BÖLÜM 1 - OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞUNU ANLAMAK

MODÜL 1
OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU

Otizm Spektrum Bozukluğuyla İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar

Modül Kazanımları

Aşılar Otizme Yol Açar

Yukarıda da açıklandığı gibi otizm spektrum bozukluğunun tam olarak nedeni ya da nedenlerinin ne olduğu bilinmemektedir. Aşıların otizme yol açtığına ilişkin bazı anektod görüşler (deneysel olarak neden-sonuç ilişkisi araştırılarak ileri sürülmeyip görüş ve deneyimlerine bağlı olarak ileri sürülen görüşler) söz konusudur; örneğin anne-babalar çocukları aşı olduktan sonra, özellikle otizmin geliştiğini ileri sürmüşlerdir. Bu görüşü destekleyen herhangi bir güçlü bulgu yoktur. Amerikan Pediyatri Akademisi 2017 yılında aşılarla otizm spektrum bozukluğu arasında bir ilişki olmadığını yayımlamıştır. Aşıların otizme yol açtığına inanılması aşıların içinde virüslerin etkin kalmasını korumak üzere kullanılan civa (thimerosal) maddesinden kaynaklanmaktadır. Oysa çeşitli ülkelerde aşılardan civa maddesinin çıkarılmasına rağmen otizm vakalarında herhangi azalma olmadığı gibi Dünya genelinde görülen artış devam etmektedir. Diğer taraftan aşılanmama önemli bir halk sağlığı sorunudur. Dolayısıyla, anne-babalara ve uzmanlara bu konuda endişe duymaları durumunda endişelerini çocuk hekimleriyle paylaşmaları önerilmektedir. Daha önce de ifade edildiği gibi, bazı çevresel ve genetik koşulların beyin gelişimini etkileyerek otizm spektrum bozukluğu riskini arttırdığı düşünülmektedir. Diğer taraftan, çevresel etmenler ve otizm arasındaki ilişkiler açıklanırken doğum sonrası enfeksiyonların da bir etmen olabileceğinden söz edilmişti. Kızamık, kabakulak ve kızamıkçık bu enfeksiyonlar arasındadır ve önleyici MMR aşısının (Kızamık-kabakulak-kızamıkçık aşısı) enfeksiyonlara bağlı otizm spektrum bozukluğu görülme olasılığına ilişkin riski düşürmekte yardımcı olabileceği ifade edilmektedir.

Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Bireylerde Zihinsel Yetersizlik Vardır

Otizm spektrum bozukluğu olan bireylerin çok önemli bir kısmı normal ve üstü bilişsel performansa sahiptir. Ancak, otizm tanısı almış olan bireylerin dil, iletişim ve sosyal etkileşim güçlükleri nedeniyle, bilişsel düzeylerini değerlendirmek oldukça zordur. Yapılan son araştırmalara göre otizm spektrum bozukluğu tanısı almış bireylerin yaklaşık %31’inin zihinsel yetersizlik (IQ<70), %25’inin zihinsel yetersizlik açısından sınır düzeyde (IQ 71-85) ve %44’ünün ise normal ve daha üst düzeyde zihinsel becerilere sahip oldukları ifade edilmiştir(Autism Speaks, 2017).

Diğer taraftan uzmanlar her iki durumu da daha iyi anlayabilmek için zihinsel yetersizlik ve otizm spektrum bozukluğu arasında genetik etmenler açısından olası ilişkileri araştırmaktadır.

Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Bireylerin Duyguları Yoktur ve Başkalarının Duygularını Anlayamazlar

Otizm spektrum bozukluğu olan bireyler mutlu, üzgün, kızgın olma gibi duygulara sahiptir. Başkalarının duygularını da anlayabilmektedirler. Ancak, duygularını anlamaları ve ifade etmeleri aynı zamanda başkalarının duygularını anlamaları toplumun genelinde olduğu gibi olmayabilmektedir. Böyle olması, otizmli bireylerin bu becerilerin olmadığını ortaya koymadığı gibi araştırmalar bu duyguları anlayarak ifade edebilme becerilerinin otizmli bireylere kazandırılabildiğini göstermektedir.

Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Bireyler İlişki Kuramaz ve Geliştiremezler

Sosyal etkileşim kurma ve sürdürme otizmli bireylerin yetersizlik sergiledikleri ve tanılama ölçütleri arasında bulunan becerilerdir. Ancak, böyle olması otizmli bireylerin ilişki kuramayacağı anlamına gelmemelidir. Çevrelerindeki diğer kişilerle duygusal bağ oluştururlar, duygularını toplumun çoğunluğu gibi ifade etmekte zorlanmaları bağlılık geliştirmeyeceklerini göstermez. Yakın dönem çalışmalarında otizmli bireylerin ilişki kurma konusunda istekli oldukları belirtilmektedir. Dolayısıyla, sosyal etkileşim kurma ve sürdürme konusunda desteklenmeleri bu isteklerini karşılayabilmeleri açısından da önemlidir.

Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Bireyler “Yağmur Adam” Filminde Olduğu Gibi Üstün Bazı Özelliklere Sahiptir

Otizm spektrum bozukluğu homojen bir yetersizlik alanı değildir. Bireyler otizmden farklı biçimlerde etkilenmektedir. “Yağmur Adam” filminde olduğu gibi, bazı otizmli bireylerin sıra dışı yetenekleri ve özellikleri olabileceği daha önce de açıklanmıştı. Örneğin, matematik alanında üstün yetenekli, müzik ya da resim alanında üstün yetenekli olabilirler, çok güçlü bir hafızaya sahip olabilirler. Ancak, tüm otizmli bireylerde sıralanan bu üstün yetenekler yoktur. Bu tür üstün yeteneklerin olması durumuna “savant otizm” denilmektedir ve otizm spektrum bozukluğu popülasyonunda her 10 bireyden 1’inde (1:10) görülmektedir.

Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Bireyler İyileşmezler

Her şeyden önce otizmin bir spektrum bozukluğu olduğu düşünüldüğünde spektrumda yer alan bireylerin bazılarının hafif, bazılarının ise yoğun desteğe gereksinim duyacağı kaçınılmazdır. Otizmli bireylere sunulan sağaltım ve eğitim sürecinde bilimsel dayanakları güçlü biçimde ortaya konmuş olan uygulamalı davranış analizi ilkelerine dayalı olarak geliştirilmiş uygulamaların kullanılması otizmli bireylerin spektrumdan daha az etkilenmelerini, diğer bir deyişle, otizmin iyileşmesine katkı sağlayabilmektedir. Bu uygulamalarda çocukların göz kontağı kurma becerileri, sosyal etkileşimleri ve dil becerileri anlamlı düzeyde artmaktadır. Önemli olan yoğun erken eğitim ile otizmli bireylerin, yaşamlarını zorlaştıran bazı özellikleriyle baş etmeyi öğrenmeleridir. Henüz otizmi tedavi eden sihirli ilaçlar ya da tedaviler yoktur ancak, erken yıllarda tanı konan ve müdahaleye başlanan çocuklarda gözlenen bazı belirtilerin azaldığı bilinmektedir. Diğer taraftan bazı otizmli bireylerin yaşamları boyunca desteğe gereksinim duyacakları da bilinen bir gerçektir.

Çocukta Gelişme Gözleniyorsa, Tanı Amacıyla Değerlendirmek Yerine "Bekle ve Gör" Yaklaşımı Uygun Olur

Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklar için erken tanı ve erken müdahale çocukların gelişimi üzerinde anlamlı değişikliklere yol açar. Bu nedenle çocuğun gelişiminde okumakta olduğunuz bu modülde açıklanan belirtiler ilk fark edildiğinde hemen tanı konması ve erken müdahale için harekete geçilmesi gereklidir. Anne-babalar ve uzmanlar kesinlikle "bekle ve gör" yaklaşımını benimsememeli, gözledikleri özelliklerin yaşla birlikte kaybolacağını beklememelidirler. Erken müdahale ve erken eğitim fark yaratır!

Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Çocukların Eğitimleri İçin En Uygun Eğitim Kurumu Seçeneği Özel Eğitim Kurumlarıdır

Otizmli çocukların ortak özellikleri olsa da her çocuğun kendine özgü özellikleri vardır. Unutulmaması gereken otizmin bir spektrum bozukluğu olduğudur. Dolayısıyla, zihinsel yetersizlikten etkilenen ve etkilenmeyen, sözel becerileri olan ve olmayan, eşlik eden diğer durumlara, örneğin psikiyatrik bozukluklar, sahip olan ve olmayan, sıradışı üstün yetenekleri olan ve olmayan gibi oldukça herterojen bir gruptur. Eğitim hizmetleri çocukların özel gereksinimleri temel alınarak planlanmalıdır. Erken dönemde etkili ve yaşa uygun, bireysel gereksinimlere odaklanan yoğun özel eğitim ile otizmli çocukların yaklaşık yarısı normal gelişim gösteren akranları ile birlikte aynı eğitim ortamlarında eğitim alabilir düzeye gelebilirler. Diğerleri ise günlük yaşamlarını minimum destek ya da herhangi bir destek almadan sürdürebilirler. Dolayısıyla, çocuğun performansı ve buna bağlı olarak gereksinimleri çocuk için en uygun eğitim kurumu seçeneğinin belirlenmesinde önemlidir.

Geç Yaşlarda Eğitime Başlayan Otizmli Bireyler Özel Eğitimden Yararlanamaz

Modülümüzde belirtildiği gibi erken başlanan özel eğitim ile otizmli bireyler en yoğun ilerlemeyi gösterme şansını bulurlar. Ancak yoğun özel eğitime ileriki yaşlarda dahi başlanmış olsa da otizmli bireyler bu eğitimden fayda sağlarlar. Özel eğitim hangi yaşta başlanmış olursa olsun otizmli bireylerin bağımsız yaşam becerilerinin ve hayat kalitelerinin artması açısından çok büyük önem taşımaktadır.