BÖLÜM 6 - TOPLUMSAL YAŞAMA KATILIMI SAĞLAMAK

MODÜL 21
KAYNAŞTIRMA

Yasal Düzenlemeler ve Kaynaştırma

Modül Kazanımları

Kaynaştırma herhangi bir yetersizliği olan çocukların genel eğitim okullarında normal gelişim gösteren akranları ile birlikte eğitim almalarıdır. Kaynaştırma kavramının arkasındaki düşünce, özel gereksinimli çocukların akranlarından ayrıştırılmamaları ve ayrı özel eğitim okulları yerine genel eğitim sınıflarına (normal okullara) devam etmeleridir. Dünyada 1970’li yıllarda kaynaştırma (mainstreaming) kavramı kabul görürken, son yıllarda bütünleştirme (inclusion) kavramı yavaş yavaş kaynaştırmanın yerini almaya başlamıştır. Ülkemizde 2018 yılında yayımlanan Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliğinde ise bu iki kavram eş anlamlı olarak kullanılmıştır. Oysaki bu iki kavram birbirinden farklıdır. Kaynaştırma, akademik ya da davranış özellikleri açısından uygun olan özel gereksinimli çocukların genel eğitim sınıflarında eğitim almaları olarak tanımlanırken bütünleştirmede, engel derecesine ya da becerilerinin düzeyine bakılmaksızın özel gereksinimli çocukların genel eğitim sınıflarında eğitim alma hakkı olduğu kabul edilir. Ülkemizde her ne kadar bu iki kavram eş anlamlı olarak kullanılsa da uygulamada özel gereksinimli çocukların kaynaştırma yoluyla eğitimlerine devam ettikleri görülmekte; bu nedenle otizm spektrum bozukluğu olan çocukların kaynaştırma yolu ile eğitimlerine yönelik bilgi vermek üzere hazırlanan bu modülde kaynaştırma teriminin kullanılması tercih edilmektedir.

Ülkemizde kaynaştırma uygulamaları ilk kez 1983 yılında çıkarılan Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar Kanunu ile gündeme getirilmiş, bu kanun ile özel gereksinimli çocukların normal gelişim gösteren akranları ile aynı ortamda eğitim almalarının, bir başka deyişle genel eğitim okullarına devam etmelerinin bir gereklilik olduğu vurgulanmıştır. Ardından 1997 yılında yayımlanan 573 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kaynaştırmanın nasıl yapılması gerektiği açıklanmış, özel gereksinimli çocukların genel eğitim okullarında/sınıflarında gereksinimlerinin karşılanması için uygun yöntem ve teknikler ile eğitim almaları kabul edilmiştir. Daha sonra 2005 yılında yürürlüğe giren 5378 Sayılı Özürlüler Hakkında Kanun,2006 yılında yayımlanan ve 2018 yılında güncellenerek son şekli verilen Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği temel alınarak kaynaştırma uygulamalarına ilişkin düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemelerle özel gereksinimli çocukların eğitsel değerlendirme ve tanılamalarının Rehberlik Araştırma Merkezleri tarafından yapılması ve çocuklar için en uygun öğretim ortamının belirlenerek bireyselleştirilmiş eğitim planı hazırlanması karara bağlanmıştır. Ayrıca bu düzenlemelerle çocukların ilk ve ortaöğretim kurumlarının uygun sınıflarına yerleştirilmesi, öğretim sürecinde gereksinimleri olan destek hizmetlerini sınıf içinde ya da destek eğitim odalarında almaları sağlanmış; çocukların başarılarının ise hem bulundukları kurumun sınıf geçme hükümleri hem de bireyselleştirilmiş eğitim planları temel alınarak değerlendirilmesine vurgu yapılmıştır. Ülkemizde ayrıca 2013 yılında kaynaştırma uygulamalarına rehber olması için bir kılavuz hazırlanmış; bu kılavuz 2017 yılında “Kaynaştırma/Bütünleştirme Uygulamaları Yoluyla Eğitim Uygulamaları” ismiyle bir genelge olarak yayımlanmıştır. Son olarak ise tam zamanlı kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitimlerine devam eden otizm spektrum bozukluğu olan çocukların okul ortamında desteklenmesi için kolaylaştırıcıların görevlendirilebileceğine dair Ocak 2020 tarihinde bir yasal düzenleme yapılmıştır. Bu yasal düzenleme ile tam zamanlı kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitimlerine devam eden otizm spektrum bozukluğu olan çocuklar için ailenin teklifi ve bireyselleştirilmiş eğitim programı (BEP) geliştirme biriminin kararı doğrultusunda çocukların sınıf içi ve dışında desteklenmesi amacıyla kolaylaştırıcı kişilerin okul ortamında bulunması sağlanmıştır.

Türkiye’de yasal düzenlemelerin diğer ülkelerdeki yasal düzenlemelere benzer olduğu, kaynaştırmaya yerleştirilecek çocukların özelliklerinden bu çocukların başarısının nasıl değerlendirileceğine kadar, kaynaştırmanın uygulanmasına ilişkin yapılacak tüm çalışmaların yönetmelik ve genelgelerde açıklandığı görülmektedir. Ancak kaynaştırmadan beklenen yararların elde edilebilmesi için yasal düzenlemeler yeterli olmamaktadır. Okul ve sınıfların, bir başka deyişle öğretim ortamlarının hazırlanması, öğretmenlerin özel eğitim, kaynaştırma, öğretimin bireyselleştirilmesi ve otizm spektrum bozukluğu olan çocukların davranış ve öğrenme özellikleri konularında bilgi ve deneyim kazanmış olmaları, hem çocuklar hem de öğretmenler için destek hizmetlerinin sağlanması gerekmektedir. Ayrıca kaynaştırmanın etkili olabilmesi için okulöncesi ve ilköğretim kurumlarının kurum müdürlerinin kaynaştırma konusunda bilgilendirilmesi ve kaynaştırmaya yönelik olumlu tutumlarının olması da gerekli görülmektedir. Alanyazında özel gereksinimli çocukların ve sınıf öğretmenlerinin öğretim sürecinde karşılaşacakları güçlüklerin yapılacak düzenlemelerle ve hazırlıklarla azaltılması ile özel gereksinimli olan ve olmayan çocukların birlikte eğitim almaktan daha çok yarar sağlayacakları sık sık vurgulanmaktadır. Ek olarak kaynaştırmanın özel gereksinimli çocukların sosyal ve dil gelişimlerini olumlu yönde etkilediği ve çocukları toplum yaşamına özel eğitim kurumlarından (ayrıştırılmış ortamlardan) daha iyi hazırladığı da belirtilmektedir. Ülkemizde 2018-2019 eğitim-öğretim yılında kaynaştırma yoluyla eğitime devam eden çocuk sayılarına ilişkin dağılımı incelemenizi öneririz.