iş birliği yapabilirsiniz. İzleyen bölümde çocuğunuza olası tehlikeli durumlarda güvenli tepkide bulunmayı nasıl öğretebileceğinize ilişkin ayrıntılı bilgi ve önerilere yer verilmiştir.

Çocuğunuzun Tehlikeli Durumlarda Güvenli Tepkilerde Bulunmasını Sağlamak

Daha önce de belirtildiği gibi siz anne-babalar günlük yaşamda çocuğunuzun güvende olmasını sağlamak amacıyla çeşitli önlemler almakta ve çocuğunuzun tehlikeli durumlarla karşı karşıya kalmasını belirli bir düzeyde engelleyebilmektesiniz. Örneğin ilaç, kesici alet ya deterjanları çocuğunuzun ulaşamayacağı yerlere yerleştirmekte ya da evde sürekli kapıyı kilitli tutarak çocuğunuzun tek başına evden çıkmasını engellemektesiniz. Ancak aldığınız bu tip önemler sizin ve yakın çevrenizin varlığında uygulanabilmektedir. Bir başka ifadeyle, bu tip önlemler çocuğunuzun belirli koşullar altında ve belirli zaman dilimlerinde güvende olmasını sağlayabilecektir. Oysa çocuğunuz için önemli olan herhangi bir tehlikeli durum ile karşı karşıya kaldığında bu tehlikenin farkına varması, ayırt etmesi ve güvenli olarak tepkide bulunabilmesidir. Normal gelişim gösteren çocuklar bazı tehlikeli durumları ayırt etme ve güvenli tepkide bulunmayı gelişimsel olarak ve ailelerinin ve öğretmenlerinin yaptığı  temel bilgilendirmeler ile aynı zamanda benzer durumlarda başkalarının ne yaptığını  gözleyerek öğrenebilmektedirler. Ancak otizm spektrum bozukluğu olan çocuklara tehlikeli durumları fark etme, ayırt etme ve güvenli bir şekilde tepkide bulunma becerileri diğer becerilerde olduğu gibi sistematik olarak öğretilmelidir. Örneğin, normal gelişim gösteren çocuğunuza bıçak ile karşılaştığında bıçağa dokunmasının ve dokunursa olabileceklerin çok tehlikeli olabileceğini açıklamanız ve sonuçları hakkında bilgilendirmeniz muhtemelen yeterli olacaktır ve böyle bir durumda ne yapmasını beklediğinizi öğretmek için sistematik öğretime yapmanıza gerek kalmayacaktır. Belki farklı zamanlarda birkaç defa bunu tekrar etmeniz gerekebilir. Ancak otizmli çocuğunuza evinizde herhangi bir yerde bıçakla karşılaştığında bıçağa dokunmaması gerektiğini ve bunun tehlikeli olduğunu öğretebilmeniz için sistematik bir öğretim süreci gerçekleştirmeniz gerekmektedir. Örneğin, çocuğunuza bıçak gibi kesici bir alet gördüğünde;

  • bıçağa dokunmadan oradan uzaklaşmasını
  • size, öğretmenine ya da evde bulunan bir başka yetişkine bıçak gördüğünü söylemesini öğretebilirsiniz.

Öncellikli ve önemli olabilecek güvenlik becerilerini belirleyebilmek için çocuğunuzun güvenli tepkide bulunma düzeyini belirlemeniz önerilmektedir.

1. Çocuğunuzun Güvenli Tepkide Bulunma Düzeyini Belirleme

Çocuğunuzun günlük yaşamında karşılaşabileceği tehlikeli durumlar karşısında ilk olarak güvenli tepkide bulunup bulunamadığını doğru ve uygun şekilde belirlemeniz önerilmektedir.Çocuğunuzun öncellikli ve önemli bulduğunuz güvenlik becerisi / becerilerini ne kadar sergilediğini üç şekilde belirleyebilirsiniz: 

  1. Çocuğunuzun tehlikeli durumu ve bu durumda ne yapacağını sözel olarak açıklama becerisini değerlendirebilirsiniz: Yabancı bir kişi çocuğunuza şeker ya da oyuncak gibi hoşuna gidebileceği bir şeyi vererek ya da vermeyi vaat ederek bir yere gitmeyi teklif etmesi durumunda çocuğunuzun yabancı yabacı kişi ile gidip gitmeyeceğini ya da ne tür tepkide bulunabileceğini belirlemeyi amaçladığınızı düşünelim:
  • Mutfağa gittiğinde masanın üzerinde bir bıçak olduğunu görsen ne yaparsın?” sorusunu sorarak böyle bir durum karşısındaki olası tepkisini açıklamasını sağlayabilirsiniz.
  • Parkta bisiklete binerken, tanımadığın bir kişi yanına gelip, “çikolata yemek ister misin? Benimle gel, sana çikolata vereyim” derse ne yaparsın?” sorusunu sorarak böyle bir durum karşısındaki olası tepkisini sözel olarak açıklamasını isteyebilirsiniz.

Ancak, böyle bir uygulamayla çocuğunuzun olası tepkisini yalnızca sözel olarak belirleyebileceğinizi ve gerçekte nasıl tepkide bulunacağına ilişkin geçerli bir değerlendirme yapamayabileceğinizi unutmayınız.

  • Çocuğunuzun tehlikeli durum ve bu durumda ne yapacağına ilişkin tepkilerini rol oynama ile değerlendirebilirsiniz:
  • Çocuğunuzla evinizin mutfağına giderek “Benim odada televizyon seyrettiğimi düşün. Sen de su içmek için mutfağa gidiyorsun ve masanın üzerinde büyük bir bıçak olduğunu görüyorsun! Ne yaparsın hadi bana göster” diyebilirsiniz.
  • Çocuğunuzla her zaman gittiğiniz parka giderek çocuğunuz parkta oyuncakları ile oynarken; yanına eğilip “Şimdi ben sana oyuncak arabanı getirirken; tanımadığın birisi yanına gelip “Hadi seninle birlikte markete gidip çikolata alalımdedi sen ne yaparsın hadi bana göstersene!” diyerek olası tepkisini rol oynayarak size göstermesini isteyebilirsiniz.

2. Çocuğunuza Güvenli Tepkide Bulunmayı Öğretme

Çocuğunuza belirlediğiniz tehlikeli durumlara karşı güvenli tepkide bulunmayı öğretmek için yine üç yaklaşımı kullanabilirsiniz:

  1. Açıklama yapma ve bilgi sunma: Çocuğunuza; videolar, öyküler, boyama kitapları ve oyunlar aracılığı ile belirlediğiniz tehlikeli durum karşısında gerçekleştirmesini beklediğiniz tepkiye ilişkin bilgi sunabilirsiniz. Ardından çocuğunuzun böyle bir durumla karşı karşıya kalırsa ne yapacağınız size sözel olarak, oyun oynayarak ya da rol yaparak açıklamasını isteyebilirsiniz.
  2.  Davranışsal beceri öğretimi sunma: Davranışsal beceri öğretimi yeni becerilerin öğretiminde uzman birinin daha az deneyime sahip bir başka kişiye bilgi sunma / açıklama yapma, model olma, alıştırma-rol alma ve düzeltici geri bildirim sunmasını içermektedir. Tehlikeli bir durum karşısında çocuğunuza güvenli tepkide bulunmasını öğretmek için aşağıda yer alan basamakları izleyerek davranışsal beceri öğretimi gerçekleştirebilirsiniz.

Basamak: Açıklama Yapma / Bilgi Sunma

Çocuğunuza tehlikeli durum karşısında gerçekleştirmesini beklediğiniz tepkiye ilişkin bilgi sununuz. Örneğin, bıçak tehlikeli bir araçtır. Bıçağa dokursak, elimize ya da başka bir yerimize sürersek kesilebilir, canımız yanar ve kanımız akar.

Basamak: Model Olma

Doğal ortamda rol oynama yoluyla benzetim yaparak öğretmeyi hedeflediğiniz davranışa model olunuz. Örneğin, daha önceden masanın üzerine bıraktığınız bıçağı ilk defa görüyormuş gibi yaparak evdeki bir yetişkine örneğin babaya doğru ilerleyerek “Masanın üzerinde bıçak var” biçiminde çocuktan yapmasını istediğiniz hedef davranışı sergileyerek model olunuz.

Basamak: Alıştırma Yapma-Rol Alma

Çocuğunuza sıranın onda olduğu söyleyerek rol oynama yoluyla sizi taklit etmesini isteyeniz. Bu amaçla masanın üzerine bıçağı bırakınız ve çocuğunuzun sizin sergilediğiniz davranışı taklit etmesini isteyiniz. Çocuğunuz bu davranışı sizin model olduğunuz gibi sergilerse pekiştiriniz. Tam olarak sizin sergilediğiniz gibi gerçekleştirmezse (örn., bıçağa dokunarak ya da eline alıp inceledikten sonra) çocuğunuza davranışı tam olarak nasıl yapmasını beklediğiniz konusunda geri bildirim vererek (örn., “Aslı bıçağa dokunmadan gelip bana haber vermen gerekiyordu” diyerek öğretimi sonlandırınız.

Çocuğunuz kendiliğinden doğru tepkiyi gerçekleştirene kadar ikinci ve üçüncü basamağı içeren model olma ve rol alma sürecini tekrar ediniz.

Gerçek ortamda öğretim sunabilirsiniz: Çocuğunuzun doğal ortamda benzetimi yapılan tehlikeli durum karşısında nasıl tepkide bulunduğunu gerçek ortamda değerlendirirken, yanlış tepkide bulunduğunda ya hiçbir tepkide bulunmadığında davranışsal beceri öğretimi basamaklarını izleyerek öğretim sunabilirsiniz.

Öğretim Örneği: Davranışsal Beceri Öğretimiyle “Kesici alet varlığında güvenli tepkide bulunma” davranışı  

  1. Basamak: Açıklama Yapma / Bilgi Sunma
  • Çocuğunuza evde ya da başka bir ortamda bıçak bulduğunda “Dokunmamasını, ortamdan ayrılmasını ve size ya da başka bir kişiye söylemesini” açıklayınız.
  • Çocuğunuza bıçak gördüğünde her zaman bunu yapmasını söyleyiniz.
  • Bıçağın olası tehlikelerini açıklayınız.
  • Çocuğunuza, sizin olmadığınız bir ortamda bir bıçak gördüğünü söyleyebileceği farklı kişiler olabileceğini söyleyiniz.
  • Çocuğunuza bunları yapmasının çok önemli olduğunu söyleyiniz.
  1. Basamak: Model Olma
  • Model olma basamağını uygulamak için videodan model olma uygulamasından yararlanabilirsiniz. Çocuğunuza öğretmeyi istediğiniz davranışın bir akranı tarafından gerçekleştirildiği video klipleri izletebilirsiniz.
  • Video klip;
  • çocuğunuzun bir akranın evde mutfak tezgahının üstünde bir bıçak görmesi
  • mutfaktan hızla uzaklaşmasını,
  • odada televizyon izleyen annesine bıçak gördüğünü söylemesini,
  • annesinin çocuğa bıçak gördüğünü söylemesinin çok doğru olduğunu açıklamasını ve teşekkür etmesini içerebilir.
  • Çocuğunuza videodaki akranının bıçak gördüğünde oradan hızla uzaklaşıp annesine haber vererek nasıl doğru davrandığını açıklayınız.
  • Çocuğunuza tepkide bulunması için fırsat veriniz. Çocuğunuza “Sen olsan / sen de mutfakta bıçak görsen ne yaparsın hadi söyle!” diyerek fırsat verebilirsiniz.
  1. Basamak: Alıştırma yapma-Rol alma ve Geri Bildirim Sunma
  • Çocuğunuza bu duruma ilişkin kendi çevrenizde gerçekleşebilecek bir senaryo anlatınız.
  • Çocuğunuza böyle bir durumda ne yapacağını göstermesini isteyiniz.
  • Çocuğunuz doğru tepkide bulunduğunda onu pekiştiriniz.
  • Çocuğunuz yanlış tepkide bulunduğunda ya da eksik tepkide bulunduğunda beklediğiniz doğru tepkiyi açıklayarak düzeltici geri bildirim sununuz.
  • Çocuğunuz yanlış tepkide bulunduğunda ya da eksik tepkide bulunduğunda tekrar bir senaryo sunarak tekrar alıştırma yapmasını isteyiniz.
  • Çocuğunuz üç farklı senaryoda doğru tepkide bulunana kadar alıştırma yapmasını isteyiniz.

Çocuğunuza güvenlik becerilerinin öğretiminde yukarıda örnek verilen davranışsal beceri öğretimini etkili bir şekilde kullanabileceğiniz gibi sosyal öykülerle ve video modelle öğretim gibi öğretim uygulamalarını da etkili bir şekilde kullanabilirsiniz. Sosyal öykülerle öğretim uygulamasına ilişkin bilgilerini tazelemek ve uygulama basamaklarını incelemek için Modül 7’yi ve video modelle öğretim uygulamasına ilişkin bilgilerini tazelemek ve uygulama basamaklarını incelemek için Modül 16’yı tekrar inceleyebilirsiniz. Davranışsal beceri öğretimi basamaklarına ulaşabilirsiniz. İzleyen bölümde bir çalışma kapsamında otizmli çocuğa güvenlik becerilerinin öğretiminde kullanılan örnek bir sosyal öykü yer almaktadır. 

“Deterjana Dokunmak Tehlikelidir”

“Sağlıklı olmamız için evimizin, okulumuzun ve eşyalarımızın temiz olması gerekir. Annem sağlıklı olmamız için evimizi deterjanla temizler. Bazen deterjanları dolaba koymayı unutabilir ve ben banyoda, tuvalette ve mutfakta deterjan görebilirim. Evimizde bir yerde deterjan gördüğümde hemen oradan uzaklaşmalıyım ve anneme deterjan gördüğümü söylemeliyim. Çünkü deterjanlara dokunmak çok tehlikelidir. Evimizde bir yerde deterjan gördüğümde hemen uzaklaşarak anneme haber verdiğimde annem çok mutlu olur. Evimizde bir yerde deterjan gördüğümde hemen uzaklaşarak anneme haber vermem doğru bir davranıştır” (Değirmenci, 2018).

Kardeşler için Önlemler Almak

Çocuğunuzun eğitim sürecini planlamak, okula götürmek, öğretim sürecini desteklemek için evde çalışmalar yapmak, ev ortamını düzenlemek ve size destek olabilecek yardımcılar bulmak gibi sorumluluklarınızın arasında diğer çocuklarınızın (varsa) gereksinimlerini gözden kaçırmamaya çalışınız. Ailenize otizm spektrum bozukluğu olan bir çocuğun katılmasıyla birlikte normal gelişim gösteren kardeşler genellikle (anne-babalar kadar olmasa da) bu durumdan etkilenmektedirler. Sizler diğer çocuğunuz /çocuklarınızla yeterince ilgilenemediğinizi düşünebilirsiniz. Büyük kardeşler ise, siz olmadığınız zaman otizmli kardeşlerine bakmak zorunda kalacakları için endişelenebilmektedirler. Diğer taraftan bazen gençler otizmli kardeşleri nedeniyle psikoloji ve özel eğitim gibi alanlara ilgi duymakta ve yetişkin olduklarında bu alanlarda uzmanlaşmayı tercih etmektedirler. Ancak birçok çocuk otizmli kardeşlerinin davranışları nedeniyle seyahate gidemediklerini, evde hep birlikte yemek masasına oturarak yemek yiyemediklerini ve istediği televizyon programını izleyemediklerini de ifade etmektedirler.

Normal gelişim gösteren kardeşler otizm spektrum bozukluğu olan kardeşlerinden küçükse; otizmli kardeşinin neden sürekli huysuz olabildiğini, sakinleştirmenin kimi zaman neden imkansız olduğunu, herhangi bir nedeni yokken neden kendisine, başkalarına ya da eşyalara vurduğunu, neden yemeğini yemediğini ya da bitirmediğini, neden onunla oynamadığını ve en önemlisi anne-babanın neden sürekli ona dikkatini yönelttiğini anlamakta güçlük çekmektedir. Otizmli bir kardeşe sahip olmak onların karmaşık duygular yaşamalarına, yalnız ya da ayrıştırılmış hissetmelerine, otizme ilişkin bilgi ve beceri eksikliği problemler söz konusu olduğunda onlarla baş etmelerini engelleyebilmektedir. Ayrıca kardeşleriyle olan ilişkilerinin hayatlarında yer alan herhangi bir başka kişiden daha fazla uzun sürecek olması ve kendilerinin de farklı sorun ve zorluklarla mücadele etmek durumunda kalmaları normal gelişim gösteren kardeşlerin de destek alma gereksinimlerinin olabileceğini göstermektedir. Normal gelişim gösteren çocuklarınızın bu gereksinimlerini dikkate alınız. Aşağıda varsa diğer çocuklarınız için otizmli bir kardeşe sahip olmanın etkilerini en aza indirebilmenize yardımcı olabilecek birkaç öneri yer almaktadır.

  • Araştırmalar, kardeşlere otizmli çocuğun müdahale/eğitim programlarında bazı görevler verilerek katılım göstermeleri sağlandığında bundan olumlu yönde etkilendiklerini göstermektedir. Bu nedenle çocuklarınızın yeterlilikleri doğrultusunda otizmli çocuğunuzun eğitiminin bir parçası olmasını ve aktif rol almasını sağlayınız. Bu süreçte çocuğunuzun özel eğitim öğretmeni ile iş birliği yapabilirsiniz.
  • Çocuğunuzun gereksinimlerini karşılamak için yoğun zaman ayırmanız gerekebilecektir. Ancak mutlaka diğer çocuklarınıza da vakit ayırmaya çalışınız. Ailenin diğer bireylerinden herhangi birisi otizmli çocuğunuzla ilgilenirken siz diğer çocuğunuzla birlikte yapmaktan hoşlandığınız etkinlikleri yapmaya özen gösteriniz.
  • Çoğunlukla diğer çocuklarınız ev içinde sizin en büyük yardımcınızdır. Ancak onların da çocuk olduğunu, kendi ilgileri ve merakları olduğunu gözden kaçırmayınız ve onların anne-baba ya da eğitimci rolü üstlenmelerini ve birçok iş ve görev yüklenmelerini engelleyiniz. Diğer taraftan eğitim sürecine katılmalarını sağlamayı da önermiştik; çocuklarınızı sürekli gözlemleyerek bir denge kurmaya çalışınız.
  • Diğer çocuklarınızın istedikleri etkinliklere katılmaları ve en sevdikleri şeyleri yapmaları için ortam hazırlayınız. Bu süreçte normal gelişim gösteren çocuğunuzu destekleyebilmek üzere aile içinde işbirliği yapınız ve gerekiyorsa bir uzmandan destek alız.
  • Diğer çocuklarınız otizm spektrum bozukluğu olan çocuğunuz için iyi bir model ve öğretici olabilir. Özellikle öğretici olması için öncelikle bu çocukların gönüllü olması gerekir. Araştırmalar normal gelişim gösteren kardeşlerin yönlendirildiğinde iyi birer öğretici olabildiklerin göstermektedir. Yalnız bu süreçte mutlaka her iki çocuğunuzu da gözlemeniz; her ikisinin de haklarının takibi yapmanız (örn., normal gelişen çocuğunuzun kardeşinin iyilik halini koruduğundan ona karşı kibar ve yapıcı olduğundan emin olmak) ve süreci yönetmeniz gerektiğini unutmayınız.

Yemek Yeme Davranışlarını Geliştirmek

Otizm spektrum bozukluğu olan çocukların çoğunda yemek yeme ve beslenme ile ilgili sorunlar gözlenmektedir. Sizler de muhtemelen günlük yaşamınızda yemek yemeye ilişkin bazı problemlerle karşılaşmaktasınız. Aşağıda çocuğunuzla yaşayabileceğiniz problemlerden bazıları ve bu problemlere yönelik çözüm önerilerine yer almaktadır.

Çocuğunuz yalnızca sınırlı ve belirli yiyecekleri mi yiyor?

Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklar yemek konusunda çok seçici olabilmekte ve kendi istediklerini yeme konusunda ısrarcı davranabilmektedir. Örneğin bazıları sadece makarna yer ve süt içerken, bazıları sadece patates kızarması ile karınlarını doyurmak isteyebilir. Yemek seçmelerine neden olan etmenler genellikle yiyeceğin rengi, yapısı, sunumu ve kokusudur. Parlak renkler onları rahatsız edebilmekte ve duyusal olarak aşırı yüklenmeye sebep olabilmekte ve bu yiyeceği itici bulmalarına neden olabilmektedir. Benzer şekilde yemeğin kokusu da duyusal olarak aşırı yüklenmeye neden olabilmekte ve bu durumdan rahatsız olabilmektedirler. Kimi zaman ise, yemeğin dokusuna karşı aşırı duyarlı olabilmekte ve belirgin dokulardaki yiyeceklere karşı olumsuz tepki geliştirebilmektedirler. Son olarak çocuğunuz için hazırladığınız yiyeceklerin sunuş biçimine de dikkat etmeniz gerekebilmektedir. Birkaç yiyeceği bir arada sunduğunuzda çocuğunuz bu yiyeceklerden birini sevmiyorsa bu durum itici olabilir. Çocuğunuz bezelye yemeğini sevmiyorsa pilav ile birlikte sunmanız pilavı yemesi için de caydırıcı olabilir. Bununla birlikte otizmli spektrum bozukluğu olan çocuklar tabakta yiyeceklerin bir arada olmasından da rahatsız olabilmektedir. Ancak, otizm spektrum bozukluğu olan tüm çocuklarda sıralanan bu özellikler görülmeyebilir. Çocuğunuzu yakından gözlemlemeniz, gözlemlerken burada sıralananlarla sınırlı olmayan diğer durumları da dikkate almaz çocuğunuzu daha yakından tanıyabilmeniz ve gerekli düzenlemeleri yapabilmeniz açısından önemlidir.

Sıralanan şekilde ortaya çıkabilen yemek yeme davranışları otizm spektrum bozukluğu olan çocukların bazılarında beslenme sorunlarının oluşması ile sonuçlanabilmektedir. Bu durum ise, siz anne-babaların endişelenmesine yol açmaktadır. Ayrıca, çocuğunuzun sergilediği bu davranışlar günlük yaşamınızı da olumsuz etkileyebilmektedir. Bir restorana yemeğe gittiğinizde ya da yemeğe davet edildiğinizde çocuğunuzun özel yiyeceğini yanınızda taşımak ve her gün çocuğunuz için özel yemek hazırlamak zorunda kalabilirsiniz. Çocuğunuzun sağlıklı beslenmesini sağlayabilmek üzere yemek çeşidi arttırmanız önerilmektedir. Aşağıda çocuğunuzun yeni ve farklı yiyecekleri yemesini sağlamanızda size yardımcı olabilecek iki öneri yer almaktadır.

  • Çocuğunuza babaanne kuralını öğretmeye çalışınız. Bu kural basitçe “Ispanağını yersen sonra dondurma da yiyebilirsin” kuralıdır. Bu durumda çocuğunuzun ıspanağını yemeden dondurma yemesi mümkün olmayacağı için ıspanağını yemesi olasıdır. Bu kuralı uygularken başlangıçta ıspanağın (yemek istemediği yiyeceğin) miktarını çok az koyunuz. Çocuğunuz az miktarda ıspanak yediği zaman dondurma veririz. Daha sonra yavaş yavaş yemek istemediği yiyeceğin miktarını artırabilirsiniz. Bu süreç biraz uzun zaman alabilir ve sizi yorabilir ancak çocuğunuzun sağlıklı beslenmesi için denemeye değecektir.
  • Çocuğunuzun sevmediği yiyeceği, sevdiği yiyeceğin içine eklemeyi deneyiniz. Sevdiği çorbanın içine çok küçük / neredeyse püre edilmiş çok az et koymak (çorbanın rengini değiştirmemesine dikkat ediniz), çocuğunuzun et yemeye alışmasını sağlayabilir. Çocuğunuz sevdiği yemek içindeki sevmediği yemek parçalarına alıştıkça sevmediği yiyeceğin miktarını arttırabilirsiniz.

Bu iki öneri çocuğunuzun her zaman beslenme sorununu çözmek için yeterli olamayabilir. Çünkü bazı çocuklar bu konuda çok inatçı olabilmektedirler. Ancak bu önerilerle sorunu ortadan kaldıramasanız bile çocuğunuzun daha fazla yiyeceğin tadına bakmasını, farklı yiyecekleri tatmasını sağlayabilirsiniz. Çocuğunuz tadına baktığı yiyeceği severseve yemek seçenekleri arasına ekleyebilirsiniz.

Çocuğunuz farklı yiyecekleri yemeyi ilk başlarda üst üste ret edecektir. Ancak bu aşamada tutarlı davranarak çocuğunuza başka yiyecek vermezseniz acıktığı zaman farklı olan yiyecekleri yemek durumunda kalacaktır.

Çocuğunuz kaşık ve çatal kullanarak yemek yemiyor mu?

Tüm çocuklarda olabildiği gibi, sizin çocuğunuz da yiyecekleri elleri ile yemek için ısrarcı olabilmekte, çatal kaşık kullanmayı şiddetle reddetmekte ve sürekli gezinerek yemek yemek isteyebilir. Bazı çocuklar ise çok hızlı ya da çok yavaş yemek yiyebilirler. Aşağıda bu tür yeme davranışlarının üstesinden gelebilmeniz için yardımcı olabilecek birkaç öneri yer almaktadır.

  1. Çocuğunuzdan beklediğiniz yemek yeme davranışları ve diğer çocuklarınızdan beklediğiniz davranışların aynı olması gerekmektedir. Bu nedenle öncelikle çocuğunuzla masada oturma, çatak ve kaşıkla kullanarak yemek yeme üzerinde çalışınız.
  2. Çocuğunuz öncelikle masada oturmadan yemek yiyemeyeceğini öğrenmelidir. Çocuğunuza yemeğini eline alarak, dolaşarak ya da televizyon seyrederek yemesine izin vermeyiniz. Masadan kalktığı zaman elinden / önünden yemeğini alınız ve “yemek bitti” diyerek yemeğini kaldırınız. Çocuğunuz biraz sonra masaya dönerse ve yemekler hala masada duruyorsa, yemeğini verebilirsiniz ancak masadan kalktığı anda tekrar yemeğini alınız. Ya da yemek yemesine sadece yemek saatinin başında izin verebilir, kalktığı anda bir daha yemek vermeyebilirsiniz. Bu uygulamaya yer verirken çocuğunuzu dikkatli bir şekilde gözlemleyiniz ve çocuğunuza karşı tutarlı bir şekilde davranınız. Çocuğunuz masada çok kısa süre oturup çok az bile yemek yerse mutlaka hemen pekiştiriniz.
  3. Çocuğunuzun öğün aralarında yemek yemesine izin vermeyiniz, çok acıktığını düşünüyorsanız sadece açlığını bastıracak az miktarda yiyecek yemesine izin veriniz. Çocuğunuz öğün aralarında birkaç paket cips ya da çikolata yerse yemek saatinde masada oturmak istemeyecektir.
  4. Çocuğunuz çatak ve kaşık kullanarak yemek yemiyor, yemeği elle yemekte direniyorsa çocuğunuzun eğitim programında mutlaka bu becerilerin öğretimi hedeflenmelidir. Modül 20’de yemek yeme becerilerinin öğretimine ilişkin ayrıntı bilgi yer almaktadır. Çocuğunuzun yemek yeme becerilerinin geliştirilmesi için çocuğunuzun özel eğitim öğretmeni ile iş birliği yapınız.

Çocuğunuz yemeğini çok hızlı ya da çok yavaş mı yiyor?

Çocuğunuzun yemek yeme hızının çok yavaş ya da çok hızlı olması beslenme açısından problem yaratabilir. Ayrıca, bu durum çocuğunuzun günlük yaşamını da olumsuz olarak etkileyebilir. Örneğin, çocuğunuz okulöncesi kuruma devam ediyorsa çok hızlı ya da yavaş yemesi çocuğunuzun okul rutini içinde yer alan yemek saatindeki sosyal ortamdan yararlanmasını etkileyecektir.

  • Çocuğunuz hızlı ya da yavaş yemek yeme davranışı sergiliyorsa öncellikle yeme davranışını değerlendirebilir ve bu durumun nedenini araştırabilirsiniz. Örneğin çocuğunuz okulda, yemek saatinde, dikkat çekmek için çok hızlı yemek yiyor ve bunu gören öğretmeni çocuğunuzun yemeğini yemesi için yanına oturuyor olabilir. Böyle bir durumda çocuğunuz istediğini gerçekleştirmekte ve öğretmenin dikkatini ve ilgisini çekmektedir. Ya da çocuğunuz yemekten sonra yapacağını bildiği bir etkinlikten (örn., yazı yazmak, boya yapmak, bahçede çiçekleri sulamak) kurtulmak için çok yavaş yemek yiyor olabilir. Bazı çocuklar ise kimseyle etkileşime girmek istemediği ya da tamamen yalnız kalmak istediği için hızlı / yavaş yemek yiyebilmektedir.
  • Çocuğunuz hızlı yemek yiyorsa yemesi gereken miktarı çok küçük parçalar halinde vermeniz yemesini yavaşlatabilirsiniz.
  • Çocuğunuz yavaş yemek yiyor ise sofradan kalktığı zaman önündeki yemeği alabilirsiniz.

Yemek Yeme Becerilerinin Toplumsal Ortamlara Genellenmesini Sağlama

Çocuğunuz masada oturarak ve çatal kaşık kullanarak yemek yemeye başladığında bir sonraki amacınız çocuğunuzun bu becerileri toplumsal ortamda sergilemesini sağlamak olmalıdır. Birçoğunuz çocuğunuzla bir restorana gitmeyi denemiş ancak olumsuz deneyim elde etmiş ve bir daha denemeyi istemiyor olabilirsiniz. Bu düşüncenizde haklı olabilirsiniz. Çoğunuzla evde yemek yemenizle restoranda yemek yemeniz farklı olacaktır. Çocuğunuz için ortam, çevredeki kişiler, kullanacağı kaşık ve çatal farklıdır. Hatta çocuğunuzun sevdiği bir yiyeceğin tadı bile farklı olabilmektedir. Böyle bir durumda yemek yeme davranışı sergilemek çocuğunuz için zor olabilmektedir Ayrıca, yemek rutini de farklılaşmaktadır. Örneğin restoranda çocuğunuz masaya oturduktan sonra yemeğinin gelmesi için bir süre beklemesi gerekmektedir. Evdeki bir öğün sırasında ise muhtemelen çocuğunuz masaya oturduktan hemen sonra yemeğini yiyebilmektedir. Bütün bu yenilikler çocuğunuzun bilmediği ve alışkın olmadığı durumlardır ve bu nedenle çocuğunuz daha önce sergilemediği sorun davranışlar sergileyebilir ya da bazı problem davranışları daha yoğun sergileyebilir. Aşağıda çocuğunuzu restoran, kafe gibi toplumsal ortamlarda yemek yemeye alıştırmak ve uygun davranışlar sergilemesini sağlamak üzere size yardımcı olabilecek birkaç öneri yer almaktadır.

  • Restoran ya da kafede yiyecekleri önceden ısmarlayarak bekleme süresini kısaltabilirsiniz.
  • Aşırı gürültü ve ışık olmayan yer tercih edin ve oturacağınız masanın da sakin, sessiz olmasına dikkat ediniz.
  • Çocuğunuzun sevdiği yemeği sipariş ediniz.
  • Çocuğunuzu uygun davranışlar için yönlendiriniz.
  • Çocuğunuzun tüm uygun davranışlarını anında pekiştiriniz.

Uyku Problemleri İçin Önlemler Almak

Otizm spektrum bozukluğu olan çocukların birçoğunda en az bir uyku sorunu ya da bozukluğunun olduğu bilinmektedir. Çocukların yaşadığı uyku sorunlarından biri uykusuzluk ya da uyuyamama durumudur. Uykusuzluk sorunu genellikle uykuya dalmada gecikme, gece boyunca sıkça uyanma, gece uyandığında tekrar uykuya dalamama ve sabah çok erken uyanma olarak sıralanmaktadır. Bir diğer uyku problemi ise uyku sırasında gerçekleşen sorunlardır. Çocuğunuz uyku sırasında yürüme, diş gıcırdatma, sık sık korku ve ağlayarak uyanma, gece yatağa kaçırma ve kafasını ya da vücudunu sallama gibi davranışlar sergiliyor olabilir. Bunlara ek olarak, çocuğunuz uyku zamanı geldiğinde yatağa gitmeye ya da uyumaya kaşı direnme, ağlama gibi problem davranışlar sergileme ve sizinle birlikte uyuma gibi davranışsal uyku problemleri yaşıyor olabilir.

Uykuyla ilgili bu sorunlar ise, çocuklarda ruhsal sorunlardan davranış ve öğrenme sorunlarına kadar farklı açılardan sorunların gelişmesine yol açabilmektedir. Örneğin, saldırganlık ve depresyon gibi ruhsal ve hiperaktivite ve problem davranışlarında artış gibi davranışsal sorunlara neden olabilmektedir. Aynı zamanda, bu sorunlar çocuğun gerginlik yaşamasına yol açarak öfke nöbetlerinin ve karşı gelme davranışının sıklık ve yoğunluğu artabilmektedir. Çocuğunuz yeterince uyumadığında, daha fazla düşme ve dengesini kaybetme eğilimi gösterebilir. Bununla birlikte uykusuzluk çocuğunuzun bilişsel ve akademik performansını ve iletişim ve etkileşimini de olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Araştırmacılar otizmli çocuklarda uyku sorunlarının otizme özgü davranışları tetikleyebileceğini, sosyal beceri ve iletişim becerilerinde yaşadıkları güçlükleri arttırabileceğini, tekrarlayıcı davranışları daha fazla sergilemelerine neden olabileceğini ve rutinlere bağlılığı arttırabileceğini ileri sürmektedirler. Dolayısıyla, çocuğunuzun yaşadığı uyku sorunları hem çocuğunuzu hem de sizi olumsuz yönde etkileyebileceğinden uyku sorunlarının çözülmesi son derece önemlidir. İzleyen bölümde çocuğunuzun yaşayabileceği olası uyku sorunlarını çözmenizde size yardımcı olabilecek öneriler yer almaktadır.

Çeşitli uygulamalara ve çözüm yollarına başvurarak çocuğunuzun kesintisiz ve huzurlu uyuyabilmesine yardım edebilirsiniz. Öncellikle çoğunuzun uyku hijyenine sahip olmasını sağlamalısınız. Uyku hijyeni uyumamıza yardımcı olabilen ya da uykuyu olumsuz etkileyen davranışlar ve uyaranların birleşimini tanımlamaktadır. Uyku hijyeni oluşturmanız, çocuğunuza sağlıklı bir uyku düzeni oluşturmanızı ve doğru uyku alışkanlıklarını kazandırmanızı sağlayacaktır.

İyi bir uyku hijyeninin ise dört temel bileşeni vardır:

Rutinlerin ve düzenli yapılan etkinliklerin tüm çocukların hayatında etkili olduğu bilinmektedir. Uyku rutini oluşturma uykuya dalmada ya da uykuya devam etmede zorluk yaşayan çocuklar ve özellikle otizmli çocuklar için oldukça etkilidir. Uyku rutini her gece aynı saate başlayarak aynı şekilde gerçekleştirilen ve uyku zamanı ile sonlandırılan bir dizi etkinliği içermektedir. Bu rutin otizmli çocukların beynine sakinleşme, yatağa gitme ve uyuma zamanı olduğunu belirten bir sinyal göndermektedir. Aşağıdaki  örnek bir uyku rutini yer almaktadır.

Uyku Rutini

Sizler de aşağıdaki önerileri dikkate alarak çocuğunuz için iyi bir uyku rutini oluşturabilir ve çocuğunuzun uyku sorunlarının üstesinden gelebilmek üzere bu stratejiyi uygulayabilirsiniz.

  • Öncellikle çocuğunuz için makul olan sürdürülebilir bir uyku zamanı belirleyiniz.
  • Uyku öncesi rutini için etkinlikleri dikkatlice belirleyiniz. Çocuğunuz için; banyo yapma, diş fırçalama, pijama giyme, kitap okuma ya da masal anlatma, sevdiği bir şarkı ya da ninniyi söyleme/dinletme gibi etkinliklerden oluşan uyku öncesi rutinleri oluşturunuz. Uyku rutini içine yerleştirilen etkinliklerin çocuğunuzun sakinleşmesine ve dinlenmese yardımcı olduğundan emin olunuz. Çocuğunuzun yapmaktan hoşlandığı ve rahatlatıcı olan ancak sakin ve sessizce yapılabilen herhangi bir etkinliği rutin için belirleyebilirsiniz. Rutinde çocuğunuzu çok fazla ışığa maruz bırakmayacak, zihinsel ve fiziksel olarak çok fazla uyarmayan sakin etkinlikler yer almasını amaçlayınız. Ayrıca bu etkinliklerin çocuğunuzun ilgileri ve gereksinimleri ile örtüşmesine dikkat ediniz.
  • Uyku rutininde yatağına yatırdığınız zaman hemen arkasından hoşuna giden bir şey elde etmesini sağlayarak bir etkinlik içerecek şekilde planlarsanız çocuğunuzun yatağına yatma davranışını pekiştirmiş olursunuz. Yatağına yatar yatmaz ona sevdiği kitabı okuyabilir, şarkı söyleyebilir, birlikte resimli kitaplara bakabilirsiniz. Bunların yanı sıra çok sevdiği müzik CD sini dinleyebilir, sevdiği oyuncağını kucağına alabilir. Bütün bunlar çocuğunuzun yatağına yatma davranışını pekiştirecektir.
  • Uyku rutinini görseller aracılığı ile sununuz. Böylece çocuğunuzun uyku rutini içinde yer alan etkinlikleri ve basamaklarını öğrenmesine yardımcı olabilirsiniz. Çocuğunuz etkinlik ya da rutinin her bir bölümünü tamamladığında görsel rutin çizelgesini çocuğunuza tekrar gösteriniz ve bir sonraki basamağın ne olduğunu sununuz.
  • Hazırlayacağınız uyku rutinin çizelgesinin son basamağında yatakta yatan ve anne-babasına “iyi geceler” diyen bir çocuk yer almalıdır.
  • İyi bir uyku rutininin 20-30 dakika arasında sürmesi önerilmektedir.
  • Rutin içinde çocuğunuzun televizyon, tablet bilgisayar ve akıllı telefonlarla etkileşime girmesinden kaçınmanız oldukça önemlidir. Çocuğunuz uykuya hazırlanırken ya da kendisini sakinleştiren televizyon, tablet bilgisayar ya da telefon kullanıyor olabilirsiniz. Böyle bir durumda bu öneriyi uygulamak sizler için zor olabilir. Ancak çocuğunuzla halihazırda televizyon, tablet bilgisayar ya da telefon aracılığıyla gerçekleştirdiğiniz bu etkinlikleri uyku rutini öncesinde akşam saatinde tamamlamanız ve çocuğunuzun uyku zamanının en az bir saat öncesinde bu cihazların etrafa yaydığı parlak ışıktan uzaklaşmasını sağlamanız önerilmektedir. Işığa maruz kalmak beyinin uyku için önemli bir hormon olan melatonin salgılama sürecini değiştirebilmektedir. Araştırmalar otizm spektrum bozukluğu olan çocukların melatonin salgıları ile ilgili işlev bozukluğu olabildiğini göstermektedir. Bu nedenle uyku öncesinde parlak ışığa maruz kalmak söz konusu bu durumu daha olumsuz etkileyebilir.
  • Uyku rutini ve içindeki etkinlikleri çocuğunuzun aşırı bağlılık ya da takıntı oluşturmasını önleyecek şekilde planlamalısınız. Örneğin çocuğunuz, hep aynı yastık, oyuncak ya da aynı pijama ile uyumak isteyebilir ve yastık, oyuncak ya da pijama olmadığında ise uyumaya direnç gösterebilir ve problem davranış sergileyebilir. Çocuğunuzun akşamları farklı pijamalar giyerek, farklı kitaplar okuyarak, farklı şarkılar dinleyerek ya da söyleyerek uyumasını ve farklı yastık ve oyuncak ile rutinini gerçekleştirmesini planlayarak benzer durumların ortaya çıkmasını önleyebilirsiniz.

 

Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklar diğer çocuklar kadar uzun uyumamakta ve gündüz uykuları genelde hiç olmamaktadır. Buna rağmen çoğunlukla gün boyunca hiç bitkin ya da yorgunluk belirtileri göstermeden ayakta kalabilmektedirler. Peki siz anne-babalar otizmli çocuğunuzun günde kaç saat uyuması gerektiğini ya da gün içinde kısa süreli uyuması gerekip gerekmediğini nasıl belirleyebilirsiniz? Çocuğunuz için ideal olan uyku çizelgesini nasıl belirleyebilirsiniz?

Aşağıda yaş özelliklerine göre bireylerin ihtiyaç duyabileceği uyku saati ve gündüz uyku sayısı yer almaktadır. Her bir çocuk için normal ve ideal bir uyku uzunluğu çeşitlilik gösterebilmek ve farklılaşabilmektedir. Ancak sizler de çocuğunuzun özellikleri ve aşağıda sıralanan bilgileri referans alarak çocuğunuz için uygun uyku saatini belirleyebilirsiniz.

Uyku Zamanı Oluşturma

  • Öncellikle bir uyku günlüğü oluşturarak çocuğunuzun uyku alışkanlığına ilişkin kayıt tutmaya başlayınız. Uyku günlüğünün oluşturulmasına ilişkin bilgiye izleyen bölümde yer verilmiştir.
  • Uyku günlüğündeki bilgileri dikkate alarak çocuğunuzun yatağa yattıktan sonra uykuya daldığı zaman aralığını belirleyiniz. Örneğin uyku günlüğü ile elde ettiğiniz bilgilere göre çocuğunuzu akşam saat 20:00 de yatağına yatırdığınızı ve çocuğunuzun saat 20.30 da uykuya daldığını varsayalım.
  • Bu zaman aralığının üzerine 30 dakika ekleyerek hedef uyku zamanını oluşturunuz. Bu durumda; çocuğunuz için uyku zamanını 21:00 olarak belirleyiniz ve ertesi gün çocuğunuzu 21:00 de yatağa yatırınız. Böylece çocuğunuzun yatağa yorgun bir şekilde yatmasını sağlayarak kısa zaman içinde uykuya dalma olasılığını arttırmış olacaksınız.
  • Çocuğunuz yatağa yatırmanızın ardından 15 dakika ya da daha öncesinde uykuya dalar hale gediğinde ertesi gün uyku zamanını 30 dakika erkene çekiniz. Örneğin çocuğunuz 20:45 ya da öncesinde (15 dakika ya da daha öncesinde) uykuya dalar hale gediğinde, ertesi gün çocuğunuzun 20:30 olarak yatağına yatırarak uyku zamanını 30 dakika erkene çekiniz.
  • Çocuğunuz belirlediğiniz saatte, yatağa yattığında 15 dakika içinde uykuya dalmazsa, bir sonraki gece uykuya gitme zamanını 30 dakika daha geç olarak belirleyiniz. Örneğin çocuğunuzu 21:00’da yatağına yatırdığınızda 15 dakika içinde uykuya geçmez ise, bir sonraki gece çocuğunuzun 21:30’da yatağa yatmasını sağlayınız.
  • Eğer çocuğunuz yine yatağa yatmasının ardından 15 dakika ya da öncesine uykuya dalmıyorsa, çocuğunuzu ortalama 15 dakika yataktan çıkartınız ve bu süre içinde çocuğunuzu uyumaya yönlendirebilmek üzere onu hareketlendirecek herhangi bir etkinlikle meşgul olmasını engelleyiniz. 15 dakika sona erdiğinde çocuğunuzu tekrar yatağına yatırınız. Çocuğunuz bu kez yine 15 dakika içinde uykuya dalmayabilir. Böyle bir durumda çocuğunuz yatağa yatırıldıktan 15 dakika için uykuya dalana kadar uygulamayı tekrar ediniz.

Önemli Noktalar

  • Çocuğunuz belirlediğiniz saatten önce uyumak isterse çocuğunuzun uyumasını engelleyiniz.
  • Çocuğunuz gece uykusu sırasında uyanırsa onunla mümkün olabildiğince az etkileşime giriniz ve yatağına geri yatırarak uyumasını sağlayınız.
  • Çocuğunuzun her gece aynı saatle yatmasını ve her sabah aynı saatte uyanmasını sağlayınız. Tüm çocuklar uyku düzenine direnebilirler ancak, eğer anne baba olarak bu düzeni tutarlı bir şekilde uygularsanız çocuğunuz zamanla uyku düzenine alışacaktır.
  • Bazen otizm spektrum bozukluğu olan çocuklar için gece ve gündüzü, karanlık ile aydınlığı ayırt etmek zor olabilir. Çocuğunuzun bunu anlayabilmesi için gece yanınıza geldiğinde pencereden bakmasını sağlayınız ve karanlık olduğunu söyleyerek odasına geri götürünüz. Sabah olduğu zaman tekrar pencereden baktırınız ve aydınlık / güneş olduğunu ve aydınlık olunca odanıza gelebileceğini söyleyiniz. Bunu birçok gece/ gündüz yapmaya devam ediniz.
  • Bu uygulamayı çocuğunuz için ideal uyku saatini belirleyinceye kadar uygulayınız.
  • Aynı uygulamayı sabah uyanma saati için de uygulayabilirsiniz.

İyi bir uyku hijyeni sağlayabilmek için uyku ortamının aşağıda sıralanan özelliklere sahip olmasını sağlayınız.

  • Uyku ortamı aşırı sesten arındırılmış olmalıdır. Çocuğunuzun odasının karanlık ve sessiz olmasını sağlayınız. Işık yayan nesne ya da cihaz olmamasına dikkat ediniz.
  • Uyku ortamı uygun ısıda olmalıdır. Çocuğunuzun odası çok sıcak ya da çok soğuk olmamalıdır. Uyku sırasında vücudumuzun ısısı düşer ve ortamın çok fazla sıcak olması uykuya dalmayı engelleyebilir. Bu nedenle çocuğunuzun odasının sıcak olmasını sağlamak ve uyku sırasında hafif kıyafetler giydirmek yerine odanın evin serin olan kısmında olmasını ya da serin olmasını sağlamanız ve uyku sırasında çocuğunuzu sıkı giydirmeniz önerilmektedir.
  • Çocuğunuzun keskin ve belirgin duyusal tercihleri olabilir. Örneğin çocuğunuz uyurken daha çok battaniye tercih ediyor olabilir ya da belirgin dokuda uyku kıyafeti tercih ediyor olabilir. Böyle bir durumda önemli olan çocuğunu rahat olmasını sağlayacak koşulları oluşturmanızdır.
  • Çocuğunuzun yatağını oyun amaçlı kullanmaktan kaçınınız.
  • Çocuğunuzun sevdiği oyuncaklarının görüş alanı dışında olduğundan emin olunuz.

Uykuyu Olumsuz Etkileyen Durumlardan Kaçınma ve İyileştirme

Bilindiği gibi uykuya engel olan en önemli madde kafeindir. Örneğin çikolatada var olan kafein çocuğunuzun gece uykusunu bozabilir. Çocuğunuzun herhangi bir uyku problemi yoksa bile uyku zamanı öncesinde kafein içeren herhangi bir yiyecek ya da içecek tüketmemesini sağlayınız. Kimi zaman sağlık problemleri de uykuyu olumsuz etkileyebilmektedir. Örneğin, alerji kaynaklı burun tıkanıklığı, egzama, uyku apnesi, huzursuz bacak sendromu ya da mide yanması gibi sağlık sorunları uykuyu olumsuz yönde etkilemektedir. Çocuğunuzun uygudan önce ne aç ne de aşırı tok olmadığından emin olunuz. Ayrıca, uyku öncesinde çok fazla sıvı tüketmesini de engelleyiniz.

Çocuğunuzun iyi bir uyku hijyeni için temellerini oluşturduktan sonra yaşadığınız uyku sorunlarına yönelik davranışsal uygulamalara yer verebilirsiniz. Böylece çocuğunuz için sağlıklı bir uyku düzeni oluşturabilir ve doğru uyku alışkanlıklarını kazanmasını sağlayabilirsiniz. Bu süreçte çocuğunuzun yaşadığı  uyku sorunlarının ve olası nedenlerinin belirlenmesi oldukça önemlidir. Çocuğunuzun uyku sorunu belirlemek ve değerlendirebilmek üzere “uyku günlüğü” yöntemini kullanabilirsiniz.

Uyku günlükleri çocuğunuzun uyku alışkanlığını belirleyebilmek için bilgi toplayabileceğiniz kolay bir yöntemdir. Uyku günlüğü oluşturmak için en az yedi gece üst üste tarih, çocuğunuzun yatağı gitme zamanı, uykuya dalma zamanı, uykuya dalarken ne yaptığı, gece uyanmalarının saati ve sıklığı, sabah uyanma zamanı ve gündüz uykusuna ilişkin bilgileri düzenli olarak kaydediniz. Uyku günlüğü ile çocuğunuzun uyku davranışına ve örüntülerine ilişkin gerçekçi bilgi elde edebilirsiniz. Ancak bu yöntemi uygulamayı planlıyorsanız davranışlar gerçekleştiği anda bilgileri kaydetmeniz gerekmektedir. Çocuğunuzun uyku davranışına ilişkin bilgi toplamak üzere uyku günlüğü oluştururken eşinizden varsa diğer çocuklarınızdan ya da aile üyelerinden yardım isteyerek çocuğunuzun uyuduğu ya da uyanık kaldığı zamanlara ilişkin hiçbir bilgi gözden kaçırmazsınız.

Uyku günlüğü aracılığı ile çocuğunuzun uyku davranışlarını ve uyku sorunlarını belirledikten ve değerlendirdikten sonra çeşitli davranışsal müdahale yöntemleri ve stratejileri ile uyku sorunlarını çözmeyi hedefleyebilirsiniz. İzleyen bölümde çocuğunuzun sahip olabileceği uyku sorunları ve bu sorunlara karşı uygulayabileceğiniz müdahalelere ilişkin bilgi ve öneriler yer almaktadır.

Çocuğunuz ancak siz olduğunuzda mı uykuya dalabiliyor ve genellikle uyumamak için direniyor mu?

Çocukların anne-babaları olmadan uykuya dalamamalarının, ancak anne-babalarının varlığında uyuyabilmelerinin kaygı ve uyku bağlılıkları olmak üzere iki temel nedeni olduğu ileri sürülebilir.

Kaygı (anksiyete) otizmli çocuklarda yalnızca anne-baba olduğunda uykuya dalabilme sorununun önce çıkan nedeni olabilmektedir. Çocuğunuzun çoğunlukla uyku zamanında kaygılı olduğunu görüyor olabilirsiniz. Çocuğunuzun aşırı düzeyde kaygılı olduğunu düşünüyor ya da gözlüyorsanız doktorunuza başvurarak çocuğunuzu değerlendirmesini sağlayınız. Kaygılı çocuklarda kendiliğinden uykuya dalma süreci yavaş ve planlı bir biçimde tasarlanmalıdır.

  • Uyku rutini sonrasında çocuğunuzu yatağına yatırınız ve çocuğunuz gerçekten uykuya dalana kadar odadan ayrılmayınız.
  • Çocuğunuzun kendiliğinden uykuya dalmasını cesaretlendirmek ve uyku zamanı kaygısını azaltabilmek amacıyla zamanla aşamalı olarak çocuğunuzun odasından kapıya doğru geçiniz ve son olarak odanın dışına çıkınız.
  • Çocuğunuz yatmaya direniyor, kendisiyle birlikte yatmanızı, ona sarılmanızı istiyorsa bunu kısa süreli olarak yapabilirsiniz. Bunu kolaylaştırmak için bir mutfak saatini 5-10 dakikaya ayarlayınız, saat çalınca odanıza gideceğinizi söyleyerek her akşam yapacağınız uyku rutininizin bitiş zamanını öğrenmesini sağlayınız. Ancak saat çalar çalmaz odadan çıkmanız ve geri gelmemeniz oldukça önemlidir. Tutarlı bir şekilde bu planı uyguladığınızda bir süre sonra çocuğunuz sizi çağırmaktan vazgeçecektir.

Çocukların yalnızca anne-babalarının varlığında uykuya dalabilme durumun ortaya çıkmasının bir diğer nedeni ise, uyku bağlılıkları gelişmesidir. Uyku bağlılıkları çocuğunuzun uyuya dalma sırasında çevresinde olmasına ihtiyaç duyduğu eşya, kişi ya da nesnelerdir. Örneğin, her zaman oyuncak arabası ile yatağa giden bir çocuk oyuncak arabası olmadan yatağa gitmekte zorlanır. Böyle bir durumda oyuncak araba bu çocuk için bir uyku bağlılığıdır. Bazı uyku bağlılıkları çocuğunuz için sakinleştirici etki yaratabilir. Örneğin bir battaniye, yastık, ya da pelüş oyuncak bu etkiyi yaratabilir. Çocuğunuzun battaniye, yastık ya da bir oyuncağa karşı uyku bağlılığı geliştirmişse, bunları tüm gece çocuğunuzun yanında tutabilirsiniz. Çocuğunuz gece uyandığında görebileceği ve dokunabileceği için gece uyanmalarının uzun sürmesi önlenebilir.

Benzer şekilde her zaman annesi ya da babası ile yatağa giden bir çocuk uyumaya gitmenin ya da uyumanın yolunun bu olduğunu öğrenir. Farkında olmadan çocuğunuzla böyle bir rutin oluşturmuşsanız çocuğunuz uykuya dalmadan odadan çıktığınızda siz tekrar odaya geri gelene kadar uyumaya direnç gösterecektir. Böyle bir durumda uygun bir strateji ile çocuğunuza uyandığında herhangi bir uyku bağlılığı olmadan kendiliğinden uykuya dalmasını öğretmeniz gerekmektedir. Örneğin, uyku rutini sonrasında çocuğunuzu odasına bırakabilir ve belirli zaman aralıklarıyla onu sakinleştirmek için odaya dönerek bu davranışını söndürmeyi deneyebilirsiniz. Ya da belirli bir süre boyunca aşamalı olarak varlığınızı geri çekebilirsiniz. İzleyen bölümde çocuğunuzun uyku sorununun üstesinden gelmek üzere “varlığınızı yavaş yavaş geri çekme” sürecini ve bu sırada sergilediği problem davranışları azaltmak üzere “söndürme” tekniğini nasıl uygulayacağınıza ilişkin bilgi ve öneriler yer almaktadır.

Varlığınızı Yavaş Yavaş Geri Çekme: Çocuğunuz sürekli sizinle uyumak istiyorsa sizin varlığınızı aşamalı olarak geri çekmeniz ve çocuğunuzun siz olmadan uyumasını sağlamanız gerekmektedir. Bunun için aşağıdaki gibi bir plan geliştirerek uygulayabilirsiniz:

  • Çocuğunuzun odasında yatağının yakınına bir yatak ya da koltuk yerleştiriniz ve siz de bu yatakta yatınız.
  • Aşamalı olarak yatağınızı ya da koltuğunuzu çocuğunuzun yatağından uzaklaştırınız ve kapıya doğru yaklaştırınız.
  • Zamanla odadan çıkınız ve çocuğunuzun siz olmadan uyumasını sağlayınız.

Söndürme: Çocuğunuz uykuya gitme zamanında uykuya direniyor, ağlama gibi davranışlar sergiliyorsa uygulayabileceğiniz yöntemlerden biri söndürmedir. Söndürme tekniği için Modül 8’i tekrar incelemenizi ve aşağıdaki önerileri takip etmenizi öneririz.

  • Çocuğunuzun uyku zamanı geldiğinde sergilediği problem davranışları görmezden geliniz ve tepkisiz kalınız.
  • Yatağına gitmesini sağlayınız ve odasından çıkınız. Bu sırada çocuğunuz büyük ihtimalle ağlamaya hatta daha şiddetli ağlamaya devam edecektir. Böyle bir durumda beş dakikada bir çocuğunuzun odasına giriniz ve çocuğunuzu pışpışlayarak odadan çıkınız. Bu aşamada çocuğunuzla konuşmayınız ya da etkileşimde bulunmayınız.
  • Çocuğunuzun odasına girme zamanınızı zamanla aşamalı olarak arttırınız.
  • İlk zamanlar çocuğunuz problem davranışı daha şiddetli sergileme eğilimi gösterecektir. Hatırlayacağınız gibi, buna sönme patlaması denilmektedir ve sönme patlaması böyle bir uygulamada beklenen bir durumdur.

Çocuğunuzun uyku zamanında gerçekleştirdiği problem davranışların üstesinden gelmek için sönme uygulamasına yer vermeyi planlıyorsanız tutarlı ve doğru bir şekilde uygulamaya dikkat ediniz. Uyku rutinleri ile birlikte sönme uygulamasına yer verdiğinizde çocuğunuzun düzenli ve sağlıklı uyku davranışını kazanmasını sağlayabilirsiniz.

Çocuğunuz çok erken mi uyanıyor?

Bu durum iyileştirilmesi en zor olan uyku problemidir. Bu noktada önemli olan çocuğunuzun uyandıktan hemen sonra nasıl hissettiği ve nasıl davrandığıdır. Uyku günlüğü aracılığı ile bu bilgiye ulaşabilirsiniz. Çocuğunuz tamamen uyanık oluyorsa ve ardından tepkileri gün boyu olumlu oluyorsa, uyku ihtiyacının azaldığının ve ne uygulanırsa uygulansın daha uzun uyumayacağının göstergesi olabilir. Böyle bir durumda çocuğunuz aile üyelerinden çok daha erken bir saate uyanıyorsa ve çocuğunuzun güvenli bir şekilde oyun oynayabileceği ya da etkinlik yapabileceği bir ortamınız varsa çocuğunuz için odadan ayrılma zamanını gösteren görsel ipuçları oluşturmanız önerilebilir. Işıklı bir çalar saati bu amaçla kullanılabilirsiniz. Çocuğunuza odasında bağımsız olarak oynamasını ve çalar saat çaldığında ve ışık yandığında odadan ayrılmasını öğretebilir ya da her gün çocuğunuzun uyku zamanını 10 dakika ileriye taşıyabilirsiniz. Böylece çocuğunuzun uyanma zamanını da ileriye taşımış olabilirsiniz. Çocuğunuzun uyanma saati ailenizin rutinlerine uygun hale gelene kadar uygulamaya devam edebilirsiniz. 

Eğer çocuğunuzun daha uzun uyuyabildiğini belirlerseniz ancak yatakta kalmadığını gözlerseniz; çocuğunuz uykuya dalana kadar istikrarlı bir şekilde çocuğunuzu yatağa geri gönderirken aynı zamanda görsel ipucu olarak ışıklı bir çalar saat kullanabilirsiniz. Bunu uygulamaya başladığınız ilk zamanlarda çocuğunuzu yatağına 50 kez belki de daha fazla geri döndürmeniz gerekebilir. Bu aşamada önemli olan nokta sizin tepkilerinizin ne kadar tutarlı olduğudur. Zamanla çocuğunuz yataktan erken çıkmanın sonucunda tepkinizin aynı olacağını öğrenecektir. Bu uygulama çocuğunuzun yataktan ayrılma zamanı ışıklı çalar saat çalana kadar yatakta kalması gerektiğini öğrenmesine yardımcı olacaktır. Bazı otizmli çocuklar için odada kalınan geceler için olumlu pekiştirme uygulamasına yer vermek etkili olabilir. Çocuğunuzun odasında kaldığı geceleri işaretleyebileceğiniz bir tablo oluşturabilir  ve tabloyu çocuğunuzun da görebileceği şekilde odanın kapısına yerleştirebilirsiniz.

Çocuğunuz gece çok sık mı uyanıyor?

Uyku bağlılıkları gece uyanmalarının başlıca nedenidir. Tüm çocuklar gece uykularından uyanırlar. Bu çok doğaldır. Ancak uyku bağlılıklarına sahip çocuklar, gece uyanırlar ve uyku bağlılık hissettikleri nesneyi/kişiyi ararlar. Örneğin çocuğunuz sizinle uyumaya alışmışsa, gece uyanır ve çevresinde sizi arar. Ya da çocuğunuz tablet bilgisayarda en sevdiği çizgi filmi izleyerek uykuya dalmaya alışmış ise gece uyandığında tablet bilgisayarını açmak isteyebilir. Bu tür uyku bağlılıklarına sahip olmayan çocuklar ise gece uyanırlar ve genellikle uyandıktan kısa bir süre sonra tekrar uykuya dalarlar. Çocuğunuz gece çok sık uyanıyor ise “planlanmış uyanma” uygulamasına yer verebilirsiniz.

Planlanmış Uyanma

Çocuğunuz uykuda kalma ya da uykuyu sürdürmede sorun yaşıyorsa planlanmış uyanma zamanı uygulamasını kullanarak çocuğunuza yardım edebilirsiniz. Bunu uygulayabilmeniz için öncelikle çocuğunuza uyku günlüğü oluşturmanız gerekmektedir. Uyku günlüğü ile elde edeceğiz bilgileri dikkate alarak çocuğunuzun genellikle gece uyandığı zaman aralıklarını belirleyiniz. Bu zaman aralıklarından 30 dakika öncesinde çocuğunuza nazikçe dokunarak ya da onunla konuşarak onu uyandırınız. Çocuğunuza, uyandırdıktan sonra  tekrar uykuya dalmasını için fırsat veriniz. Çocuğunuz beş-yedi gece aralıksız olarak gece uyanması yaşamadan uykusunu tamamlar hale gelene kadar bunu her gece uygulayınız. Çocuğunuz bunu yapabilir hale geldiğinde zaman zaman uykusundan uyanabilir. Haftada bir kez uykusunda uyanmasını göz ardı edebilirsiniz.

Çocuğunuz gece uyumuyor ve gün içinde zamansız ve uzun sürelerle mi uyuyor?

Bazı çocuklar gündüz okulda, eğitimde ya da okul servisinde zamansız şekilde uyumakta ve gündüz uyudukları için gece uyumakta zorlanabilmektedirler. Böyle bir durumda çocuğunuzun yatakta uyuyarak geçirdiği süreyi kısıtlayarak gündüz ve gece uykusunu dengeleyebilirsiniz. Çocuğunuzun gündüz uykusu gelirse uyumasını engellemek üzere uykusunu dağıtacak etkinlikler yapmasını, örneğin şarkı söylemesini, sizinle dans etmesini, hareketli oyunlar oynamasını sağlayınız. Çocuğunuz gündüz uyumaya alıştığı için ilk zamanlarda uykusunun engellenmesi zor olacaktır ve problem davranış sergileyebilecektir.

Çocuğunuzun gece-gündüz uykusunu düzenlemek için “kronoterapi” uygulayabilirsiniz. Bu uygulamada çocuğunuz gün içinde çok erken bir saatte uyuyor ve çok erken bir saatte uyanıyorsa, ilk zamanlar çocuğunuzun erken saatte yatağa gitmesi ancak normalden daha erken saatte kalkmasını sağlayınız. Ardından aşamalı olarak çocuğunuzun yatağa gitme saatini geciktiriniz. Çocuğunuz ideal uyku zamanına ve süresine ulaşıncaya değin çocuğunuzun gece geç yatmasını ve sabah erken kalkmasını sağlayabilirsiniz.

Çocuğunuz yatağından sürekli kalkıyor, sizin yanınıza geliyor, sizi yanına çağırıyor ya da sorular mı soruyor?

Çocuğunuz gece uyandığında yatağından kalkıyor sizin yanınıza geliyorsa çocuğunuzu elinden tutarak odasına götürerek yatağına yatırınız. Birkaç dakika yanında kalınız ve tekrar odanıza dönünüz. Bu rutin birkaç kez devam edebilir. Böyle bir durumda çocuğunuza kızmamaya, bağırmamaya çalışınız. Eğer odanıza geldiğinde çocuğunuzu yanınıza alırsanız ya da yataktan kalkarak ona yiyecek verirseniz ya da onunla oynarsanız, gece yarısında uyanma ve yanınıza gelem davranışı devam edecektir. Yatağına yattığı ve sabah uyandığı zaman ne kadar mutlu olduğunuzu çocuğunuzla paylaşınız.

Çocuğunuz yatağından sürekli kalkıyor, sıkça yanınıza geliyor, sizi yanına çağırıyor ya da sorular soruyorsa “uyku zamanı izin kartı” uygulamasını yer verebilirsiniz. Bu uygulamada temel olarak uyku rutinini yerine getirdikten sonra çocuğunuzun belirgin bir ihtiyacını karşılamak için bir izin kartı ile odasından ve yatağından çıkmasını sağlıyorsunuz. Örneğin çocuğunuz su içmek, ya da tuvalete gitmek için izin kartını kullanabilir. Çocuğunuz izin kartını bir kez kullandıktan sonra kartı ertesi geceye kadar siz teslim almalısınız. Çocuğunuz için gerekli olduğunu düşünüyorsanız önceleri üç izin kartı ile uygulamaya başlayarak aşamalı olarak izin kartını ikiye ve ardından bire indirebilirsiniz. Uyku kartı uygulaması sırasında çocuğunuz sürekli aynı şeye ulaşmak için izin kartını kullanırsa rutininize bunu ekleyebilirsiniz. Örneğin çocuğunuz sıkça izin kartını ona su getirmeniz için ya da mutfağa gidip su içmek için kullanıyorsa uyku rutinine bunu ekleyebilirsiniz. İzin kartı küçük bir kart ya da  üzerinde çocuğunuzun isminin yazılı olduğu bir fiş olabilir.

Öneriler

  • İyi bir gece uykusu sağlayabilmek üzere çocuğunuzu yatağa yatırırken uzun konuşmalara yer vermeyiniz.
  • Odadayken çocuğunuza sarılabilir veya da okşayabilirsiniz. Ancak bu mimiklerinizin bir dakikadan fazla sürmemesine dikkat ediniz.
  • Nazikçe fakat kesin bir ifade ile çocuğunuza uykuya dönmesini söyleyiniz ve ardından tekrar çocuğunuzu kontrol etmeye ihtiyaç duyana kadar odadan ayrılınız.
  • Uyku eğitimini düzenli olarak uygulayınız.
  • Uyku eğitimine başladığınız ilk gecelerde çocuğunuzun uykuya dalması birkaç saati alabilir. Bu durum siz anne-babalar için oldukça zor olabilmektedir. Ayrıca çocuğunuz uyku eğitiminde önemli ilerlemeler kaydetmeden önceki birkaç gece davranışları olumsuzlaşabilir.
  • Uyku eğitimini daha kolay hale getirebilmek üzere çocuğunuzun odasının kapısına onun odasından çıkmasını kısmen zorlaştıracak bir düzenleme yapabilirsiniz. Böylece çocuğunuza uyku zamanı olduğunu hatırlatacak ve odada kalmaya devam etmek ve uyumak zorunda bırakacaktır.
  • Uyku hijyenini oluşturmaya yönelik tüm önerileri uygulamanıza ve çocuğunuza kendiliğinden uykuya dalması için öğretim gerçekleştirmenize rağmen çocuğunuz için uyku hala bir problem ise, lütfen bir uzmanla görüşünüz.
  • Uyku hijyeni oluşturma ve uyku eğitimi sırasında başlangıçta çocuğunuz problem davranışı daha şiddetli sergileyebilir. Bu beklenen bir durum olup uygulamanızı tutarlı biçimde devam etmeniz durumunda azalarak ortadan kalkacaktır.

 

Tuvalet Eğitimi

Tuvalet eğitimi, bir başka deyişle çocuğunuzun kendi başına tuvalet gereksinimini karşılaması topluma katılım için en önemli becerilerden birisidir. Genellikle 18-24 aylar arasında kazanılan bu beceri bazı çocuklar için daha uzun zaman alabilir. Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklar iletişim güçlükleri nedeniyle tuvalet sürecini anlamayabilir ve bu beceriyi genellikle akranlarından daha geç kazanabilirler. Ancak tuvalet eğitimi, zor ve zahmetli görünse de, biraz zaman alsa da, sistemli ve tutarlı olarak yapıldığı zaman kolay bir süreçtir. Birçok çocuk takvim yaşlarından ve gelişimsel yaşlarından bağımsız olarak tuvalet alışkanlıklarını kazanabilirler.

Tuvalet eğitimi birçok becerinin bir araya gelmesi ile oluşmuş karmaşık bir beceridir. Biz yetişkinler bu beceriyi sadece külotların temiz kaldığı ve çocuğumuzun tuvalete giderek gereksinimini karşıladığı çok basit bir beceri olarak kabul ederiz. Ancak çocuğunuzun tuvalet becerisini tam olarak sergileyebilmesi için;

  • tuvalete ne zaman gitmesi gerektiğini anlaması,
  • altına kaçırmamak için banyoya / tuvalete gidene kadar beklemesi,
  • banyoya / tuvalete gitmesi,
  • pantolonunu / külotunu aşağıya indirmesi,
  • tuvalete oturması,
  • çişini yapması,
  • tuvalet kâğıdını doğru kullanması,
  • pantolonunu / külotunu geri çekmesi,
  • tuvaletin sifonunu çekmesi,
  • ellerini yıkaması,
  • ellerini kurulaması gerekmektedir.

Çocuğunuzu bu becerilerden tümüne sahip olsa da hepsini birden kullanarak tuvalet gereksinimini gidemeyebilir. Bu durumda çocuğunuza bu becerilerini sıra ile kullanması için çok sayıda fırsat vermelisiniz. Ancak, çocuğunuz bu becerilerden herhangi birisini ya da birkaçını yapamıyorsa, örneğin ellerini yıkayamıyor ya da pantolonunu çıkarıp giyinemiyorsa endişelenmeyiniz. Böyle bir durumda öncelikle Modül 20’ ye geri dönerek bu becerilerin öğretimini gerçekleştiriniz. Çocuğunuzun sıralanan becerileri öğrenmesi ve kullanması için özel eğitim öğretmeni ile iş birliği yapınız. Modül 20’de tuvalet eğitimini nasıl gerçekleştireceğiniz ve hangi basamaklara yer vereceğinize ilişkin ayrıntılı bilgi yer almaktadır. Aşağıda da tuvalet eğitimi için önemli olduğu düşünülen bazı öneri ve hatırlatmalar yer almaktadır.

  1. Tuvalet eğitimine başlamadan önce çocuğunuzun aşağıda sıralanan bazı ön koşul becerilerinin olup olmadığını değerlendiriniz.
  • Çocuğunuz “gel”, “otur”, “bekle” gibi tek basamaklı basit yönergeleri yerine getirebiliyor mu?
  • Bir sandalyede 3-5 dakika oturabiliyor mu?
  • İki tuvaleti arasında yarım saatlik bir süre var mı?
  1. Eğer bu becerilere sahip değilse çocuğunuza öğrenmeye hazırlık becerilerini öğreterek çalışmalarınıza başlayabilirsiniz. Çocuğunuzun gerek tuvalet eğitimi gerekse diğer becerileri öğrenmesi için gerekli olan öğrenmeye hazırlık becerilerinin öğretimini açıklayan makaleyi Öğrenmeye hazırlık becerileri tuvalet eğitimi için de önemli ve gereklidir.
  2. Tuvalet eğitimine başlamadan önce ilk yapmanız gereken çocuğunuzun tuvalet programını düzenleyebilmeniz için gözlem formu kullanarak çocuğunuzun tuvalet alışkanlığına ilişkin bilgi toplamaktır. Gözlem formunu kullanarak çocuğunuzun iki kez tuvalet ihtiyacı duyması (altını iki kez ıslatması) arasındaki zamanı ölçmeniz beklenmektedir. Gözlem formunda gördüğünüz gibi her saat başında çocuğunuzun altını kontrol ediniz ve gözlem formuna tuvaletini yapıp yapmadığını işaretleyiniz. Saat aralarında altını ıslattıysa, bunun saatini de yazarak, çocuğunuz altını ıslattıysa ilgili sütunun altına çiş yaptığını ifade etmek üzere Ç, kakasını yaptıysa ilgili sütunun altına kaka yaptığını ifade etmek üzere K, her ikisini de yaptıysa Ç/K ve hiçbir şey yapmadıysa KU(kuru) harflerini yazınız. Gözlem formunu banyoda tuvaletin yanına asarak gözleme 5 gün boyunca devam ediniz.
  3. Tuvalet eğitimine başlamadan önce gözlem formunu kullanarak beş gün süre ile çocuğunuzun tuvalet alışkanlıklarını değerlendiriniz.
  4. Değerlendirme sırasında eğitime başlamayınız. İzleyen bölümde tuvalet eğitimine ilişkin bir örnek durum yer almaktadır.

 

“Ayşe Hanım kızı Pınar için tuvalet eğitimi programına başlamak istiyordu. Çocuğunun ne sıklıkla tuvalete gittiği ya da ne sıklıkta altını ıslattığı sorulduğunda “daha çok sabahları, birkaç kez de öğleden sonraları altını ıslatıyor.” yanıtını verdi. Ancak bu bilgi eğitime başlamak için yeterli değildi, bu yüzden Ayşe Hanım öğretmenin verdiği formu kullanarak kızının tuvalet alışkanlıklarını değerlendirdi”.

Formda Ayşe Hanım’ın bir günlük gözlem sonuçları verilmiştir. Forma göre;

  • Pınar sabah uyandığında (Saat 7.00 de) pijaması ıslakmış (Ç), anne Pınar’ı tuvalete götürmüş ama Pınar tuvalete yapmamış (KU).
  • Saat 8.00 de Ayşe Hanım Pınar’ın altını kontrol etmiş, kuru imiş (KU).
  • Saat 9.00 da kontrol ettiğinde yine altı kuru imiş (KU) ve Pınar’ı tuvalete götürmüş Pınar tuvalete çişini yapmış (Ç).
  • Saat 10.00 da altı kuru imiş.
  • Pınar bir sonraki kontrol saatinden önce (saat 10.25 te) altını ıslatmış (Ç).
  • Ayşe Hanım 12.00 de kontrol ettiğinde Pınar’ın bezinin ıslak olduğunu belirlemiş.
  • Pınar’ın bezi 18.20 ye kadar hep kuru kalmış.

Buna göre Pınar iki-üç saat çişini tutabilmektedir, dolayısıyla Ayşe Hanım, Pınar’ı tuvalete götürme saatlerini buna göre belirleyebilir.

Formda Ayşe Hanım’ın bir günlük gözlem sonuçları verilmiştir. Forma göre;

  • Pınar sabah uyandığında (Saat 7.00 de) pijaması ıslakmış (Ç), anne Pınar’ı tuvalete götürmüş ama Pınar tuvalete yapmamış (KU).
  • Saat 8.00 de Ayşe Hanım Pınar’ın altını kontrol etmiş, kuru imiş (KU).
  • Saat 9.00 da kontrol ettiğinde yine altı kuru imiş (KU) ve Pınar’ı tuvalete götürmüş Pınar tuvalete çişini yapmış (Ç).
  • Saat 10.00 da altı kuru imiş.
  • Pınar bir sonraki kontrol saatinden önce (saat 10.25 te) altını ıslatmış (Ç).
  • Ayşe Hanım 12.00 de kontrol ettiğinde Pınar’ın bezinin ıslak olduğunu belirlemiş.
  • Pınar’ın bezi 18.20 ye kadar hep kuru kalmış.

Buna göre Pınar iki-üç saat çişini tutabilmektedir, dolayısıyla Ayşe Hanım, Pınar’ı tuvalete götürme saatlerini buna göre belirleyebilir.

Alışveriş Yapmak

Otizmli çocuğunuzla birlikte alışveriş merkezine, bir markete ya da herhangi bir dükkâna gitmeniniz çoğunlukla güç olabilmektedir. Alışveriş yapılan ortamlarda fazla uyaran olması, farklı ses, koku, ışık ve ısı bulunması, çocuğunuzun davranış problemleri sergilemesine yol açabilir. Çocuğunuzun kendisi için stres yaratan bu ortamdan kurtulmak için zıplamaya, kollarını çırpmaya ya da etrafında dönmeye başlayabilir. Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklarda dahil olmak üzere birçok çocuk alışverişe neden çıkıldığını, bunun bir gereksinim olduğunu, alışverişin ne kadar süreceğini ve bir zaman sonra biteceğini anlamayabilir. Giysileri denemenin neden gerekli olduğunu, yorulunca bir pastanede neden oturulduğunu anlaması da zor olabilir. Bu nedenle alışveriş yapmaya gitmek çocuğunuz için stres ve endişe kaynağı olabilir. Anne-babalar alışveriş sürecini kolaylaştırmak ve problemleri önleyebilmek için bazı önlemler alabilirler.

  1. Çocuğunuzun alışveriş ortamında nelerden huzursuz olduğunu ya da neden bazı davranışların ortaya çıktığını anlayabilmek için not tutunuz: Alışveriş yaptığınız yerde çocuğunuzun davranış problemleri nerede, ne zaman ortaya çıkıyor belirleyiniz. Unutmayınız ki her davranışın öncülleri ve sonuçları vardır ve davranışlar belli ortamlarda belli öncüller nedeniyle ortaya çıkar ve davranış sonucunda bir şey elde edilir. Bir davranışın özellikle bir dükkânda örneğin markette ortaya çıktığını kabul edelim. Acaba marketteki hangi durum ve koşullar ya da uyaranlar (örn., gürültü, sıcak, koku) bu davranışların çıkmasına yol açıyor? Acaba belli günlerde ya da belli saatlerde markete gidince mi çocuk huzursuzlanıyor? Bu soruların yanıtlarını belirlemek için not tutunuz ve davranışa ilişkin bilgi edininiz. Bunu yapmanın en kolay yolu ÖDS kayıt formu kullanarak not tutmanızdır. Market cumartesi günleri çok kalabalık olduğu için ortamdaki gürültü ve kokuya maruz kalmak ya da kasada sırada beklemek çocuğunuzda stres kaynağı olabilir. Ya da salı günleri markete mal geldiği için ortamdaki koku yoğunlaştığından çocuğunuz bundan olumsuz etkileniyor olabilir.
  2. Alışverişe gitmeden önce hazırlık yapınız: Çocuğunuzun alışverişe gideceği için yaşadığı korkuyu, endişeyi, huzursuzluğu ya da stresi azaltmak için evde iken alışverişe gideceğiniz market ya da dükkânın resmini ve oradan neler alabileceğinizin resimlerini gösterebilirsiniz. Daha önce sözünü ettiğimiz “sosyal öyküler” bu tür sorunları önlemenizde ya da problem davranışları azaltabilmenizde etkili bir uygulamadır. Anımsayacağınız gibi sosyal öyküler aracılığıyla çocuğunuza nereye gideceğiniz, ne alacağınızı ve nasıl davranacağınızı anlatabilirsiniz. Sosyal öykülerin çocuğunuza açıklamak istediğiniz durum ya da davranışa ilişkin resim ya da görselleri içermesi, öykü kahramanının çocuğunuzun özelliklerini taşıması ve kimi zaman öykü de çocuğunuzun isminin geçmesi önemlidir. Örneğin çocuğunuz gözlük kullanıyorsa öykü kahramanı gözlüklü olabilir. Ya da çocuğunuz şapka takmayı çok seviyorsa öykü kahramanın resmi şapkalı olabilir. Mümkün olduğunca çocuğunuzun kendisine ve içinde bulunduğu çevreye ilişkin görselleri kullanmanız etkili olacaktır. Aşağıda market alış-verişi sırasında kasada sıra bekleme davranışını kazandırmak için kullanılabilecek bir sosyal öykü örneğine verilmiştir. Benzer öyküleri günlük yaşamda çocuğunuz ile ilgili yaşadığınız sorunlara yönelik hazırlayabilirsiniz. Örneğin çocuğunuz alışveriş yaparken yeni giysi denemeyi ret ediyorsa, çocuğunuz için uygun bir sosyal öykü hazırlayabilirsiniz.

“Haydi sessizce sıramızı bekleyelim!”

“Bazen biz annemle markete gideriz. Bazen babam da bizimle gelir. Markete gitmeden önce annem evdeki eksiklerimizi belirler ve bir liste hazırlar. Markete gittiğimizde sırayla listede yazan malzemeleri alırız ve alışveriş arabasına koyarız. Alışverişimiz bittiğinde market arabası ile kasaya gideriz. Kasada başka kişiler olabilir. Kasada başka kişiler varsa sıraya gireriz ve sessizce bekleriz. Sıra bize geldiğinde kasiyerin bize verdiği malzemeleri torbaya koyarız. Annem malzemelerin parasını öder ve alış-verişimizi bitiririz. Markette alış-veriş yaparken kasada sessizce sıra beklemek doğru bir davranıştır. Kasada sessizce sırada beklediğimde annem ve kasiyer çok mutlu olur. Markette alışverişe gittiğinizde kasada sessizce beklemeyi hatırlamaya çalışacağım. ”

Çocuğunuzun gelişimsel dönemine uygunsa evde markete ya da alışveriş merkezine gitmeyi ve alışveriş yapmayı canlandıran bir hayali oyun oynayabilirsiniz. Bu oyunda bazı oyuncakları alışveriş malzemesi gibi kullanabilirsiniz.

  1. Değişikliklere karşı çocuğunuzu önceden hazırlayınız: Bazı çocuklar hangi markete gidileceğini yolda giderken anlar. Çocuğunuzla bu durumu yaşıyorsanız, markete giderken kullandığınız yolu değiştirmemenizi öneririz. Herhangi bir sebeple farklı bir yoldan gitmeniz gerekiyorsa çocuğunuzu buna önceden hazırlamanız gerekecektir.
  2. Alışveriş rutininize yönelik kurallar oluşturunuz: Alışverişe çıkmadan önce çocuğunuza alışveriş sırasında nasıl davranmasını beklediğinizi içeren kurallar oluşturmanız ve bu kuralları çocuğunuza resimler ile öğretmeniz etkili olabilir. Bu kuralları çocuğunuza öğretmeyi hedeflerken; “markette koşma, ağlama, zıplama, izinsiz bir şey alma” gibi olumsuz ifadeler kullanmayınız. Bunun yerine çocuğunuza alışveriş sırasında yapması beklediğiniz davranışları “markette yürüyoruz, her şey için izin alıyoruz” gibi olumlu cümlelerle öğretiniz. Bazen alışverişe çıkmadan önce çocuğunuzla anlaşma yapabilirsiniz. Örneğin; “Şimdi markete alışveriş yapmaya gidiyoruz. Markette ağlamazsan, çıkınca birlikte dondurma yiyebiliriz.” gibi anlaşma yapabilirsiniz. Bu amaçla izlerlik sözleşmesi konusunu yeniden okumanızı öneririz. Ancak böyle bir anlaşma yaptığınıza çocuğunuz markette ağlarsa ya da herhangi bir problem davranış sergilerse dondurma yemesine kesinlikle izin vermemelisiniz.
  3. Alışveriş sırasında çocuğunuzun daha aktif rol almasını sağlamayı hedefleyiniz. Çocuğunuzun özel eğitim öğretmeni ile iş birliği yaparak, alışveriş ortamında kullanabileceği iletişim ve sosyal becerilerini öğrenmesini hedefleyebilirsiniz. Çocuğunuza öğretmeyi hedefleyebileceğiniz becerilere ilişkin bazı örnekler aşağıda yer almaktadır:
  • İstediği şeyi raftan seçme,
  • alışveriş listesini takip ederek reyonlardan ürünleri alma,
  • reyon rafından istediği şeyi almak için yardım isteme,
  • kasada para verme,
  • kasiyere teşekkür etme gibi sosyal becerileri öğretmesini isteyebilirsiniz. Böylece üzerinde çalıştığı becerileri markette kullanması, bir başka deyişle genellemesi için fırsat yaratmış olacaksınız.

Diş Hekimine, Doktor Muayenesine ve Kuaföre Gitmek

Diş hekimine ve doktor muayenesine gitmek pek çocuğumuzun severek yaptığı bir şey değildir. Çoğumuz diş hekimimize gitmeyi olabildiğince erteleriz hatta mümkünse doktora hiç gitmeyi istemeyiz. Bazı küçük çocuklar aynı endişeleri kuaföre giderek saç kestirmeye yönelik de yaşarlar. Çoğu zaman çocuk kuaför koltuğunda ağlar ve anne-babalar da onu yatıştırmak için her türlü yola başvurur. Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklar söz konusu olduğunda her üç durum da daha korkutucu bir hal almaktadır. Çünkü çocuklar diş hekimine, doktor muayenesine ve kuaföre gittiklerinde ne olacağını tahmin edemezler ve bu durum onların korku, endişe ve kaygı yaşamalarına neden olur. İletişim becerilerinde yaşadıkları güçlükler nedeniyle anne-babalarının ya da çevrelerindeki yetişkinlerin açıklamalarını anlamakta zorlanırlar ve çoğu zamanda bilgi elde etmek için soru sormazlar ya da soramazlar. Bu nedenle çoğunlukla doktor muayenesine, diş  hekimine ve kuaföre giderken son ana kadar çocuğunuza nereye gideceklerini söylemeyi tercih etmezsiniz. Ancak zor olsa da çocuğunuzu bu üç zor duruma karşı önceden hazırlamanız gerekmektedir.

Otizm spektrum bozukluğu olan çocukların olayları anlamadaki güçlükleri nedeniyle neler olacağını genellikle anlayamamakta, bu nedenle korku ve kaygı yaşamaktadır. Çocuğun hissettiği korku, kaygı ve endişe ise istenmeyen davranışlar sergilemesine yol açabilmektedir. Ayrıca, çocuk muayene ortamında veya kuaförde farklı koku, ses ya da ışığa maruz kalabilmektedir. Örneğin, diş hekiminin müdahalesi sırasında kullandığı aletlerin sesi, doktorun muayene sırasında kullandığı güçlü ışığı olan lamba gibi ya da kuaförün makasından ya da fön makinasından çıkan ses ile kullanılan güçlü şampuan ve esanslı kokular çocuğunuzu rahatsız edebilmektedir.

Ayrıca, bildiğiniz gibi otizm spektrum bozukluğu olan çocuklar başkalarıyla çok yakın temasta olmaktan hoşlanmazlar, ancak doktor, diş hekimi ve kuaför gibi profesyoneller bireylere çok yaklaşarak çalışmak ve çoğunlukla dokunmak zorundadırlar. Uygulama sırasında çocuğunuzun boynuna, başına, kulağına dokunmakta ve boynuna önlük takabilmekte ve üzerine örtü koyabilmektedirler. Bu durumda birçok çocuğun dokunulmaya tepki verdiğini, dokunulduğu zaman bazılarının aşırı tepki verdiğini unutmayınız. Ayrıca bu profesyonellerin kişisel olarak kullandığı parfüm ve kolonya çocukta aşırı uyarılmaya ve hijyen nedeniyle taktığı maske çocukta korkuya yol açarak problem davranış sergilemesine yol açabilir.

Sıralanan nedenlerle diş hekimine, doktor muayenesine ya da kuaföre gitmek çocuğunuz ve sizin için kabusa dönebilir. Bunu önleyebilmek için çocuğunuzu neler olacağına ve neler yapılacağına ilişkin hazırlamalısınız. Benzer şekilde doktorunuzu, diş hekiminizi ve kuaförünüzü de çocuğunuz ve özellikleri hakkında bilgilendirmeniz ve hazırlamanız olası problemleri önleyebilmeniz açısından son derece yararlı olacaktır. Aşağıda çocuğunuzu ve profesyonelleri hazırlamak için neler yapılabileceğine ilişkin öneriler yer almaktadır:

  1. Doktor muayenesine, diş hekimine ve kuaföre gideceğiniz günü önceden takvime işaretleyiniz, çocuğunuza gösteriniz ve anlaması için bu yerlerde neler yapılacağını, neden doktora ya da diş hekimine gitmeniz gerektiğini gösteren resimli kartlar kullanınız. Bu konularda sosyal öyküler hazırlamak da bir seçenektir.
  2. Doktorda muayene ya da kuaföre saç kesimi randevunuza gitmeden önce diş hekimi ve doktorun muayenehanesini / hastaneyi çocuğunuzla ziyaret ediniz. Çocuğunuzun ortamı gözlemesini sağlayınız. Örneğin çocuğunuzun doktorunuzu başka hastaları muayene ederken izlemesini; kuaförü ise başka bir çocuğun saçını keserken izlemesini sağlayınız. Ya da hastanenin, doktorların, kuaförlerin ve kullandıkları aletlerin fotoğraflarını çekebilir, daha sonra bu fotoğraflarla resimli kartlar hazırlayabilirsiniz. Bu aşamada çocuğunuzla birlikte doktor, diş hekimi ya da kuaför oyuncak setleri ile oynamanız da etkili olabilir. Bu oyunlar sırasında bu profesyonellerin yaptığı işlemleri açıklayabilirsiniz. Örneğin, “Kuaför saç kesmek için önce önlük takar, ardından saçına fıs fıs yaparak su püskürtür, sonra tarar ve sonra her tarafından keser. Sen de böylece çok güzel/yakışıklı olursun”.
  3. Çocuğunuz için günün ilk randevusunu ya da son randevusunu almaya çalışınız. Böylece, çocuğunuzun ortamda uzun süre sırasını gelmesi için beklememiş olur. Ayrıca hastanede / doktorun / diş hekiminin ofisinde ya da kuaförde sesiz ve sakin bir yer bulup burada beklerseniz çocuğunuzun rahatsız olmasını önleyebilirsiniz.
  4. Çocuğunuz için randevunun yeri ve başlama saati ile bitiş saatini gösteren kartlar hazırlamanız yararlı olabilir.
  5. Randevunuz sona erdikten sonra çocuğunuza hemen verebilmek için randevuya giderken, yanınıza çocuğunuz için etkili bir pekiştireç ya da çok sevdiği bir oyuncağı, nesneyi alınız.
  6. Diş hekimi, doktor muayenesi ve kuaför randevunuz bittikten sonra çocuğunuzu pekiştirmek üzere belirlediğiniz pekiştirecin resimli kartını hazırlayınız (örn., gideceğiniz parkın resmini hazırlayabilirsiniz). Kartları göstererek problem davranışların oluşmasını önleyebilirsiniz.
  7. Randevu sıranızı beklerken çocuğunuzu rahatlatacak etkinliklere yer veriniz. Özellikle ses, ışık, renk, hareket gibi farklı uyaranlara tepki veren çocuğunuz için onun dikkatini dağıtacak ve onu rahatlatacak oyuncak, kitap, nesne, CD çalar ya da portatif radyo gibi nesne ve araçları yanınızda getiriniz. Böylece sırasını beklerken endişesi artmayacak ve daha iyi zaman geçirecektir.
  8. Çocuğunuzun kendinden önceki kişilerin muayene olmasını, saç kestirmesini izlemesi de problem davranışlar için önleyici olabilir.
  9. Doktorunuzu, diş hekiminize ve kuaförünüzü ziyaretiniz öncesinde otizm hakkında bilgilendiriniz ve onların soruları olduğunda yanıtlayınız. Mümkünse randevu gününüzden önce çocuğunuzu bu profesyonellerle tanıştırmaya çalışınız.
  10. Alışverişe gitmek ile ilgili bölümde açıkladığımız gibi bu üç durum için de sosyal öykülerden yararlanabilirsiniz. Öykülerde çocuğunuzun kendisinin, doktorunun, diş hekiminin ve kuaförünün ismi ile gidilecek semt, mahalle, sokak isimlerine yer verebilirseniz daha etkili olabilir. İzleyen bölümde otizmli çocukları diş hekimi randevusuna hazırlamak için yazılmış bir sosyal öykü örneği yer almaktadır.

 

 “Diş Hekimi Ziyaretim”

“Sabah olduğunda annemle birlikte diş hekimime gideceğiz. Diş hekimim ve orada çalışan kişiler beni gördüklerinde mutlu olacaklar. Annemle birlikte bekleme odasında bekleyeceğim. Beklerken müzik dinleyebilirim ya da kitap okuyabilirim. Benim ismimi söylediklerinde annemle birlikte diş hekimimim odasına gideceğiz ve ben koltuğa oturacağım. Annem de benim yanıma oturacak. Diş hekimim bana bir gözlük verecek ve ben gözlüğü takacağım. Ses beni rahatsız eder ya da korkutursa diş hekimime durmasını ve biraz beklemesini söyleyeceğim. Diş hekimim dişlerimi temizleyecek ve ben daha sağlıklı olacağım. Annem ve diş hekimim çok mutlu olacak.”

Kaynak: Malcolm, R. (2019). Help: My child with autism is afraid to go to the dentist. Autism Parenting Magazine, 86, 15-18.

Seyahate Çıkmak / Tatile Gitmek

Otizm spektrum bozukluğu olan çocuğunuzla seyahate çıkmak genellikle zor olabilmektedir. Çocuğunuzun otelin havuzda ya da restoranda sergilediği problem davranışları kontrol edemeyip tatilinizi yarıda bırakıp eve dönmek zorunda kaldığınız deneyimleriniz olabilir. Ya da çocuğuz ev dışında hiçbir tuvalete girmiyor ve tatil ya da seyahatlerde ağlama, tuvalete girmeyi reddetme davranışları sergiliyor olabilir. Bu nedenle yalnızca çocuğunuzun aşina olduğu yerlere gidebiliyor olabilirsiniz. Genellikle otizmli çocuğunuzun yeni durumlarda ve kendisi için yeni olan ortamlarda nasıl davranacağını tahmin etmeniz zordur. Bazı otizmli çocuklar tatile çıktıkları ve yeni ortamlara girdikleri zaman daha önce hiç sergilemediği davranışları sergileyebilirler. Bu nedenlerle seyahate çıkmak için birçok hazırlık yapmanız gerekebilir. İzleyen bölümde çocuğunuzla  seyahate çıkmadan önce yapabileceğiniz bazı öneriler yer almaktadır.

  1. Seyahat öncesinde nereye gideceğinizi, ne kadar kalacağınızı çocuğunuza söyleyiniz ve gideceğiniz yerle ilgili resimler göstererek orada neler yapacağınızı anlatınız. Çocuğunuzun sizi anlamadığını ya da dinlemediğini düşünseniz de gideceğiniz yer ve kalacağınız otel hakkında bilgi vermeye devam ediniz. Kalacağınız otelin, odanın fotoğraflarını göstermeye çalışınız.
  2. Yolculuğunuz sırasında nerelerde mola vereceğinize karar verirken çocuğunuzun alışkanlıklarını dikkate alınız ve sevdiği lokanta, yer ve ortamlarda dinlenmek üzere mola vermeyi tercih ediniz. Örneğin çocuğunuz tost yemeyi seviyorsa yolculuğunuz sırasında tost seçeneğinin olduğu mola yerlerini tercih etmeniz etkili olacaktır. Ya da  çocuğunuz alafranga tuvaleti kullanmaya alışkınsa mola vereceğiniz yerleri buna göre seçmeye dikkat ediniz. Mola vereceğiniz yer kadar kaç kez mola vereceğinizi de belirlemeniz yararlı olabilir. Mola sürelerinizi ve sıklığını da çocuğunuzun istekleri ve gereksinimleri doğrultusunda verebilirsiniz.
  3. Seyahate çıkarken çocuğunuzun hoşlandığı oyuncak ve kitap gibi nesnelerden yanınıza bol bol alınız. Çocuğunuzu stresli ve huzursuz olduğu durumlarda en kolay sakinleştiren nesne ya da oyuncağı yanında taşımasına izin verisiniz. Örneğin çocuğunuz oyun hamurunu çok seviyorsa seyahate çıkarken küçük kutulara yerleştirdiğiniz renkli oyun hamurlarını yanınıza almalısınız ve böylece yolculuğunuzun sorunsuz geçmesini sağlayabilirsiniz.
  4. Koşullarınız uygunsa tatile çıkarken çocuğunuz için tam zamanlı bir bakıcı ya da bir ablayı/abiyi yardımcı olarak yanınızda götürebilirsiniz. Bu kişi ücret karşılığı sizinle çalışabilecek bir kişi olabileceği gibi çocuğunuzun hoşlandığı ve sizinle birlikte olmak isteyen bir akrabanız olabilir.
  5. Gideceğiniz yer ve kalacağınız otelde ne gibi etkinlikler olduğunu önceden öğreniniz. Sevdiği etkinlikleri yapabilmesi, örneğin havuzu seviyorsa havuzlu bir otelde kalınması, açık hava kır-bahçe gibi yerlerde olmaktan hoşlanıyorsa bunu sağlayacak yerleri seçmeniz tatilinizin daha iyi geçmesini sağlayacaktır.

Sıralanan önlemlerin çoğu, siz anne-babaların normal gelişim gösteren çocuklarınız için de zaman zaman gerçekleştirdiğiniz önlemlerdir. Genellikle yolculuk sırasındaki mola yerleri ve süreleri çocuklarınıza göre planlar, yemek molasını çocuklarınızın sevdikleri şeyleri yiyebilecekleri yerler arasından seçersiniz. Bu nedenle seyahat ve tatil için yapacağınız düzenlemeler sadece otizmli çocuğunuz için değil, diğer çocuklarınız için de etkili olacak; bu düzenlemeler daha keyifli tatil geçirmenizi sağlayacaktır.